45,5464$% 0.25
53,0542€% -0.2
60,9101£% -0.24
6.669,39%-1,82
4.529,14%-2,60
14.341,99%-2,07
Kontrolsüz Harcama Ruh Sağlığını Tehdit Ediyor!, İnsanların acıdan kaçmak ve mutluluğu bulmak üzere programlandığını belirten uzmanlar, günümüzde mutluluğun sıklıkla para sahibi olmak ve tüketmekle eşleştirildiğini ifade ediyor. Ancak Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, para ve lüks tüketimin uzun vadede insanları mutlu etmeyeceğini vurguluyor. Demir, tüketim alışkanlıklarımızı psikolojik, sosyal, kişisel ve ekonomik faktörlerin belirlediğini ve reklamların insan zaaflarını kullanarak tüketimi artırmayı hedeflediğini belirtiyor.


Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi’nden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, mutluluğun ekonomik sistemler tarafından para sahibi olmak ve tüketmekle ilişkilendirildiğini söylüyor. Reklamların da mutluluğu pazarlayan bir dil kullanarak ürün alındığında mutlu olunacağı algısını yarattığını dile getiren Demir, son dönemdeki çalışmaların belirli bir miktardan fazla paranın da mutluluk getirmediğini gösterdiğini vurguluyor. Bu durumun, para ve tüketimin insanları uzun vadede mutlu etmediği sonucuna götürdüğünü belirtiyor.

Demir’e göre, tüketim alışkanlıklarımızda kişilik yapımızın da önemli bir rolü var. Duygularını dengeleyebilen kişilerin daha rasyonel kararlar alırken, duygusal dengeyi sağlayamayanların dürtüsel alışverişe daha yatkın olduğunu ifade ediyor. Psikolojik faktörler arasında ihtiyaç hissi veya sadece haz için tüketmenin yer aldığını, sosyal çevrenin de tüketim alışkanlıklarını etkilediğini ekliyor.
Markaların ve reklamların, lüks tüketimin mutluluk getirdiği algısını yaratmak için sevgi, saygı, prestij gibi unsurları ön plana çıkardığını belirten Demir, “Reklamlar ise bireylerin algılarını yöneterek, insanlarda reklamlardaki hayata ulaşmak ve o hayatı yaşamak isteği uyandırıyor. İnsanları zaaflarından etkileme amacı ön planda” diyor. Markaların, bir ürünün kişiyi özel, başarılı, mutlu kılacağı algısını yaratarak, kişinin kendi hayatında bulamayacağı şeyleri satın alabileceği mesajını verdiğini dile getiriyor.

Merve Umay Candaş Demir, sosyal ve kültürel özelliklerin de tüketim alışkanlıklarının kişinin ekonomik statüsünü yansıttığına dikkat çekiyor. İnsanların belirli markalara sahip ürünlerle kendilerini zengin hissettiğini veya gösterişçi tüketimle statü elde ettiğini düşündüğünü, buradaki motivasyonun genellikle kendini diğerlerine kabul ettirme ve beğendirme isteği olduğunu belirtiyor. Ancak önemli olanın sosyal prestij değil, kişinin yaşamsal ihtiyaçları olduğunu vurgulayarak, tüketim alışkanlıklarının ihtiyaçlar doğrultusunda değiştirilmesi gerektiğini ve satın alınacak şeyin sosyal statü mü yoksa gerçek bir ihtiyaç mı olduğunu rasyonel açıdan değerlendirmeyi öneriyor. Kontrolsüz Harcama Ruh Sağlığını Tehdit Ediyor!
Demir, çalışmaların lüks tüketim yerine küçük şeyler almanın daha fazla mutluluk getirdiği sonucuna ulaştığını belirtiyor. Ayrıca, alışveriş anında (vitrin gezerken veya tatil planlarken) dopamin seviyesinde artış yaşandığını, ancak uzun vadede kontrolsüz tüketimin kişiyi ekonomik zorluklara ve çeşitli ruhsal bozukluklara sürükleyebileceği konusunda uyarıyor. Alışverişin beyindeki dopamin salınımını artırarak bağımlılıkları tetikleyebileceği riskine dikkat çekerek sözlerini tamamlıyor.
Genç Kalmanın Sırrı: Hücre yaşlanmasını yavaşlatan 10 besin
1
Uluslararası Literatüre Girdi: Ankara’da Yapılan Ameliyat Tıp Tarihine Geçti
2
Mimarlar Odası’ndan Torba Yasa Uyarısı: Doğa ve Gelecek Tehlikede
3
Anoreksiya Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Tedavi Süreci
4
SMA Hastaları İçin Umut ve Dayanışma: 4. Ulusal SMA Kampı Eskişehir’de Gerçekleştirildi
5
81 İlde Eş Zamanlı Sağlık Taraması Başladı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.