DOLAR

45,0353$% 0.22

EURO

52,6528% -0.04

STERLİN

60,6985£% -0.04

GRAM ALTIN

6.770,79%-0,11

ONS

4.685,60%-0,15

BİST100

14.335,49%-0,28

İstanbul AZ BULUTLU 14°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Silivri’de Duygu Dolu Anlar: Özgür Özel, Buğra Gökce’nin Nikahına Şahitlik Yaptı Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Silivri Cezaevi’nde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nu ziyaret etti. Özel ayrıca İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökçe’nin cezaevindeki nikah törenine şahitlik etti.

Ziyaretin ardından açıklama yapan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Değerli arkadaşlar yine Silivri’deyiz. Hani derler ya ‘hayırlı bir iş için’ buraya geldik. Özünde çok hayırlı bir iş için geldik. Ama bu hayırlı işi, düşman hukuku uygulanan arkadaşlarımızla beraber bu uğursuz mekanda yapmak zorunda kaldık. Onun için öncelikle şunu söyleyeyim. İçeride de evlenme cüzdanını takdim ederken Buğra ve Filiz’e bu töreni tekrarlayacağımızı söyledim. Milyonların bugün kalbinin burada olduğunu ve çok kalabalık, çok neşeli bir törenle bunu tekrarlayacağımıza olan inancımızı vurgulayarak orada sözlerimi tamamlamıştım. Burada bunu ifade edeyim” “Dün akşam 12’ye 10 kala aileden sadece iki kişi, Genel Başkana da izin yok, milletvekillerine de yok. ‘Sonrasında ziyaret yaparlar’ diye hepimizi çok üzen bir cevapla günü tamamlamıştık. Bugün sabah 07.30-08.00 itibariyle hangi akıl egemen olduysa, kim vesile olduysa, bu kadarına da şükrediyoruz. Hiç olmazsa AK Parti’nin içinde bir vicdanlı ses, gitmiş bir şey söylemiş, ‘Yahu aileye izin verelim. Nikah şahidi de genel başkan olsun’ diye. Bugün sabah 09.00 itibariyle bildirildi. Bu kısmına emeği olan kim varsa, her şeye rağmen sürecin bütününe olan bütün kızgınlığımıza ve tepkimize rağmen buna vesile olan kişi ve kişilere teşekkür ederiz. Hiç olmazsa bu analar, bu babalar, bu kardeşler hiç olmazsa işin bu kısmına tanık olabildiler. Bizler şahit olduk Ankara Milletvekilimiz Umut Akdoğan ile birlikte. Tabii fotoğraflar büyük bir hızlandırma ile Cuma gününe çıkacakmış. Biz cezaevinin önünde Buğra’sız bir fotoğraf çektirdik. Gelin hanımın elindeki aile cüzdanı, Silivri Cezaevi’nde takdim edildi. O cüzdanı tutan eldeki mendildeki yaşlarda boğulsunlar inşallah bize bu düşman hukukunu uygulayan akıl kimse. Bir kez daha aileye anlayış gösterilmesi için sabah devreye giren vicdana teşekkür ama bu düşman hukukunu uygulayan bu kirli ve kötü akla da en büyük tepkilerimizi göstermeye devam ediyoruz. Bizi burada teslim alamazlar. Zulümlerinde gelinlerin ve içerideki annelerin evlatlarının gözyaşlarında, gelin hanımın gözyaşlarında boğulacaklar. Evlatların gözyaşlarında boğulacaklar. Çünkü ahlaki üstünlük bizde kardeşim. Vicdani üstünlük bizde. Bu yüzden moral üstünlük bizde, psikolojik üstünlük bizde ve bugün akşam Esenler gibi Cumhuriyet Halk Partisi için zor bir meydanda, cumartesi Düzce gibi zor bir meydanda görün bakalım çoğunluk enerjisi kimdeymiş. Bir şeyi kazanacaksanız psikolojik üstünlüğünüz olacak, ahlaki üstünlüğünüz olacak, arkanızda çoğunluk enerjisi olacak. 2002 yılında AKP bunu yakaladığı, uğradığı mağduriyeti çoğunluk enerjisine çevirerek başarmıştı. Şu anda Ekrem İmamoğlu, biraz önce ziyaret ettim; 7 metrelik hücrede, göğün 7 kat üstünde büyük bir moralle duruyor. Onu içeride tutanlar sarayda oturuyorlar ama yerin yedi kat dibindeler, o psikoloji içindeler. O yüzden fiziğin, bedenin hapsolması değil; vicdanın hapsolması, vicdanlarda hapse düşmek önemli. Biz vicdanlarda dışarıdayız. Buğra, gelin hanımın yanında şu anda. Fiziken istedikleri kadar içeride tutmaya devam etsinler. Elbette bu zulüm, eninde sonunda son bulacak. Arkadaşlarımız içeri girdikleri gibi alınları açık, başları dik dışarıya çıkacaklar.”

