44,8852$% 0.05
52,8456€% 0.04
60,6850£% 0
6.910,02%-0,80
4.793,27%-0,75
14.487,03%-0,69
Avrupa’da yaşan Türklerin yaşadığı problemlere değinen Dervişoğlu, “Bugün burada
konuşacağımız meseleler, ayrı birer başlık gibi görünebilir. Ama aslında hepsi tek bir büyük
gerçeğe işaret etmektedir. Yurtdışındaki vatandaşını siyasi nutuklarda sahiplenen, fakat gurbette
yalnız bırakan bir anlayış vardır. İşte ben bunu değiştirmek için buradayım. Söz veriyorum bu
düzeni mutlaka değiştireceğim. Ne Türk devletinden beklentileriniz sebebiyle ne de Türkiye’de
olan bitenlerden dolayı burada başınız öne eğdirmeyeceğim” dedi.
30 yıl önceki problemlerin halen devam ettiğine işaret eden Dervişoğlu, “Şimdi belki de
‘Yabancı bir ülkedeki toplantıda kendi ülkesini şikâyet ediyor’ diyecekler. Ben şu anda
Almanların ülkesindeyim ama Türklere konuşuyorum. O yüzden yaptığım şey şikâyet etmek
değil. Sorunları ortaya koymak ve o sorunların çözülebilmesi noktasında katkı sağlamaya
çalışmaktır” ifadesini kullandı.

“Milli hava yolumuz bile fırsatçılığa tevessül ediyor”
İzin dönemlerinde artan uçak bileti fiyatlarına işaret eden Dervişoğlu, “Bunu da bizim milli hava
yolumuz yapıyor. Türk Hava Yollarına en çok ihtiyaç duyduğunuz dönemde, THY fiyatları
artırıyor. Siz de yolculuğunuzu karayolu ile yapıyorsunuz. Üzülerek söylüyorum ki, bizim milli
hava yolumuz bile böyle bir durumda fırsatçılığa tevessül ediyor” değerlendirmesini yaptı.
“Yaz gelince gurbetçinin cebine pusu kurulamaz”
“Memlekete kavuşmak niçin bir çileye dönüşsün? Bayram sevinci niçin kuyrukta tüketilsin?” diye soran Dervişoğlu, “Türkiye’ye gitmek isteyen kendi vatandaşına, yol boyunca sabır testi
yaptıran bir düzeni mutlaka değiştireceğim. Biz bu meseleyi sadece duyduk, not ettik, geçtik
demedik. Meclis’te defalarca gündeme getirdik. Burada bulunan milletvekilleri bu sorunlar kör
ve sağır kalmadıklarını TBMM’de verdikleri önergelerle gösterdiler. Ancak bu ülkeyi yönetenler
ve bu ülkenin başında zat bu sorunlara kör ve sağı kalmaya devam ediyor. Biz de onlara ‘İnsanın
memleketine kavuşması bir lüks olamaz. Yaz gelince gurbetçinin cebine pusu kurulamaz’
diyoruz” şeklinde konuştu.
“Gurbetçilerimizi baş tacı yapıyormuş gibi gösterip yoranlardan da hesap soracağız”
Emeklilik konusunda da sorunlar olduğuna işaret eden Dervişoğlu, “Yıllarca çalışmış, üretmiş,
vergi vermiş, iki ülke arasında ömür tüketmiş insanlarımız; ikinci baharlarında mevzuat
karmaşasıyla cebelleşiyor. Belki aklınızdan ‘Türkiye’den geldin. Bize Türkiye’yi anlatmanı
bekliyorduk’ diyorsunuz. Ama ben Türkiye’den hiç kopmamış insanlara Türkiye’yi anlatmayı
zul addediyorum. Onun için sizin derdiniz benim derdimdir. Bir yerde hakkı var, öbür yerde
karşılığı belirsiz. Türkiye’den emekli olunca çalışma hayatı da sosyal güvenlik de başka bir
sorun haline geliyor. Bir ömrü alın teri akıtarak geçirmiş insanlarımızı yormayacağız.
Gurbetçilerimizi baş tacı yapıyormuş gibi gösterip yoranlardan da hesap soracağız” dedi.
“Bir ülkenin, kendi evladının birikimini heba etmeye hakkı yoktur”
Diploma denkliğinin de ayrı bir yara olduğunu savunan Dervişoğlu, “Yurtdışında okumuş,
yetişmiş, meslek edinmiş insanlarımız ülkesine döndüğünde, önüne anlamsız duvarlar çıkıyor.
