DOLAR

47,9621$%0,24

EURO

56,0614%-0,13

STERLİN

65,5511£%-0,03

GRAM ALTIN

7.107,39%2,12

ONS

4.603,39%1,87

BİST100

%

İstanbul AÇIK 27°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Neolitik Dönemin Kült Merkezi: Şanlıurfa Göbeklitepe

Şanlıurfa yakınlarındaki Göbeklitepe, MÖ 9600 yıllarına tarihlenen, dünyanın bilinen en eski anıtsal megalitik yapı topluluğu olup, yerleşik hayata geçiş öncesi ritüel merkezlerini temsil eder.

Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde, Şanlıurfa'nın Haliliye ilçesinde bulunan Göbeklitepe, Neolitik Çağ'a ait eşsiz bir arkeolojik sit alanıdır. MÖ 9600-9500 yılları arasına tarihlendirilen bu bölge, insanlık tarihinin bilinen en eski anıtsal yapısı kabul edilmektedir. Yerleşik yaşamın ve tarımın yaygınlaşmasından önceki bir döneme ait olan bu merkez, avcı-toplayıcı grupların inşa ettiği bir kült yapısı olarak değerlendirilmektedir. Alan, 300×300 metrelik bir coğrafyayı kapsayan kireç taşı platosu üzerine kurulmuş, dairesel ve dörtgen planlı yapılardan oluşmaktadır.

Sitenin mimari yapısı, T biçimli dikilitaşlar ve bunları çevreleyen taş duvarlar üzerine kuruludur. III. Tabaka olarak adlandırılan en eski katmanda, 10-12 dikilitaşın dairesel düzende dizildiği ve merkezde karşılıklı iki büyük dikilitaşın yer aldığı yapılar saptanmıştır. Bu dikilitaşlar, stilize insan formlarını temsil eden yontular olarak yorumlanmaktadır; D yapısında görülen el, kol ve kemer motifleri, figürlerin insanı betimlediğine dair kanıtlar sunar. Dikilitaşlar üzerindeki kabartmalarda boğa, tilki, yılan, akbaba ve yaban domuzu gibi çok çeşitli hayvan figürleri yer almaktadır. Klaus Schmidt gibi araştırmacılar, bu yapının bir yerleşim yerinden ziyade, toplumsal inanışların ve mitolojik anlatıların yaşatıldığı bir tapınak merkezi olduğunu belirtmektedir.

Arkeolojik bulgular, yapıların bilinçli olarak bir yığınla örtüldüğünü göstermektedir. Bu dolgu malzemesi arasında çakmak taşı aletler ve hayvan kemiklerinin yanı sıra insan kafatası parçalarına rastlanmıştır. Kafatasları üzerinde yapılan incelemeler, kemiklerin sıyırma, kesme ve delme gibi işlemlere tabi tutulduğunu ve muhtemelen ritüel amaçlı asıldığını ortaya koymaktadır. Göbeklitepe'de henüz tarım bitkilerine dair bir kanıt bulunamamış olması, bölgenin tarım toplumu öncesi bir inanç odağı olduğu görüşünü desteklemektedir. 2011'de UNESCO Dünya Mirası geçici listesine alınan alan, 2018'de daimi listeye dahil edilmiş olup günümüzde Taş Tepeler arkeolojik projesinin bir parçasıdır. Tarihlendirme ve işlev konusunda kesin veriler sınırlı olsa da, Göbeklitepe, dinî motivasyonların tarihöncesi dönemde dahi örgütlenme biçimlerini belirleyen ana unsur olduğunu kanıtlayan bir dönüm noktası olarak görülmektedir.

Göbeklitepe'nin evrensel değeri, yalnızca mimari büyüklüğüyle değil, aynı zamanda insanlık tarihinin avcı-toplayıcı yaşam biçiminden ilk tarım topluluklarına geçiş sürecindeki kritik rolüyle de tanımlanmaktadır. UNESCO tarafından belirlenen kriterlere göre bu alan, insan yaratıcılığının ve mühendislik becerilerinin, henüz yerleşik düzenin tam anlamıyla kurulmadığı bir dönemde ulaştığı yüksek seviyeyi belgelemektedir. T biçimli kireç taşı sütunların, yakınlardaki platolardan tek parça halinde kesilip işlenerek taşınması, o dönemde uzmanlaşmış zanaatkârların varlığına ve toplum içinde hiyerarşik bir örgütlenme biçiminin filizlenmeye başladığına dair güçlü bir kanıt olarak değerlendirilmektedir. Bu anıtsal yapılar, sadece birer tapınak değil, aynı zamanda bölgedeki farklı grupların sosyal ağlarını güçlendiren, ortak ritüellerin ve inançların paylaşıldığı bir merkez işlevi görmüştür. Üst Mezopotamya'nın bu çekirdek bölgesinde, benzer mimari ögelerin ve sembolik dilin farklı merkezlerde de görülmesi, Neolitikleşme sürecinin geniş bir coğrafyada etkileşim halinde ilerlediğini ortaya koymaktadır.

Derece Arkeolojik Sit Alanı statüsüne kavuşmuştur. Günümüzde Kültür ve Turizm Bakanlığı, Şanlıurfa Müzesi ve Alman Arkeoloji Enstitüsü iş birliğiyle yürütülen çalışmalar, alanın fiziksel bütünlüğünün korunması ve gelecek nesillere aktarılması için titiz bir izleme programı ile sürdürülmektedir. Gelecekteki altyapı projeleri ve artan ziyaretçi trafiği, alanın bütünlüğünü korumak adına dikkatle yönetilmesi gereken unsurlar arasında yer almaktadır.


Kaynak: Seninle Haber Tarih Araştırması · Türkçe Vikipedi

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Sıradaki haber:

Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve Tarihsel Arka Planı

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.