“BU KADAR VİCDANSIZLIK OLMAZ”

“Bugün ben Kadriye Kasapoğlu’nu ziyaret ettim. Dün söylemiştim, ‘12 yaşındaki Çınar’ın gözyaşında boğulacaksınız’ diye. Bugün Kadriye Hanım’ın gözyaşlarına ama kendisine olan güvenine tanıklık ettim. Kadriye Hanım şunu söylüyor, bütün Türkiye’ye söylüyoruz. ‘Eğer’ diyor, ‘O telefon bir suç aleti olsaydı. Ben de delili, suç aletini gizleme ve karartma niyetinde olsaydım. Onu yıllar önce bilgi işleme verip de, bunu santrale yönlendirin, alet de sizde olsun, demek yerine denize atsaydım suç aletini, şimdi oğlumun yanındaydım’ diyor. Kadriye Hanım’ı ilk aldılar. ‘Bir sene önce satın aldığı arabanın üç yıl önce İpsala’dan çıkmasını, rüşvet paralarını bulamıyoruz Türkiye’de. Sen bu araba ile yurtdışına mı kaçırdın?’ dediler. Dedi ki ‘Ben o arabayı Aralık ayında satın aldım. Bundan iki – üç sene önce. Araba benim değildi.’ Satın aldığı günü, MASAK raporundaki para hareketliliğini ve dekontu gösterdi. ‘Şu aracın satın alma parası’ diye. ‘Hay Allah’ dediler. Yine de tutuklama talep ettiler.

Vicdanlı bir hakim saldı, ‘Bununla tutuklama mı olur?’ diye. Bu sefer telefonu bahane edip getirip, başka hakime düşürüp tutuklattılar. Suçu ne? Suçu; Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanıyken kullandığı telefonu, ‘Beylikdüzü’nden arayan olur. İBB Başkanı oldu havaya girdi telefonunu değiştirmiş, demesinler’ diye telefonunu yönlendirmiş. ‘Bu telefonu alın. Santrale yönlendirin. Cihaz sizde dursun’ diyen Kadriye Hanım. Bakın ‘Beylikdüzü Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu’ diye kayıtlı bende. Arıyor o numarayı. Numara da 0532 721 03 25. Bu telefon numarası hepimizde olan, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 2 milyon üyesinin görebildiği numara. Ekrem İmamoğlu’na sorduklarında telefon numarası, mevcut kullandığı hattını, kendi telefonunu, iki hat kullanıyordu. Daha çok ailesinde, daha az kişide olan numarasını söyleyip, sonra ‘Bir dakika, bir dakika. Bir numaram daha var’ deyip, söylediği numara bu sorgu tutanağında. Bu numarayı bulamamışlarmış. Hepimizde kayıtlı, her yerde. ‘O cihazı al sen bilgi işlemden yönlendirmeyi yap, cihaz da sizde dursun, kapalı olsun ama yönlendirin’ denilen cihazı bulmuşlar. Kadriye Hanım’a ‘Bu cihazı’, yönlendirdiği cihazı ‘Neden verdin?’ Vermeyip denize atsa bugün soracak bir soru yok. Cihaz yok. İçinden bir şey çıkmış mı? Bir yazışma, bir çizişme? Hiçbir şey yok. Bu kadar vicdansızlık olmaz. Olacak bir iş değildir.”

