DOLAR

49,1742$%0,08

EURO

55,1498€%-0,06

STERLİN

65,0018£%0,08

GRAM ALTIN

6.516,05%-0,39

ONS

4.133,48%-0,16

BİST100

%

İstanbul PARÇALI BULUTLU 19°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Kadınlarla Eşitlikçi Türkiye’yi Kuracağız

Selin Sayek Böke, İstanbul'da gerçekleştirilen Kadın Sosyalist Enternasyonal Konsey Toplantısı’na katılarak dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Kadınlarla Eşitlikçi Türkiye’yi Kuracağız, Kadın Sosyalist Enternasyonal Konsey Toplantısı, bugün CHP’nin ev sahipliğinde İstanbul’da başladı. Toplantının açılışında CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, katılımcılara hitap etti. Böke, şunları söyledi:

“Bu hafta İstanbul’da bu buluşmayı ve toplantıyı yapıyor olmamız, hem zaman hem mekan açısından hem anlam bakımından oldukça önemli bir program gerçekleştirdiğimizi ortaya koyuyor. Önemli çünkü İstanbul sadece tarihi ve kültürüyle öneme sahip bir kent değil. İstanbul toplumsal cinsiyet eşitliği için de büyük bir mücadele kenti ve bu alanda büyük bir öncü. İlk feminist yayınlardan küresel anlaşmalara isim vermeye ve çağdaş hak mücadelesini dünden bugüne taşıyan ve yarına taşıma kararlılığı gösteren bir büyük iradeyle İstanbul hem Türkiye’de hem de Türkiye’nin çok ötesinde kadın hakları hareketlerinin gelişimini şekillendirmeye ve gelişmeleri yansıtmaya bütün gücüyle ve bütün tarihi mirasıyla devam ediyor. İsmini bu kadim şehirden alan İstanbul Sözleşmesi mesela…

Bugün ikinci oturumda konuşacağımız İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddetle mücadele alanında uluslararası düzeyde altın standart kabul ediliyor. Kadınların yaşam hakkını güvence altına alan bu sözleşmenin kökleri ülkemizde, bu coğrafyada, tam da bu kentte yatıyor. Ve en önemlisi bu sözleşme kadınların onlarca, yüzlerce yıllık bir büyük mücadelesinin sonucunda kök salmış bir sözleşme. Birisinin lütfuyla, birilerinin canı istedi diye bahsedilmiş bir hak değil. Kazanılmış, büyük mücadeleler verilmiş ve orada ısrar edilmiş olan güçlü kadınların varlığı nedeniyle İstanbul Sözleşmesi var. Bu İstanbul’dan, Türkiye’nin bütününden, Şili’den, Meksika’dan, İspanya’dan, Dominik Cumhuriyeti’nden, Finlandiya’dan, Pakistan’dan; bu salonda temsilcileri bulunan milyonlarca kadının verdiği bir büyük mücadeleden doğmuş bir altın standart, bir sözleşme İstanbul Sözleşmesi. Ve bu hakkın kazanımı nasıl omuz omuza dayanışmayla bir büyük mücadeleyi gerektirdiyse bugün de o hakkın uygulanması, o hakkın korunması için de aynı düzeyde bir büyük omuz omuza ve dayanışmayla mücadelenin sürmesi gerekiyor. Bu nedenle belki de yeniden İstanbul’da buluşuyor olmamız çok önemli. O kökleri hatırlayan, hatırlatan ve o gücün varlığını yeniden tüm dünyaya gösteren bir buluşma bizim bu buluşmamız.

2011 yılında ilk imzacılarındandı Türkiye. Ve 2021 yılında bir tek adamın imzasıyla ve iradesiyle ülkemiz, hiçbirimizin onayı olmaksızın bu sözleşmeden çıkartıldı. Ancak bunun karşısında kararlılıkla dimdik duran ve İstanbul Sözleşmesi’ni yaşatmak için büyük mücadele vermeye devam eden milyonlarca kadın ve bu mücadelenin ortağı olmaya kararlı bir CHP var ve var olmaya devam edecek. Bugün burada yerel yönetimlerde iktidarda olan belediye başkanlarımızın işte o İstanbul Sözleşmesi’ne can vermek için, yaşatmak için; aynı partimizin Kadın Kolları’nın örgütlerinin yaptığı mücadele gibi bunu sürdürme kararlılığı, yarına dair umudumuzun ve yarına dair başka bir şeyin mümkün olduğunun güvencesi.

