42,5361$% 0.06
49,6321€% 0
56,8016£% -0.03
5.760,18%0,14
4.216,96%0,18
10.918,51%-1,07
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sözcüsü Deniz Yücel, partisinin genel merkezinde yaptığı kapsamlı açıklamada, “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında kurulacak komisyona ilişkin önemli mesajlar verdi. Yücel, CHP’nin bu komisyonda yer almayı arzuladığını ve katkı koymak istediğini belirtirken, katılımın koşulsuz veya kayıtsız şartsız olmayacağının altını çizdi. Sürecin işleyişi, diğer aktörlerin tavırları, samimiyetleri ve şeffaflığın CHP’nin tavrında belirleyici olacağını ifade etti.

Yücel, açıklamasının başında eski CHP Genel Başkanı Altan Öymen ve Bursa Milletvekili Lale Karabıyık’a rahmet dileyerek sözlerine başladı. Ardından, “Demokrasi, eşitlik, özgürlük, sosyal adalet vaatleriyle iktidara gelen, ülkeyi 23 yıl tek başına yöneten bir iktidarın, seçilmişlere zulmettiği bir dönem yaşıyoruz” diyerek iktidarı sert sözlerle eleştirdi. 31 Mart yerel seçimlerindeki başarısızlığın hazımsızlığı ve eriyen oyların paniğiyle, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na ve 15 belediye başkanına “hukuk kılıfı altında siyasi operasyonlarla darbe yapıldığını” iddia etti. Yücel, “Millet iradesi 121 gündür tutsak” ifadesini kullanarak, bu tutuklamaların ve görevden uzaklaştırmaların arkasında hukuksuzluk ve organize bir kötülük olduğunu savundu.
CHP Sözcüsü, 19 Mart hukuk darbesinin üzerinden dört ay geçmesine rağmen hala iddianame olmamasına tepki gösterdi. Yüzlerce kişinin soyut iddialarla cezaevinde tutulduğunu, “etkin pişmanlık” kılıfı altında akla gelmeyecek iftiralar atıldığını ve yandaş basına servis edilen kurgu görüntülerle algı operasyonu derinleştirildiğini belirtti.
Özellikle soruşturmaları yürüten kişilerden birinin “Beyaz Toros” hatırlatması yapmasını sert bir dille eleştiren Yücel, “Beyaz Toros maketiyle mesaj vermeye çalışandan ne hukukçu olur ne de Savcı” dedi. Bir savcının gücünün yasalardan ve hukukun üstünlüğünden geldiğini, siyasi bir partiye yaranma telaşıyla hareket eden bir yargı mensubunda büyük bir çürümüşlük olduğunu savundu.
İstanbul ile başlayıp sadece CHP’li belediyeler hakkında yürütülen siyasi operasyonlarda savunma hakkı, adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi gibi temel hakların ihlal edildiğini belirten Yücel, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı ve İstanbul Adliyesi’nde görevli iki savcı hakkında Hakimler ve Savcılar Kurulu’na şikayette bulunduklarını açıkladı.
Özellikle hızla kilo kaybeden, geçmişte iki kez kanser atlatmış olan Mehmet Murat Çalık‘ın sağlık durumuna dikkat çeken Yücel, Çalık’ın İzmir Şehir Hastanesi’nde tedaviye alındığını, ameliyat geçirdiğini ve yoğun bakımda kaldığını belirtti. Bu durumun Çalık ve ailesi için işkenceye dönüştüğünü vurgulayarak, “Mehmet Murat Çalık Başkanımız derhal tahliye edilmelidir. Bu cümleye eklenecek, ‘ama, fakat, çünkü’ gibi sözcükler yoktur” çağrısında bulundu. Yücel, Çalık’a ve ailesine yaşatılanların büyük bir vicdansızlık olduğunu ve sorumluların hukuk önünde hesap vereceğini söyledi.
Yücel, temmuz ayının sonuna gelinmesine rağmen iktidarın asgari ücreti artırmaya yönelik adım atmamasını eleştirdi. Açlık sınırının asgari ücretin üzerinde, yoksulluk sınırının ise en düşük emekli maaşının beş katı olduğunu belirterek, CHP’nin asgari ücretin 30 bin 205 lira, en düşük emekli maaşının da asgari ücret seviyesine çekilmesi yönündeki kanun tekliflerinin Meclis gündemine neden getirilmediğini sordu. İktidarın Meclis’i tatile sokmasını eleştiren Yücel, “Vatandaşta bıçak kemiğe dayandı ama AKP halka karşı üç maymunu oynamaya devam ediyor” dedi.