Silivri’de Duygu Dolu Anlar: Özgür Özel, Buğra Gökce’nin Nikahına Şahitlik Yaptı

“Buradan şu kadarını söylemek istiyorum. Ekrem İmamoğlu’nun masumiyetine, Kadriye Hanım’ın masumiyetine, Koruma Müdürü Mustafa’nın masumiyetine, belediye başkanlarımızın masumiyetine, burada sırf bir suç örgütü varmış gibi göstermek için tutulan bürokrat arkadaşlarımızın masumiyetine hepimiz kefiliz. Bugün burada nasıl bu nikaha şahitlik ettiysem, ben bu arkadaşların dürüstlüğüne, çalışkanlığına, namuslarına kefilim ve şahitlik ediyorum bir kez daha. Sözümüze değer veren herkese söylüyorum. Karşımızda çocukla uğraşan, kadınla uğraşan, aileyle uğraşan, eline almış çubuğu ‘Bak bak arkasında Mustafa Bey’ diyor. Ya yakın koruma ne demek, koruma müdürü ne demek? Bu arkadaşlarla uğraşan bir yapı var. Herkesi annesinden, babasından uzaklara süren bir yapı var. Annem İzmir’de oturuyor. Şimdi geldi oğlunu her hafta görebilmek için açık görüşte, burada misafirhaneye yerleşti, misafirhanede kalıyor. 500 kilometre ötede. Arkadaşlarımızı buradan dağıtıyorlar, aile görüşleri nasıl olacak? Bu zulümle dirençlerini kırmaya çalışıyorlar. Sonra karşılarına çıkıyorlar, ‘Avukatım yok’, ‘Avukata ne gerek var? Avukatın yanında rahat değilsin sen. Benim istediğim gibi ifade var, kavuş anana, kavuş evladına, kavuş eşine.’ ‘Nasıl ifade vereceğim?’ ‘Ekrem İmamoğlu’nu suçlayan, Ekrem İmamoğlu başta ve bir sistem kurdu.’ ‘Yok’ diyorlar ‘yok.’ Bakın 2019’dan önceki dosyaları, işte Nuri Bey burada. Savcılık yazıyor, şu şirketin dosyalarını. Yolluyorlar. ‘Niye bu kadar çok? Biz 2019’dan öncesini istemiyoruz.’ Yani ‘AK Parti döneminde bir yolsuzluk varsa ben ilgilenmiyorum’ diyor. ‘Ekrem İmamoğlu’na bir suç bulmam lazım.’ Hadi 100 kere söyledim, ‘Yapmıyorum bunu’ de. Ben 2019 öncesi dosyalar, ihale dosyaları gelince ‘Bunları ben ne yapacağım? O dönemle ilgilenmiyorum demedim’ de. Kendi kendini ele verdi. İfade alıyor, ifadede AK Parti’ye yakın şirket ismi geçince, ‘Geç onu.’ AK Partili birinin adı geçince, ‘Geç onu.’ Bakın şöyle bir ifade olur mu? ‘Senden burada ihaleye girmemen için baskı, hiç yapıldı mı?’ ‘Evet efendim, yapıldı.’ ‘Kim yaptı?’ ‘Önceki dönem AK Parti döneminde alacak şirket önden belli oluyordu, bize ‘Çekil ihaleden’ deniyordu.’ ‘Ya bırak şimdi onu’ diyor, hatta o gün yolluyor ertesi gün bir daha, ‘Sen bu tarafı anlat’ diyor. AK Parti döneminde zorla sokulmadığı ihaleyi ifade edenin, tutanağını yarım bıraktırıp imzalatmayıp ertesi gün bir daha çağırıyor. Bakın ‘Tencere dibin kara’ diyorlar bize, biz ona ‘Seninki benden kara’ demiyoruz. Biz tertemiziz kardeşim, tertemiz. Bir kanıt bulamıyorsunuz. Kişi kendinden bilir işi, ‘Böyle yapmışsınızdır’ diyorsunuz. Yaptıysak bul hadi. Zorla itirafçı yaratmaya çalışıyor. Olur olmaz topluyor topluyor. Şimdi yeni sistemler. Bir sürü şirket. Ya dönüyor adamlara diyor ki ‘Dediğimiz gibi ifade ver.’ ‘Bak filanca bakanlıktan para alıyormuşsun. Ekmek yediğin, yemek yediğin yere ihanet etme.’ Bak ya. Devletin Bakanlığının ihalesini Ekrem İmamoğlu’na karşı ifade vermeyince ‘Ekmek yediğin yere ihanet ediyorsun’ diyor.”