Bugün de 19 Mart’ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve yol arkadaşlarımız bir darbeyle tutuklayan zihniyet ve bu zihniyete karşı kararlılıkla ‘eşitlik, adalet, özgürlük, demokrasi’ diyen bu kadınların meydanlardan haykırışı ve mücadeleye öncülük etmesi. Bir kez daha İstanbul’dan demokrasinin kök saldığına, kadınların eşitlik mücadelesine öncülük yaptığına ve kadınların çok iyi bildiği, ‘Demokrasi yoksa eşitlik de yoktur. Eşitlik yoksa demokrasi de var olamaz’ diyen anlayışıyla yeni ve büyük bir mücadelenin başlangıcını ve sonuç almaya doğru attığı güçlü adımları hep birlikte görüyor ve yaşıyoruz. Çünkü biz kadınlar biliyoruz ki bu mücadelelerin hiçbiri tek başına verilemez. Gerçekten bir değişim olabilmesi için, gerçekten kurtuluş olabilmesi için hep birlikte mücadele vermemiz gerekiyor. İşte bu bilinç ve anlayışla zaten o meydanlarda cesaretle en önde duranlar kadınlar ve gençler. Tam bu nedenle İstanbul’da bugün bu buluşmayı yapıyor olmamız, İstanbul’da bu hafta dünya liderlerinin, dünya siyasi temsilcilerinin, örgütlü güç ve hak mücadelesi verenlerin toplanıyor olması Türkiye’nin demokrasi mücadelesinde verdiği öncü kavganın nasıl bir önemde olduğunu bir kez daha herkese gösteriyor. O meydanlardan kadınlar dünyaya ve Türkiye’ye bir şey haykırıyorlar ve diyorlar ki ‘Kadınlar eşitlikten demokrasiden özgürlükten asla vazgeçmeyecekler.’ Vazgeçmeyeceğiz. ‘Asla taviz vermeyecekler.’ Vermeyeceğiz. Ve cesurca en önde durmaya da kararlılıkla devam edeceğiz.

İstanbul’un kadınların ön saflarında bulunduğu bu büyük demokrasi adalet ve eşitlik mücadelesi, tam da bugün kendisini bu toplantının başlığında hayata geçiriyor. Sürekli değişen bir dünya ve böylesi bir değişim, belirsizliğin olduğu bir anda kadın hakları, sosyal adalet ve barış için büyük bir mücadele. Bizi bugün buluşturan bu kürsülerden ortaklaştığımız adaletsizlikler olduğu kadar belki de daha önemlisi meydanlarda buluşturan mücadele azmimiz, direncimiz, kadınların haklarını savunmaya dair kararlılığımız, azmimiz ve dönüştürücü gücümüz. Bu dönüştürücü güç biz kadınların meselenin bütüncüllüğünü kavramış olmamızdan geliyor. Meselenin esasında mücadeleyi bu bütüncüllükten tanımladığımızda çözülebileceğini bilmemizden geliyor. Meselenin yerel yönetimler, ulusal politikalar ve uluslararası politikalarda da aynı bütüncüllükle ortaya koyduğunda başarının ve mücadelede kazanımı gerçekleştiğini biliyor olmamızdan geliyor. Çünkü yüzlerce yıllık bir mücadelenin güçlü mirasçılarıyız bizler. Ve bu bütüncüllük bugün konsey toplantılarının başlığında sosyal adaletin hakları olmazsa olmayacağını; hakların olmadığı yerde, demokrasinin olmadığı yerde barışın kurulamayacağını; barışın tesis edilmediği yerde sosyal adaletin de alan bulamayacağını; bu bütüncüllük olmadan hiçbir mücadelenin kazanılamayacağını çok net ortaya koyuyor. Bir kez daha hatırlatalım: Demokrasisiz sosyal adalet, sosyal adaletsiz barış ve barışsız demokrasinin olması mümkün değildir. ‘Bugün birini, yarın öbürünü yaparım’ diyen bir zihniyetin de kalıcı bir sonuç alması mümkün değildir.

Bugün içinde bulunduğumuz kurulu düzen, büyük bir erkek egemen düzen. Bu düzen gücü elinde tutanların güçsüz olanlar karşısında o güce sahip olanları koruduğu, kolladığı bir düzen. Ve bu düzende işte o koruyup kollama hali daha saldırgan, kadın açısından varoluşsal bir şiddete karşı mücadeleyi ortaya çıkartan belki de bir yaşamsal sonuç doğuruyor. İşte düzen, kadının en büyük mücadelesinin yaşam hakkı üzerinden kurulmasına sebep oluyor. Öldürülmemek, varolabilmek, sokakta özgürce yürüyebilmek… Çünkü düzenin bütün bu özellikleri, düzenin yapısı bu şiddeti ortaya çıkartıyor. İşte tam da bu varoluşsal mücadelede kadınlar bu yapıyı değiştirme, düzeni dönüştürme kararlılığını o yüzden gösteriyor. İstanbul Sözleşmesi gibi altın standart kabul edilen uluslararası sözleşmeler kadar ulusal düzeyde de aynı standardı yakalayan politikalar için mücadele tam da bu nedenle gerekli. Ama yetmez, bulduğumuz bütün iktidar alanlarından bu anlayışı var etmeye dair kararlılıkla devam ediyoruz.

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Sıradaki haber:

Ali Mahir Başarır’dan Yargı, Ekonomi ve Eğitimde Şok Suçlamalar

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.