DOLAR

47,3794$% 0.14

EURO

53,9466% -0.09

STERLİN

63,2658£% -0.16

GRAM ALTIN

6.168,06%0,22

ONS

4.052,93%0,08

BİST100

13.943,87%-0,95

İstanbul HAFİF YAĞMUR 25°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Sözcü TV ekranlarında Serap Belovacıklı’nın
gündeme dair sorularını yanıtladı.
CHP için verilen mutlak butlan kararı sorulan Dervişoğlu, “Yapılan işin hukuka, siyasete uygun
bir davranış olmadığının sürekli altını çizdim. Benim burada bir siyasi partinin iç meselesiyle
alakalı değerlendirme yapmışlığım da yok. Hukuksuzluğa, adaletsizliğe karşı atılmış bir adımın
protesto edilmesi anlamına geliyor ifadelerim. Dolayısıyla bir siyasi partinin iç meselesiymiş
gibi ele alınmasına çok sıcak yaklaşmıyorum. Bu, CHP içindeki taraflarca tartışılıyor, medyada
tartışmalara konu ediliyor ama bu işin asıl müsebbipleri bu tartışmanın içinde bulunmuyor.
Bütün bunu yapanlar aslında iktidar sahipleridir. Bu işin arkasında iktidar sahipleri vardır. Bu
adımı; önümüzdeki seçimin altyapısını oluşturabilmek, kendilerine kazanabilecek bir atmosfer
sağlamak için adına atılmış bir adım olarak görüyorum” dedi.
“Matkapla soğan soyamazsınız”
Yaşanan gelişmeler karşısında iktidardan gelen “Bu işin hiçbir tarafında yokuz” şeklindeki
açıklamaları “aldatmaca” olarak değerlendiren Dervişoğlu, “Çünkü bir siyasi partinin üç buçuk
yıl önce yapılmış kongresine hukuki bir müdahalede bulunuyorsunuz. Ayrıca bu müdahale
yetkili yerden de gelmiyor. Yüksek Seçim Kurulu’ndan yapılmış bir müdahale olsa bunun kabul
edilebilir bir yanı olabilir. Ama bugün baktığınızda bir hukuk mahkemesinin almış olduğu kararı
görüyorsunuz. İş hukuku mahkemelerinde, boşanma kararı veremezsiniz. Ya da bir idari
mahkemede, ceza davasını sonuçlandıramazsınız. Yani matkapla soğan soyamazsınız, çatalla
çorba içemezsiniz. Bana sorarsanız bu durum kendi yetki alanlarının dışında alınmış kararlarla
yaşama geçirilmiş bir skandal. Yüksek Seçim Kurulu’ndan bir şeyler bekliyordum ama onun da
karşılığını alamadım” ifadelerini kullandı.
“Meşruiyetini milletten almayan hiç kimseyi siyasi muhatap kabul etmem”
Siyaseten muhataplık ilişkisi üzerine yaptığı açıklamalara birtakım tepkiler geldiğini söyleyen
Dervişoğlu, “Ben meşruiyetini milletten almayan hiç kimseyi siyasi muhatap kabul etmem. Bu
şahsen muhatap kabul etmeyeceğim anlamına da gelmez. Elbette ki siyaset dışı ilişkilerin bana
yüklediği birtakım nezaket sorumlulukları var. Bunların hiçbirini ihmal etmem ama asla ve kata
bu yol ve yöntemler kullanılarak partinin başına atanmış bir kayyumu hiçbir şartta siyasi
muhatabım olarak göremem” şeklinde konuştu.
“Kongre iptal edilirse, seçimin de referandumun da garantisi olmaz