Kamuoyunda “zeytin yasası” olarak bilinen ve zeytinlikleri, meraları maden şirketlerine peşkeş çektiğini iddia ettiği kanunun kabul edilmesini de sert bir dille eleştiren Yücel, bu yasanın doğaya ihanet olduğunu savundu. “Kadim bir kültürün, bereketin, bolluğun simgesi olan zeytinin, maden şirketleri para kazanacak diye feda edilmesi, akıl ve izanla açıklanabilecek bir durum değildir” diyerek, yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuracaklarını duyurdu.
Yılın ilk altı ayında 1 milyona yakın vatandaşın işsizlik sigortası fonuna başvurması, kredi kartı ve ihtiyaç kredisi borçlarındaki artışa dikkat çeken Yücel, AKP iktidarının 2025 bütçesini ilk altı ayda harcadığını ve kasanın “tamtakır kuru bakır” kaldığını iddia etti. Tutarsız ekonomi politikaları nedeniyle ek bütçeye ihtiyaç duyulacağını ancak bu ek bütçeden yine asgari ücretliye ve emekliye bir şey düşmeyeceğini öngördü.
Milli Eğitim Bakanı’na yönelik de sert eleştirilerde bulunan Yücel, Bakanın “Cumhuriyet karşıtlığıyla tanınan, aklı ve bilimi reddeden ÇEDES projeleriyle, sevdalısı olduğu tarikat protokolleriyle bilinen, LGS sorularını çaldırıp, sonra utanmadan, hiçbir şey olmamış gibi davranabilen” bir şahıs olduğunu iddia ederek, derhal o koltuktan uzaklaştırılması gerektiğini savundu.
Açıklamasını yedi yıl önce şüpheli şekilde hayatını kaybeden Rabia Naz’ın babası Şaban Vatan’ın cezaevinde olmasına değinerek sonlandıran Yücel, “Acılı babaya yapılan eziyetin son bulmasını istiyoruz” dedi. Kızının katillerinin bulunamadığı bir ortamda babasının hapse atılmasının vicdansızlık olduğunu belirterek, “Bu ülkeyi adaletin ışığıyla aydınlatmaya başladığımız ilk gün, kimse kayırılmadan, kimse korunup kollanmadan Rabia Naz için adalet sağlanacaktır” sözünü verdi.
Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in Mehmet Murat Çalık hakkındaki açıklamalarının sorulması üzerine Yücel, “Vicdanı, adalet duygusu olan, insani duygularını kaybetmemiş hukukun üstünlüğüne inanan herkesin söyleyebileceği bir şey bu” dedi. Çalık’ın sağlık durumu dikkate alınarak adli kontrol tedbirleriyle tutuksuz yargılanmasının hukuki ve insani bir gereklilik olduğunu belirtti.
İzmir’deki bazı soruşturmalarda tahliyeler olduğu bilgisi üzerine ise Yücel, İzmir’deki soruşturmaların İstanbul gibi yürütülmemesi gerektiğini defalarca söylediklerini hatırlattı. İzmir’de iki hafta içinde iddianame düzenlenmesini ve dün 20 kişinin tahliye edilmesini “doğru işler” olarak nitelendiren Yücel, “İstanbul’da hukuk dışı yürütülen süreci nasıl eleştiriyorsak İzmir’de yapılan doğru işleri de takdir etmeyi biliriz” dedi. Aslolanın tutuksuz yargılama, adil yargılama ve temel hakların ihlal edilmemesi olduğunu vurguladı.
Deniz Yücel, “Terörsüz Türkiye” komisyonuna ilişkin soruya ise Yücel, CHP’nin bu sorunun Meclis çatısı altında şeffaf bir şekilde ve tüm siyasi partilerin temsil edildiği bir komisyon üzerinden çözülmesi fikrinin “fikir babası” olduğunu söyledi. Önerilerini yazılı olarak Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’a ilettiklerini belirten Yücel, “CHP bu komisyonda bulunmayı arzulamaktadır. Katkı koymak istemektedir. Ancak bu koşulsuz ya da kayıtsız şartsız bu komisyonda yer alacağı anlamına gelmemektedir” dedi. Sürecin işleyişi, diğer aktörlerin tavırları, samimiyetleri ve şeffaflığının CHP’nin alacağı tavır konusunda önemli bir etken olacağını yineleyerek sözlerini tamamladı.
Millî Savunma Bakanlığı’ndan “Şehitlik Statüsü” İddialarına Yalanlama
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.