45,9032$% 0.04
53,4538€% 0.13
61,7085£% -0.04
6.514,17%-2,04
4.418,94%-1,96
13.662,75%-1,64
Dün yaşanan doğrudan İsrail-İran saldırılarıyla Orta Doğu’da yeni bir sayfa açılırken, bu çatışmanın kökleri sadece son aylara değil, yarım asra yakın bir tarihsel sürece dayanıyor. Bir zamanların bölgesel müttefikleri olan bu iki devletin, günümüzdeki ölümcül düşmanlığına dönüşüm serüveni, stratejik çıkarlar, ideolojik farklılıklar ve nükleer endişelerle örülü karmaşık bir hikâyeye sahip.

1979 İran İslam Devrimi öncesinde, Şah döneminde, İran ve İsrail arasında gizli de olsa güçlü bir iş birliği vardı. İsrail, bölgedeki Arap milliyetçiliğine karşı bir müttefik bulurken, İran da Sovyetler Birliği tehdidine karşı Batı yanlısı bir denge unsuru arıyordu. Ancak 1979’da Ayetullah Humeyni liderliğindeki devrim, bu dengeyi altüst etti. Yeni İslami rejim, İsrail’i “Siyonist düşman” ve “Batı emperyalizminin uzantısı” olarak ilan etti. İsrail’in tanınması iptal edildi, diplomatik misyonu kapatıldı ve yerine Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) temsilciliği açıldı. Bu, sadece diplomatik bir kopuş değil, aynı zamanda bölgesel jeopolitikte ideolojik bir fay hattının oluşması anlamına geliyordu.

2000’li yılların başından itibaren İran’ın nükleer programı, İsrail için varoluşsal bir tehdit algısı yarattı. İsrail, İran’ın nükleer silah elde etmesini “kırmızı çizgi” olarak tanımlarken, İran programının barışçıl amaçlı olduğunu ve uluslararası denetime açık olduğunu savundu. Bu dönemde İsrail, İran’ın nükleer bilim adamlarına yönelik suikastlar, siber saldırılar (Stuxnet virüsü gibi) ve sabotaj eylemleri düzenlediği iddialarıyla sıkça gündeme geldi. İran da bu saldırıların ardında İsrail’in olduğunu belirtti ve misilleme hakkını saklı tuttuğunu açıkladı. Nükleer program, iki ülke arasındaki güvensizliği ve askeri yığınağı körükleyen en büyük unsur haline geldi.

İran, 1980’lerden itibaren “Direnç Ekseni” adını verdiği bir bölgesel müttefikler ve vekâlet güçleri ağı kurdu. Bu ağ, İsrail’e karşı stratejik bir derinlik ve asimetrik bir tehdit oluşturmayı amaçlıyordu. Bu ağın en belirgin unsurları şunlardır:
Gölge savaşın doğrudan çatışmaya dönüşmesinde son dönemeçler, son aylarda hızla yaşandı:

Bu gelişmeler, Orta Doğu’nun kırılgan dengesini altüst ederken, küresel güçlerin de bölgeye müdahale riskini artırıyor. Nükleer gerilim, vekalet savaşları ve karşılıklı saldırılarla beslenen bu düşmanlık, dünyanın en hassas bölgelerinden birinde belirsiz ve tehlikeli bir geleceğin kapılarını aralıyor.
Dün ise İsrail’in “Yükselen Aslan” kod adlı kapsamlı hava harekâtıyla İran’ın askeri ve nükleer altyapısını hedef alması, İran’dan da aynı şekilde misilleme gelmesi, iki ülke arasındaki vekâlet savaşının açık, doğrudan bir çatışmaya dönüştüğünü gösterdi. Dünya, bu gelişmelerin Orta Doğu’da ve küresel çapta yaratacağı sonuçları endişeyle izliyor.
Gerilim Zirvede: İsrail ve İran Karşılıklı Saldırılarla Birbirini Vuruyor!
1
Jeopolitik Eksenin Kilit Ülkesi Türkiye, Bölgesel Stratejiler ve Dış Güçlerin Sınırlamaları
2
Erdoğan’dan Altı Lidere Kritik Çağrı: “İsrail Durdurulmazsa Bölge Cehenneme Döner!”
3
Ankara’dan Washington’a Diplomatik Köprü: Erdoğan-Trump Hattında İsrail-İran Krizi!
4
İran’ın Detaylı Tarihi
5
Labubu Savaşı: Pop Mart Mağaza Satışlarını Geçici Olarak Durdurdu!
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.