Yargıtay’ın Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığını onaylaması durumunda da tavrının
değişmeyeceğini ekleyen Dervişoğlu, “Bu durumun kendi içinde demokrasi açısından çok büyük
bir tehlikeyi barındırdığı kanaatini taşıyorum. Bu durum yarın başka şeylerin iptaline vesile
olabilecek bir şey. Bu ülkede üç buçuk yıl sonra bir kongre iptal ediliyorsa, 8 sene önceki
referandumun garantisi yoktur. Bundan 4 sene önce yapılmış seçimin garantisi yoktur. 8 sene
önce yapılmış seçimin garantisi yoktur. Anayasayı işletmek gerekir. Eğer siyaset yapıyorsak,
demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletine, o amaca hizmet ediyorsak, bağlı olduğunuz şey
Anayasa’dır. Anayasa’nın geçerli olduğu kimse tarafından tartışılmıyor ama bu anayasaya uyma
noktasında başta iktidar olmak üzere birçok kurum üzülerek ifade ediyorum ki duyarlı
davranmıyor” dedi.
“Bu doğrudan doğruya demokrasiye müdahaledir”
“Bu yaşananlar Türkiye’de demokrasi sorunudur, CHP’nin sorunu değil” diyen Dervişoğlu, “Biz
bunu CHP’nin iç meselesine indirgersek -ki iktidar bunu istiyor, o zaman doğru sonuçlar
çıkaramayız. Bu doğrudan doğruya demokrasiye müdahaledir. Peki bunu geçmişte kim
yapmıştır? Bütün bunlar olağanüstü hâl şartlarında yaşanmıştır. Darbelerden sonra yaşanmıştır.
Muhtıralardan sonra yaşanmıştır. Bugün Türkiye’de darbe yok. Bugün Türkiye’de muhtıra yok
ama bütün bunlar yokken bu olup bitenlerin kaynağının doğru anlaşılması gerekir. Darbelerin
ortaya çıkardığı yönetimleri mi biz sandıktan çıkarıp da başımıza taç etmişiz diye bakmak lazım”
değerlendirmesini yaptı.
“Erdoğan, Anayasa’ya göre bir kez daha aday olamaz”
Anayasa değişikliği tartışmaları sorulan Dervişoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanı’nın emri hak vaki
oluncaya kadar Cumhurbaşkanı kalabilmenin önünü açmaya çalıştığını biliyorum. Dolayısıyla
parlamentodaki mevcut meclis aritmetiğinden, anayasayı değiştirebilecek bir çoğunluk arayışı
içinde olduğunu da görüyorum. Ortada bir durum var. Bu duruma göre bana sorarsanız, anayasa
hukukçularına sorarsanız; Recep Tayyip Erdoğan’ın bir kere daha cumhurbaşkanı adayı olabilme
imkânı yoktur. Anayasa’nın ilgili hükümlerine, amir hükümlerine bakarsanız Sayın
Cumhurbaşkanı bir daha cumhurbaşkanı adayı olamaz. Cumhurbaşkanı’nın cumhurbaşkanı adayı
olmasının bir tek yolu var. O da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin erken seçim kararı alması.
Ancak bu kararı aldırmak bile bana sorarsanız yetmez. Çünkü bu anayasa açık ve net olarak, bir
kişinin iki kez cumhurbaşkanı adayı olabileceğini söylüyor” dedi.
“İstisnai adaylık için istisnai şartların ve gerekçelerin oluşması gerekir”
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un, “istisnai adaylık” çıkışı hatırlatılan
Dervişoğlu, “Mehmet Uçum aslında kendisini ele veriyor. İstisnai adaylıksa istisnai şartların ve
gerekçelerin oluşması gerekir. Türkiye’de daha önceden tecrübe etmediğimiz bir sistemle
yönetiliyoruz. Dolayısıyla bu sistemin birtakım nakısaları var. Cumhurbaşkanı yüzde 50 artı 1 ile
seçiliyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi de aynı günde gerçekleşen seçimle oluşuyor. Eğer
cumhurbaşkanının yetkilerini kullanmasına elverişli bir parlamento zemini oluşmamışsa o zaman
yasama ile yürütme arasında bir krizden bahsedilebilir. Ve bu krizin aşılabilmesi için de erken
seçim talep edilir. O seçim Sayın Cumhurbaşkanı’na bir kere daha aday olma yetkisi veriyor
olabilir. İstisnai şart dediğim bu. Ama hiçbir şey yok ve siz görev müddetinin sonuna geldiniz.
Görev müddetinin tamamlanmasına iki ay kaldı. Cumhurbaşkanı’nın erken seçimle yeniden bu
seçime aday olarak katılma talebi bu anayasanın arkasından dolanmaya kalkıştığına delalet eder