“ARTIK ÖNÜMÜZE BAKALIM”

“Böyle bir durumdayız, gerçekten çok üzgünüz, çok kırgınız, çok kızgınız. Bu duyguların hepsini birden yaşadığımız bir günün içindeyiz. Küçücük çocukların gözyaşlarını, annelerin gözyaşlarını, planlanıp da nikah şahidi olacağımız bir nikahı demir parmaklıklar arkasında kıymayı, hepsini birlikte yaşadık. Bu sabah saatlerine kadar şu insanlara ‘İçinizden iki kişiyi seçin’ dediler. Bana ‘Sen şahit olamazsın’ dediler. Belediye Başkanımıza ‘Nikahı o kıymayacak, memur yollayacak’ dediler. Bu bile bu sabah AK Parti’den bir vicdanlı sesin ‘Bu kadarı da ayıp artık’ demesiyle düzeldi arkadaşlar. Ne desek boş, ne desek boş. Ama Türkiye’nin huzura ihtiyacı var, Türk ekonomisinin güvene ihtiyacı var. Türkiye’nin kavgaya değil, Türkiye’nin hukuka uygun yönetilmesine ve muhalefetin de bu şartlarda muhalefet görevi yapmasına ihtiyaç var. Savaş ilan ettiler bize, ‘Savaştayız’ dedim. Savaşta nasıl davranılıyorsa biz öyle davranıyoruz. Şimdi 50 yıllık çatışmaları bitirip, barış süreci, çözüm süreci ve süreç süreci başlatanlara sesleniyorum. Bu çatışmayı bitirin, işimize gücümüze bakalım.

Bütün Türkiye işine gücüne baksın, önümüze bakalım. Bize düşman hukuku uyguladıkça, size savaşta savaş ilan edilmiş bir parti, bir yapı nasıl cevap verirse öyle cevap vermeye devam edeceğiz. Avrupa’da ‘Dün dost bildiklerim’ diye dönmüş, Türkiye’deki demokrasiyi savunan ve bizimle dayanışma gösterenlere sitem ediyor. Ne oldu ya? Bu işler olmasaydı ‘dostum’ demeye devam ederdin. İyi ilişkiler devam ederdi, biz de katkı sağlardık. Benim de dostum, senin de dostun. Benim akrabam, senin mevkidaşın. Niye bozulsun ilişkiler? Sen bozdun. Darbenin arkasında durana, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’ndan petrol ver, darbenin karşısında duranlara laf et. Ben demedim mi ‘Ben Sosyalist Enternasyonel’de Başkan Yardımcısıyım. Türkiye’nin menfaatine bu ülkelerde ne varsa ben savunurum, bize de bilgi verin’ dedim. Bunu kamuoyuna da açık söyledim. Böyle bir muhalefet anlayışını ‘Efendim bizi yurt dışına şikayet etme.’ 15 Temmuz’da yardım iste, ‘Birlikte gezelim, yurt dışına birlikte anlatalım’ de. Birlikte gitmedik ama her platformda onun bir darbe olduğunu anlattık. Başörtüsü krizinde çık, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine sığın ve, oradan karar çıkar, Türkiye’yi cezalandır. Parti kapatma davasında heyet oluştur dört kişilik Avrupa’yı gezdir. Bize darbe olunca ‘Susun.’ Öyle bir şey yok. Darbeden vazgeçeceksin, o gün susacağız. Yoksa bütün dünyada da Türkiye’de de duymayan kalmayacak. Dağın başındaki Yörük çadırında da bunu anlatacağım, Sosyalist Enternasyonel’de de anlatacağım, Avrupa Parlamentosu’na da anlatacağım bütün dünyaya da anlatacağım. İşler oralarda bozulunca ‘CHP, Türkiye ile Avrupa ilişkilerini bozuyor.’ Bozdurmayaydın, bozdurmayaydın. Filiz Hanım’a bu haliyle demir parmaklıklar arkasında nikah kıydıran sen değil misin? İstanbul’un seçilmiş, üç kere seçilmiş emin insanını, İstanbul’un itimat ettiğini burada içeride tutan sen değil misin? Herkes ettiğini buluyor. Bize ederseniz beterini bulmaya devam edeceksiniz.”

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Sıradaki haber:

İstanbul’da Klasik Motosiklet Şöleni: The Distinguished Gentleman’s Ride Büyüledi

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

casino siteleri

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.