DOLAR

48,8471$%0,12

EURO

55,3999€%0,06

STERLİN

64,3746£%0,15

GRAM ALTIN

6.740,80%0,33

ONS

4.284,61%0,21

BİST100

%

İstanbul HAFİF YAĞMUR 24°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Nermin Yıldırım Kara, “Emekliye Değer Vermeyen Ülke Zenginliğini Yok Eder, Emeklilerin toplumdaki yerine dikkat çekerek sözlerine başlayan Kara,
“Bir ülkenin zenginliğinin ne kadar iyi ve etkili biçimde değerlendirildiğini
ölçmenin birçok farklı yolu vardır. Bu yöntemlerden birisi de emeklilerin
yaşam koşullarına bakmaktır. Emeklilerin yani zamanında ülkenin
zenginliğine alın teriyle katkı sağlamış yurttaşların refah içinde yaşaması,
nesiller arasında yapılmış bir sözleşmedir; ülkenin geçmişini ve geleceğini
bağlayan bir köprüdür.


AKP iktidarı, bu köprüyü, bilerek ve isteyerek dinamitlemiştir. Bu
köprüyü dinamitleyerek milyonlarca yurttaşımızı açlık ve sefalete ittiği
gibi, gelecek nesillerin çalışarak bir şeyler kazanabileceği umudunu yok
ederek, aslında, yarınlarımızı da karartmıştır.
Resmi SGK verilerine göre, ülkemizde, 16 milyon yurttaşımız yaşlılık,
malullük, ölüm aylığı, iş göremezlik geliri alıyor. 4A kapsamında yaşlılık
aylığı alan 8 milyon 818 bin, 4B kapsamında yaşlılık aylığı alan 1 milyon
800 bin, 4C kapsamında yaşlılık aylığı alan 1 milyon 669 bin kişi var. Yani
yaklaşık 12 milyon emekliden söz edebiliriz.
En düşük emekli aylığının 14 bin lira olmasının yanlışlığı, mantıksızlığı ve
faydasızlığı ne kadar vurgulansa azdır. Bugün 14 bin lirayla, özellikle
büyükşehirlerde, geçinebilmek için hiçbir şey yapamazsınız. Bu sayıyı
belirleyenlerin masa başından hesaplamalar yapmakla yetindiği ve büyük
olasılıkla emekli aylığı ödemesini sosyal güvenlik sistemi üzerinde bir
külfet olarak gördüğü barizdir. İktidarın külfet olarak gördüğü emekliler,
maaşlarının yetersizliği nedeniyle, aslında fiilen emekli olamadılar.
Emeklilik sonrasında çalışan sayısını SGDP’ye tabi sigortalı sayısındaki
artıştan görüyoruz: 2018 yılında 687 bin kişi bu prime tabi iken 2025
yılının ocak ayında bu sayı 2 milyona yükselmiş. Sizin eserinizdir, gurur
duyabilirsiniz.

Emeklilerin durumu konuşulurken kullanılan dil bile onların sorunlarını
görmezden gelmenin bir aracı. Sürekli olarak çay-simit hesaplarından, şu
kadar dairesi olan, “kirli çıkı” muamelesi yaptığınız emekliler, geçim
sorunlarının bu şekilde küçümsenmesinden bile utanır, rahatsız olur hale
geldiler. Sürekli bir yoksulluk hatta açlık korkusu içinde yaşamayı çay-
simit benzetmeleri ile geçiştiremeyiz.
Yemek pişirmek için kullanılan mutfak tüpünün ortalama fiyatı 980 lira.
Bu tüp 1 ay kullanılabiliyor. Sadece bu temel ihtiyaç malzemesinin fiyatı
bile bir emekli için katlanılmaz bir külfettir.

İktidar sözcüleri, “Tüp kullanmasın; doğal gaz kullansın, elektrik
kullansın” derlerse, orada da bir hileye başvurduğunuzu itiraf etmiş
olurlar. Elektrik ve doğal gaza devlet desteği diye müjdelenen şey, aslında,
bir matematik oyunudur. Elimizde örnek faturalar mevcut: Daha az
tüketim yapan hanelere, birim başına daha yüksek fiyattan doğal gaz ve
elektrik satmışsınız; devlet desteği verilmiş haliyle daha pahalı fatura
kesilmiş. Bu matematik oyunları şunu örtbas edemiyor: Mart ayında ilan
edilen açlık sınırı 23 bin lira. AKP iktidarı, emeklilere, adeta biyolojik bir
savaş açmış; onları açlığa mahkum etmiş durumdadır. Kendi emeklilerine
saldıran bir iktidarı herhalde tarih yazmamıştır.
Eskiden, özellikle devlet işletmelerinde çalışan ve buralardan emekli olan
çalışanlar, geleceklerine güvenle bakabilirdi. Devletin fabrikasından
emekli olmak demek hem kendisi hem de ailesi için güvence sahibi olmak
demekti. Artık insanlar emekli olabilme hakkı için mücadele edecek
duruma geldiler. Staj ve çıraklık mağdurları böyle bir mücadele veriyor: İş
öğrenme süreci, çıraklık bahanesiyle tam zamanlı çalışmalarına rağmen
sigorta girişlerinin zamanında yapılmaması nedeniyle emekleri resmen
buharlaşmış insanlar bunlar. Talepleri de gayet basit: İlk işe giriş ve 4/A
tescil tarihlerinin, sigorta başlangıcı sayılması.
Emeklilere hak ettiği değeri vermeyen bir ülke, kuşaklar boyunca oluşmuş
zenginliğini yok ediyor demektir ve biz, böyle bir düzene karşı çıkmayı;
emekliler için de insanca yaşam koşullarını oluşturmayı bir görev
sayıyoruz” şeklinde konuştu.

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Sıradaki haber:

“Sınavsız Atamalarla Keyfilik Yaratılıyor!” Esen’den Hukuk Devleti Vurgusu.

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.