Dolayısıyla o istisnai adaylığa, istisnai ihtiyaçlar neyse bunu söyleyenin bunu açıklaması
gerekir.” dedi.
“Türkiye bu rejimden derhal kurtulmalıdır”
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne dair eleştirilerde bulunan Dervişoğlu, “Türkiye’nin bir
sistem sorunuyla karşı karşıya olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu sistemin Sayın Recep Tayyip
Erdoğan’ı her geçen gün tek adamlığa doğru sürüklediğini de gözlemliyoruz. Partimi ve şahsımı
birtakım tartışmalar içinde gösteren beyanlar söz konusuydu. Ben o zamanlarda ‘Ancak ve ancak
parlamenter demokratik sisteme geçiş hedefini içinde barındıran bir anayasa değişikliği için
oturur ve konuşurum’ dedim. Bugün de aynı fikirdeyim. Türkiye her geçen gün farklı krizleri
kamuoyunun gündemine taşıması muhtemel olan bu rejimden derhal kurtulmalıdır” ifadelerini
kullandı.
“Kılıçdaroğlu, CHP aleyhinde tanzim edilmiş savcıların ağzıyla konuşuyor”
Mutlak butlan kararıyla birlikte CHP Genel Başkanlığı’na atanan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü
TV’ye çıkması sorulan Dervişoğlu, “Üzülerek ifade ediyorum ki; Sayın Kılıçdaroğlu,
Cumhuriyet Halk Partisi aleyhinde tanzim edilmiş savcıların ağzıyla konuşuyor.
(Kılıçdaroğlu’nun iddianameleri okumadım açıklaması) O savcının ağzıyla konuşup kim suçlu
kim değil konusunda ihtisası reyde bulunabiliyor. Dolayısıyla Sayın Kılıçdaroğlu, gizli tanık
ifadelerini onaylıyor, itirafçı ifadelerini onaylıyor. O ifadelere göre tanzim edilmiş iddianamenin
talepleriyle ortaklaşabiliyor. 13 yıl görev yapmış birinin daha ölçülü beyanlarda bulunmasını
beklerdim. İlk televizyon programına Sözcü’yle başladı. Bundan sonra iktidara yakın medya
kuruluşlarının programlarına katılmanın zeminini de o vesileyle oluşturmuş oldu” şeklinde
konuştu.


“Tavuğa, civcive ve horoza kayyum atandığı bir ülke olur mu?”
Dervişoğlu, “Bunu planlayan iktidar. Peki ne için yapıyor? Sayın Cumhurbaşkanı rakiplerini
tasfiye ediyor. Bunu reddedebilmek mümkün mü? Bir adamın bir ülkede 30 seneyi aşmış
diploması iptal edilir mi? Belediye başkanları, tutuksuz yargılanabilmesi imkânı söz konusu iken
tutuklu olarak zindanlara doldurulabilir mi? Bir kişinin mal varlığına bir itirafçı ya da gizli tanık
beyanda bulundu diye el koyulabilir mi? Mülkiyet hakkı gasp edilebilir mi? Tapular iptal
edilebilir mi? Bu mantıkla baktığınızda Cumhurbaşkanı’nın elindeki yetkilerin de sorgulanması
gerekiyor. Sayın Cumhurbaşkanı’nın elinde, arzu ettiği kişiyi vatandaşlıktan çıkarmak ve siyaset
yapmasını engelleyebilmek imkânı var. Demokratik bir ülkede böyle şeyler olabilir mi? Tavuğa,
civcive ve horoza kayyum atandığı ülke olur mu?” diye ekledi.
“Bu adımı atmak diktatörlüğün daniskası olur”
Dokunulmazlık tartışmaları sorulan Dervişoğlu, “Verilmiş bir yargı kararı yoksa bu kabil
uygulamaları demokrasi dışı adımlar olarak görüyorum. Çünkü dokunulmazlığın kaldırılması
için şartlar yasada belli. Meclis içtüzüğü de bu konuda uygulanırsa, kendi içerisinde haklılıklar
barındıran adımları atabilme imkanına sahip. Bir suçüstü durum söz konusuysa bir siyasinin
dokunulmazlığının kaldırılıp onun yargılanmasının önü açılabilir. O konularda yapılan
dokunulmazlığı kaldırma eylemi hiç kimse tarafından yadırganmaz ama rakibinizi siyasetten
tasfiye etmek için meclis çoğunluğunuza güvenerek böyle bir adımı atmaya kalkışmak,

