44,8676$% 0.24
52,8963€% 0.01
60,7928£% 0.13
7.004,85%1,65
4.856,49%1,41
14.587,93%2,72
Dünya genelinde her yıl 1,5 milyondan fazla kişide rastlanan baş-boyun kanserleri, tüm kanser vakalarının yaklaşık yüzde 10’unu oluşturuyor. Sigara ve alkol tüketimi en önemli risk faktörleri arasında yer alırken, sigara kullanan kişilerde bu tür kanserlere yakalanma riski 5 ila 25 kat artıyor. Bununla birlikte HPV (İnsan Papilloma Virüsü), Epstein-Barr virüsü (EBV), uzun süreli güneş ışınına maruz kalma, çevresel zararlı kimyasallar ve genetik yatkınlık da hastalığın gelişiminde etkili olabiliyor.

Memorial Şişli Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Seyit Mehmet Ceylan, baş-boyun kanserlerinin gelişim nedenleri, erken belirtileri ve güncel tedavi seçenekleri hakkında önemli bilgiler verdi.
Baş-boyun bölgesi kanserlerinde tütün ve alkol tüketimi temel risk faktörlerini oluşturuyor. Ancak son yıllarda özellikle gelişmiş ülkelerde sigara kullanımının azalmasına rağmen vaka sayısının artmasının temel nedenlerinden biri HPV enfeksiyonlarının yaygınlaşması olarak gösteriliyor.
HPV aşısının yalnızca rahim ağzı kanserine karşı değil, baş-boyun kanserlerinden korunmak için de önemli bir koruyucu olduğu vurgulanıyor.
En sık görülen baş-boyun kanseri türleri şunlardır:
Tümörün yerleşim yerine göre belirtiler değişiklik gösterebilir:
İki haftadan uzun süren ses kısıklığı, ağız içi yaralar ya da burun tıkanıklığı yaşayan; özellikle sigara ve alkol kullanan bireylerin gecikmeden bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurması erken tanı açısından hayati önem taşır.
Doç. Dr. Ceylan, erken tanı konan hastalarda tedavinin hem daha başarılı hem de fonksiyon kaybı açısından daha koruyucu olduğunun altını çiziyor. Baş-boyun kanseri tedavisinde; cerrahi müdahale, radyoterapi, kemoterapi ve son yıllarda önemli gelişmeler kaydedilen immünoterapi seçenekleri hasta özelinde planlanıyor.
Modern tedavilerde multidisipliner yaklaşım esas alınmakta olup; baş-boyun cerrahı, medikal onkolog ve radyasyon onkologları birlikte çalışıyor.
Günümüzde kapalı (endoskopik) ve lazer destekli cerrahi yöntemler, dışarıdan kesi yapılmasına gerek kalmadan tümörün çıkarılmasını sağlıyor. Bu yöntemler sayesinde hastaların hastanede kalış süresi azalıyor, iyileşme süreci hızlanıyor ve estetik açıdan daha iyi sonuçlar elde ediliyor.
İleri vakalarda uygulanması gereken geniş cerrahilerde gelişmiş doku transferleri (flap) aracılığıyla doğacak fonksiyon kayıpları (konuşma, yutma, çiğneme gibi) en aza indiriliyor. 3D yazıcı teknolojileri ile hastaya özel rekonstrüksiyon materyalleri üretilebiliyor.

28 Gün Komada Kalan Genç, Mucizevi Şekilde Hayata Döndü
1
Uluslararası Literatüre Girdi: Ankara’da Yapılan Ameliyat Tıp Tarihine Geçti
2
Mimarlar Odası’ndan Torba Yasa Uyarısı: Doğa ve Gelecek Tehlikede
3
Anoreksiya Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Tedavi Süreci
4
SMA Hastaları İçin Umut ve Dayanışma: 4. Ulusal SMA Kampı Eskişehir’de Gerçekleştirildi
5
81 İlde Eş Zamanlı Sağlık Taraması Başladı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.