Bilgisi var. Tecrübesi var. Ehliyeti var, bazıları gibi ‘Diploması yok’ diye itham de edilemezler,
diploması var. Ama “dayısı”, “amcası” olmadığı için muhatap bulmakta zorlanıyorlar. Bu sadece
bürokratik bir problem değil. Bu da bir niyet meselesidir. Bir ülkenin kendi evladının birikimini
heba etmeye hakkı yoktur” dedi.
“Türk Dışişleri’nin buradan sesimi duymasını istiyorum”
Büyükelçilik ve konsolosluklarda da sorunlar yaşandığını aktaran Dervişoğlu, “Dediğimiz yer,
sadece işlem yapılan bina değildir. Orası devletin vatandaşına değdiği ilk yerdir. İnsan oraya
girdiğinde “ben kendi devletimin kapısındayım” diyebilmelidir. Kendi devletinin kapısına giden
insanın, kendini yabancı hissetmesi, o ülkeyi zafiyet içinde gösterir ve kabul edilemez.
Yüksek harçlar, bitmeyen prosedürler, soğuk ve üstenci muameleler… Türk Dışişleri’nin
buradan sesimi duymasını istiyorum. Bu böyle gitmez. Devlet böyle yönetilmez. Devlet
vatandaşına böyle hizmet etmez. Konsolosluk hizmetleri hızlansın. Danışmanlık kapasitesi
artsın. Yani sadece temsilcilik sayıları değil, onun kapasitesi arttırılsın” ifadesini kullandı.
“Sana sesleniyorum Sayın Erdoğan…”

“Kesin dönüş yapmak isteyen vatandaşlarımız için araç düzenlemeleri de ayrı bir zulümdür”
diyen Dervişoğlu, “Vergi yükü, süre kısıtı ve bir dolu belirsizlik…Sana sesleniyorum Sayın
Erdoğan: Gelen misafir değil, gelen turist değil; geldiği yer vatan, gelen de vatandaş, hem de
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı. Bu vatandaş Suriyelilere tanınan avantajların kendisinden
esirgenmesinden ziyadesiyle muzdarip” şeklinde konuştu.
“Çanakkale’yi, Anıtkabir’i bilmeliler” Dervişoğlu, “Dövizle askerlik meselesinde de daha gerçekçi, daha hakkaniyetli bir yaklaşım
gerekir. Yurtdışındaki gençlerimizin Türkiye ile bağını kuvvetlendirmemiz gerekirken,
onları yeni mali yüklerle ve yeni yabancılaşma duygularıyla karşı karşıya bırakamayız.
Türkiye onlar için yalnızca büyüklerinden dinledikleri bir hikâye olmamalıdır. Çanakkale’yi
bilmeli, Anıtkabir’i bilmeli, Kurtuluş Harbi’nin karargahı yüce Meclis’in neyi temsil ettiğini
bilmeli. Türkiye’yi bir anı değil, yaşayan bir vatan olarak hissetmeli, diliyle bütünleşebilmelidir”
diye ekledi.
“Türkçeye sahip çıkmak milli sorumluluğuzdur”
Avrupa Türklüğünün yeni kuşaklarının çok önemli olduğuna vurgu yapan Dervişoğlu, “Türkçe
gerilerse yalnız kelimeler eksilmez. Hafıza eksilir. Aile içindeki bağ eksilir. Geçmişle gelecek
arasındaki köprü zayıflar. Kendi tarihi, aile albümüne iliştirilmiş eski bir resme dönüşür. Millet
olmanın görünmez bağları gevşer. Bu yüzden Türkçe eğitimi herhangi bir yan başlık değildir.
Bu, kimliğin, kültürün devamı meselesidir. Bir milletin geçmişine attığı çapayla, kendini
geleceğe taşıma meselesidir. Biz istiyoruz ki, Türkçe eğitimi güçlensin. Öğretmenlerin niceliği
de niteliği de artsın. Gençlerimize özel, eğitim ve değişim programları kurulsun. Yurtdışında
okuyan gençlerimiz, barınmadan rehberliğe kadar yalnız bırakılmasın. Türkiye ile bağları, sadece
yaz tatiline sıkışmasın. Kurumsal hale gelsin. Canlı hale gelsin. Güçlü hale gelsin. Geçmiş ve
gelecek arasındaki çelik halatın adıdır Türkçe. Türkçeye sahip çıkmak milli sorumluluğuzdur”
dedi.
