45,9120$% 0.04
53,4411€% 0.1
61,7053£% -0.05
6.610,60%-0,59
4.470,69%-0,81
13.662,75%-1,64
Özgür Özel Erken Seçim Panikleri İmamoğlu nun Adaylığı Darbeyi Tetikledi, Türkiye siyasi tarihinde “kara bir leke” olarak nitelendirilen 19 Mart darbesinin üzerinden 104 gün geçerken, Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğu 100. gününe ulaştı. Muhalefet, milli iradenin “adliyelerde ve saray koridorlarında boğulmaya çalışıldığını” ve “halkın egemenliğine pusular kurulduğunu” belirterek, bu süreci “demokrasinin ve adaletin yüz karası” olarak tanımlıyor.

15.5 milyon insanın oy verdiği bir Cumhurbaşkanı Adayının, adaylığını ilan ettiği gün tutuklanması, siyasi kulislerde büyük yankı uyandırdı. Bu durum, “milletin henüz tecelli etmemiş iradesinin, ilan edilmemiş de olsa zaferinin 100. günü” olarak yorumlanıyor. İktidarın bu eylemle aslında “kaybettiğini itiraf ettiği” ve “bir avuç insandan oluşan yapının, baskıyla ayakta durmaya çalışan yitik bir rejimi temsil ettiği” ifade ediliyor.
Muhalefet, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) birinci parti olmasının ardından iktidarın hizmette yarışmak yerine “panik ve kibirle millete cephe aldığını” öne sürüyor. Ekrem İmamoğlu liderliğindeki belediyelerin ekonomik olarak zor duruma düşürülmeye çalışıldığı, SGK ve vergi borçlarının tek seferde tahsil edilmeye çalışıldığı belirtiliyor.
Ekonomik baskıların sonuç vermemesi üzerine iktidarın “yargı kumpaslarına” başvurduğu iddia ediliyor. Bu kapsamda, daha önce Canan Kaftancıoğlu, Enis Berberoğlu, Selahattin Demirtaş gibi isimlerin davalarında görev alan ve ardından bakan yardımcısı olarak ödüllendirilen bir başsavcının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na atanması eleştiriliyor. Bu atama sonrasında “adaletin ayaklar altına alındığı” ve muhalif siyasetçilere, gazetecilere, belediye başkanlarına ve bürokratlara yönelik haksız soruşturmalar ve tutuklamaların başladığı iddia ediliyor.

Tutuklanan Belediye Başkanları ve Bürokratlar:
Bu isimlerle birlikte çok sayıda bürokratın da “görevlerini hakkaniyetle yaptıkları” ve “iftira talimatlarına uymadıkları” gerekçesiyle tutuklu olduğu belirtiliyor.
İktidarın İmamoğlu’nun adaylığını engellemek için “tüm tuşlara birden bastığı” ifade ediliyor. Ekrem İmamoğlu’nun ön seçim başvurusundan bir gün sonra, 22 Şubat’ta, 31 yıllık diplomasına soruşturma açıldığı dile getiriliyor. Bu hukuksuzluğa razı gelmeyen fakülte dekanının istifa ettiği, üniversite yönetim kurulunun yetkisizce İmamoğlu’nun diplomasını iptal ettiği öne sürülüyor. Bu kararın, “bu ülkede hiçbir kağıdın değerinin olmadığını, canları istediğinde herkesin mazbatasına, tapusuna, diplomasına çökebileceklerini ilan ettiği” belirtiliyor.

Diploma iptalinden saatler sonra İmamoğlu’nun evine yüzlerce polisle baskın yapıldığı, gösterilerin yasaklandığı, meydanların ablukaya alındığı ve ulaşımın engellendiği anlatılıyor. Ancak bu engellemelere rağmen halkın direniş gösterdiği ve Cumhuriyet Halk Partililerin Vatan Emniyet önünde ve Beyazıt Meydanı’nda toplanarak Saraçhane’ye yürüdüğü ifade ediliyor.
23 Mart’ta yapılması planlanan ön seçimin engellenmeye çalışılması üzerine, CHP’nin “dayanışma sandıkları” kurarak milleti sandıklara davet ettiği ve 15.5 milyon vatandaşın sandığa giderek oy kullandığı bilgisi veriliyor.
Metinde, tutuklama sürecinde atılan yalanlar ve iftiralara dikkat çekiliyor. MASAK raporlarının “çarpıtma ve hatalarla dolu olduğu” iddia ediliyor. İlk MASAK raporunda “suç geliri aklama suçu bulunamadığı” ancak savcılığın takdirine bırakıldığı belirtilirken, ikinci rapordaki bilgilerin ise “dört ila sekiz kat şişirildiği” öne sürülüyor. Ekrem İmamoğlu’nun oğlunun yurt dışına para kaçırdığı iddialarına karşılık, paranın annesi ve dedesinden alınan meşru birikimlerden karşılandığı belirtiliyor.

Tutuklulara yönelik psikolojik şiddet ve işkence iddiaları da metinde yer alıyor. Tutuklu kadınlara yönelik avukatsız sorgulamalar, tehditler ve uzak cezaevlerine sevkler gibi hukuksuz uygulamalar sıralanıyor. Ailelerin ziyaretlerinin engellendiği, bazı tutukluların adli suçluların bulunduğu koğuşlara yerleştirildiği ve yerde yatmak zorunda bırakıldığı belirtiliyor. MASAK raporlarındaki hataları ortaya koyan avukatların tutuklandığı, ailelere ve çocuklara yönelik tehdit ve baskıların uygulandığı iddia ediliyor.

19 Mart darbesinin ekonomiyi de olumsuz etkilediği ve “zaten krizdeki ekonomiyi hepten dibe batırdığı” ifade ediliyor. Darbenin mali ayağı olarak gösterilen Mehmet Şimşek’in “biz bu rezervleri bugünler için biriktirdik” sözleriyle “darbeye hazırlandıklarını itiraf ettiği” öne sürülüyor. 100 günlük faturanın 150 milyar dolar veya 6 trilyon lira olarak hesaplandığı, Türk lirasında değer kaybı yaşandığı ve Merkez Bankası’nın 60 milyar dolar rezerv sattığı belirtiliyor. Özgür Özel Erken Seçim Panikleri İmamoğlu nun Adaylığı Darbeyi Tetikledi

Son olarak, muhalefet lideri, bu süreçte yaşanan tüm hukuksuzlukların hesabının sorulacağı ve “adaletin er ya da geç açılacak bir kara kaplı defteri olduğu” vurgusu yapıyor. İmamoğlu’nu hedef alanların yenileceği ve milletin gönlünden sökülemeyeceği mesajı veriliyor.
CHP li Başkan Tugay Soruşturmanın Kaynağı Biz Değiliz
1
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Libya İçin Taziye, Gazze İçin Destek Mesajı
2
Dervişoğlu: “Türkiye’yi Türksüzleştirme girişimine geçit verilmeyecek”
3
Bahçeli: Acılarımız da Geleceğimiz de Ortaktır
4
Dervişoğlu: “Amerika Yazdı, PKK Parafladı, AKP-MHP İmzaladı!” Dervişoğlu’ndan Şok İddia!
5
DEM Parti İmralı heyeti, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüştü
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.