“Ortak Türk kimliğinin parçalanması konusundaki çabaları dikkatle izliyoruz”
Avrupa’daki siyasi iklime değinen Dervişoğlu, “Aşırı sağ yükseliyor. Yabancı düşmanlığı
normalleştiriliyor. Türk toplumu bazen açık saldırıların, bazen örtülü dışlamanın hedefi haline
getiriliyor. Bugün Avrupa Türkleri sadece “uyum” tartışmasının nesnesi değildir; aynı zamanda
güvenlik kaygısının, kimlik baskısının, dışlanma riskinin muhatabıdır. Bu sebeple, alınması
gereken tedbirlerin ertelenmesinin kimseye faydası yoktur. Ayrıca tehdit yalnızca kaba ırkçılık
değildir. Bir de kimliği yumuşatarak silme çabası vardır. Ortak Türk kimliğinin parçalanması
konusunda da bazı odakların eskiden beri çabalarını dikkatle izliyoruz. Bugün Türkiye’de de
yaşanan suni parçalayıcı süreçlerin yollarını döşeyen habis çabalardan bahsediyorum. Etnik ve
mezhepsel ayrışmalara asla yol vermeyeceğiz. Biz, Türk milleti olarak ortak hayata evet deriz.
ama kimliksizleştirmeye ve ayrıştırmaya asla müsaade etmeyiz” ifadesini kullandı.
“Alparslan Türkeş’in rahle-i tedrisatından geçip yaşı kemale erdikten sonra Doğu
Perinçek’in kölesi olanlara buradan lanet okuyorum”
Terörüz Türkiye adıyla yürütülen sürece değinen Dervişoğlu, “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin
gündemine taşınan, bir caninin devlete yol gösterici vasfıyla tanımlanmasıyla bir terör örgütünün
önünü açan, terör örgütünü normal vatandaşın önüne çıkaran, Müsavat Dervişoğlu’nu birilerine
göre hain Abdullah Öcalan’ı da kurucu önder yapan süreci anlatacağım. Hepimizin geldiği yer
belli. Hepimizi siyasi müktesebatı belli. Hepimizin bu ülke için sergileyeceği çaba belli,
yapabileceği işler belli. Ama takdir edersiniz ki uzunca bir zamandan beri yapılanlar Türkiye’yi
dar bir çerçeveye yerleştiriyor. Türk siyasetinde her gün yeni paradigmalar icat edenler var.
Herhangi bir siyasi partiye, o siyasi partinin genel başkanına tarizde bulunmuyorum. Burada
bulunan insanların büyük bir çoğunluğunu tanıyorum. Hangi rahle-i tedrisatından geldiklerini de biliyorum. Kim tarafından yetiştirildiğini, kimin ülküleriyle yetiştirildiğini, yetiştiğini de çok iyi
biliyorum. İşte onun için isim vermeden parti adını zikretmeden; Alparslan Türkeş’in rahle-i
tedrisatından geçip yaşı kemale erdikten sonra Doğu Perinçek’in kölesi olanlara buradan lanet
okuyorum” şeklinde konuştu.
“Allah aşkına, ABD’nin verdiği silahı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne kim teslim eder?”
TBMM’de sürece karşı çıkan tek parti durumunda olduklarına işaret eden Dervişoğlu,
“Üzerimize düşen sorumluluğu gerçekleştirdik. ‘Buradan bir netice çıkarabilmeniz asla mümkün
değildir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki meclis aritmetiğine bakarak ‘buradan
arzuladığımız sonucu çıkarırız’ hevesine kapıldıysanız sizi uyarıyoruz; Bunu siz isteseniz bile
büyük Türk milleti düşünceden eyleme asla dönüştürmez. Türk milletinin bölünmesine,
Cumhuriyet’in yıkılmasına, vatan topraklarının ayrıştırılmasına, insanların birbirlerine hasım
hale getirilmesine Türk milleti asla ve kata müsaade etmez’ dedik. Onlar da ‘Hele bir silahlarını
bıraksınlar görelim’ dediler. ‘Terör örgütüne silahları biz verdik’ diyen süper güçler var.
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı, bölgede bazı etnik unsurlara silah verdiklerini ve Kürtlerin
bu silahları arzu ettikleri bir biçimde kullanmadıklarını söylüyor ve şikâyette bulunuyor. Ayrıca
bu ülkenin Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Amerika Birleşik Devletleri’nin
güneyimizdeki birtakım bölücü unsurlara 40 bin tırlık askeri yardımda bulunduğunu ifade etti.
Şimdi ben size soruyorum. Siz Almanya’da yetişmiş Türk milletinin kıymetli ve aydın
evlatlarısınız. Allah aşkına, Amerika Birleşik Devletleri’nin verdiği silahı Türkiye Cumhuriyeti
Devleti’ne kim teslim eder?” dedi.
“İmralı’daki cani başını kendinize mihmandar ederek hangi kötülüğü yapmak
istiyorsunuz?”
Dervişoğlu, “Şimdi de ‘Silah bırakma eylemi beklediğimiz gibi sürmüyor’ diyorlar. Bunun için
Amerika Birleşik Devletleri’ni yeniden keşfetmeye gerek yok ki. Almanya’ya gel ve
Avrupa’daki Türklerin temsilcilerini karşına alıp, ‘Avrupa’daki PKK terör örgütü faaliyetleri
sizce devam ediyor mu, etmiyor mu?’ diye sor. (Salondan aynen geliyor sesleri üzerine) İşte
milletin bu sesine kulak ver. PKK dediğin örgüt sıradan bir örgüt değil, bir narko terör örgütü.
Bu örgütün bir çatı yapısı var. O çatı KCK. Onun altında Türkiye’de PKK, Irak’ta PCDK İran’da
PJAK, Suriye’de de YPG-PYD var. Dünya büyük bir belayla uğraşmak mecburiyetinde iken,
siz kimin aklına uydunuz da böyle bir yol haritası tanzim ederek, İmralı’daki cani başını da
kendinize mihmandar ederek, bu millete hangi kötülüğü yapmak istiyorsunuz? Bu sorunun
cevabını sizden beklemek, Türk milletinin adlı değil midir?” ifadelerini kullandı.
“Abdullah Öcalan denen cani, ömür boyu ağırlaştırılmış hapse mahkum edilmiş bir vatan
hainidir”
Sürece dair eleştirilerini hatırlatan Dervişoğlu, “’Bir tek şeye sebep olarak, Türk milletinin
tartışılmazlarının tartışılmasını sağlarsınız ve bu büyük milleti önümüzdeki 50 yıl boyunca
büyük belaların içine istersiniz’ dedim. Neticede komisyon toplandı. Hiçbir şey konuşmadılar.
Sadece Abdullah Öcalan taleplerini konuştular. Şimdi de Abdullah Öcalan’ın, İmralı’nın
statüsünü konuşuyorlar. O statüyü buradan tarif ediyorum. İmralı adası üzerinde Türk bayrağı
dalgalanan bir toprak parçasıdır. Abdullah Öcalan denen cani de ömür boyu ağırlaştırılmış hapse
mahkum edilmiş bir vatan hainidir” şeklinde konuştu.
İYİ Parti’ye yapılan ‘birleşin’ çağrılarına işaret eden Dervişoğlu, “Biz bu milleti birleştirmeliyiz.
Sağcıyı, solcusuyla birleştirmeliyiz. Kürt’ü Türkmen’le birleştirmeliyiz. Alevi’yi Sünni’yle
birleştirmeliyiz. Türk milletini birleştirmeliyiz” diye ekledi.
ABD Büyükelçisi Barrack’a tepki: “Her halta maydanoz oluyor”
ABD Büyükelçisi Tom Barrack’a yüklenen Dervişoğlu, “Amerika Birleşik Devletleri’nin bölge
valisi sıfatlı bir büyükelçisi var. Her halta maydanoz oluyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın yerinde
olsam, onu Türkiye’de bir dakika bile tutmam. İşte onun için Erdoğan gitmeli, Dervişoğlular
gelmeli” değerlendirmesini yaptı.
“Taviz yoktur, teslimiyet yoktur, tahammülümüzse hiç yoktur!”
Dervişoğlu, “Teröristle pazarlık masasına oturanlarla, Cumhuriyet mevziisinden ayrılanlarla,
103 yılımızı aklınca “reklam arası ve parantez” görenlerle bu ülke yönetilemez. Devletin
bekasını müzakere konusu edenlere karşı bizim duruşumuz, dün neyse bugün de odur:
Taviz yoktur, teslimiyet yoktur, tahammülümüzse hiç yoktur!” dedi.
“Çeyrek asırlık köhnemişliğin sonuçları bunlar”
23 Nisan, Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı öncesinde okullarda yaşanan silahlı saldırılara
değinen Dervişoğlu, “Büyük bir acı yaşadık. Sokaklardaki şiddet ve cinayet, okullarımıza kadar
girdi, çocuklarımızı dahi esir aldı. Bu acıların bir daha asla yaşanmamasını temenni etmek,
ölenlere, yaralananlara ve ailelerine sabır ve geçmiş olsun dilemekse yetmez. Münferit gibi
görünen hadiselerin, toplumda biriken hukuksuzluk, adaletsizlik, yoksulluk, yolsuzluk gibi
iç içe geçmiş sorunların bir sonucu olduğunu anlamaya mecburuz. Çeyrek asırlık köhnemişliğin
sonuçları bunlar. Çeyrek asırlık bir iktidarın yaptıkları kadar yapmadıklarının, icraatlarının ve
hatalarının trajik neticelerini tecrübe ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“Kapısının önünde Andımızı okutturmazsam namerdim”
Eğitim aksine Türkiye’deki birçok problemin çözülebileceğine işaret eden Dervişoğlu, “Son 25
yıllık dönem içerisinde eğitim sistemine vurulan darbenin telafi edilebilmesi kolay olmayacaktır.
Eğitim hizmetlerinden eşit vatandaşlar olarak istifade etmemiz beklenirken, bugün Milli Eğitim
Bakanlığı’ndan oturan zat; öğrencilerin özel okullara erişimlerinin kolaylaştırıldığından
bahsediyor. Bir siyah önlüğümüz bir de beyaz yakalığımız vardı. Ama pazartesi günleri okula
geldiğimizde ‘Türk’üm, doğruyum’ diye başlayan adımız ‘Varlığım, Türk varlığına armağan
olsun’ diye bitiyordu. Eğitim sistemi de tertemiz evlatlar yetiştiriyordu. Bu konuda yerine
getirilmeyen bir söz var. ‘Allah nasip edecek göreceksiniz. Öğrencileri toplayacağım ve
Erdoğan’ın evinin önünde Andımızı okutturacağım’ demişti. Verilen birçok söz gibi, o söz de
boşlukta kaldı. Benim sözüm biliyorsunuz boşta kalmaz. Şimdi buradan söylüyorum. Allah bize
bu ülkeyi yönetmeyi nasip ederse, talebeleri kapısının önüne götürüp Andımızı okutturmazsam
namerdim” şeklinde konuştu.
Dervişoğlu şöyle devam etti:
Böylesine sarsıcı bir hadisenin tek sorumlusu olarak da makam ve mevkilerde oturanları işaret
etmiyorum. Çünkü yurttaş olmak, sorumlu olmak demektir. Ben o sorumluluk bilinciyle
düşünüyor ve konuşuyorum. İktidarın yaptıkları ne olursa olsun; evlatlarımızı büyütürken,
okuturken, onlara bir gelecek düşlerken sadece bir takım kariyer hedeflerinin, hırslarının
odağıyla bakan, toplumun bir dayanışma ve paylaşma mecrası olduğu bilincini göz ardı eden
genel anlayışı da sorgulamak mecburiyetindeyiz. Aksi takdirde bireyden aileye, aileden millete
uzanan birliktelik zinciri kırılır. Kırıldığında da masumun değil, suçlunun; iyinin değil, kötünün;
cesurun değil, korkağın devri başlar. Eğitim sisteminin 9 kez değişmesi aslında cesurun değil,
korkağın devrini başlatmak için yapıldı. İşte bugün, 23 Nisan’ın arifesinde, bu acının
gölgesinde, büyük Türk milleti için, milli egemenliğimiz için, Cumhuriyetimiz için,
birinci vazifemizi hatırlamak ve gereğini yapmak mecburiyetindeyiz”
Fatih Erbakan’dan Tom Barrack’a sert tepki:
1
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Libya İçin Taziye, Gazze İçin Destek Mesajı
2
Dervişoğlu: “Türkiye’yi Türksüzleştirme girişimine geçit verilmeyecek”
3
Bahçeli: Acılarımız da Geleceğimiz de Ortaktır
4
Dervişoğlu: “Amerika Yazdı, PKK Parafladı, AKP-MHP İmzaladı!” Dervişoğlu’ndan Şok İddia!
5
DEM Parti İmralı heyeti, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüştü
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.