diktatörlüğün daniskasıdır. Bunu Kenan Evren bile yapmadı. Kenan Evren partilerin o dönemki
üst kademe yöneticilerini siyasetten alıkoydu. Onun dışında partilerin üyelerine, il başkanlarına,
siyasi yasak gelmedi. Olağanüstü çok dönemler yaşadık ama kişilerin siyaset yapma
hürriyetlerine hiç kimse darbe vurmaya yeltenmedi. Siyaset yapma hakkını bana bu anayasa
verdi. Siyaset yapma hakkımın, elimden alınmasına kalkışılması da anayasaya karşı işlenen bir
suç. Ve o suçun da zaman aşımı yok” dedi.
Süreçte yasal düzenleme tepkisi: “Arsızlığın daniskası”
Terörsüz Türkiye adıyla yürütülen süreç kapsamındaki yasal düzenleme tartışmaları sorulan
Dervişoğlu, “Türk, Kürt ayırmadan 50 binden fazla vatandaşımızın katline sebep olmuş bir
örgütün hem elebaşına hem militanlarına böyle bir hak verilebilir mi? Böyle bir şeyi arzulamak,
böyle bir şeyi talep etmek arsızlığın daniskası değil mi? ‘Bir yasa çıksın, bu yasa herkesi
kapsasın. Belli bir dönem sonra da Abdullah Öcalan dahil bu yasadan istifade edenler siyaset
yapabilme hürriyetine kavuşsun. Ayrıca bu yasa taslağı hazırlandıktan sonra İmralı’daki cani
başının onayına sunulsun. O onayladığı takdirde de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin
gündemine taşınsın’ arzulanıyor. Bu dünyanın neresinde yapılabilecek bir iş? Burası Türkiye
Cumhuriyeti mi yoksa muz cumhuriyeti mi?” ifadesini kullandı.
“Cumhuriyet’e karşı bir kalkışma”
Başlatılan süreci “Cumhuriyet’e karşı bir kalkışma” olarak değerlendiren Dervişoğlu, “Sürecin
en başında, Abdullah Öcalan’ın meclis kürsüsüne davetiyle işe başlanmasının, onun özgürlüğüne
kavuşturulmasına yönelik adımları da beraberinde getireceğini ifade etmiştim. Ayrıca bu terör
örgütünün yöneticilerini ve katillerini de kapsayacak bir af arayışının söz konusu olduğunu,
bunun yaşama geçirilmesi için suça Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin alet edilmesinin ön şart
olduğunu, bunun için İmralı’daki cani başının bir komisyon kurulmasını istediğini ifade
etmiştim. Şimdi de terör örgütünün liderinin katkılarıyla çerçevesi çizilmiş bir senaryo yaşama
geçirildi. Ona statü arandı, koordinatörlük görevi verildi, kurucu önder diye tarif edildi.
Uluslararası temaslarda bulunmasının ve gazetecilerle mülakat yapabilmesinin önünün
açılmasına yönelik adımlar atıldı. Bu dünyanın hangi ülkesinde olabilir” diye sordu.
“Türkiye’yi bir katile özgürlük istenen ülke konumuna getirdiler”
Terör örgütü elebaşı Öcalan için düzenlenecek mitinglere işaret eden Dervişoğlu, “Siz adamın
mesajlarını Nevruz Bayramlarında, meydanlarda okursanız olacağı budur. Türkiye’yi bir katile
özgürlük istenen ülke konumuna getirdiler. Ayrıca bu salt bir katil değil aynı zamanda
kardeşliğimizin düşmanı, Cumhuriyetimizin düşmanı, yaşadığımız coğrafyada bizi bir ve birlikte
ayakta tutan devletin, üniter devlet yapısının düşmanı” şeklinde konuştu.
“Devletin derini olmaz, devletin hukuku olur”
Devlet aklı tartışmalarına değinen Dervişoğlu, “Devlet aklının ne olduğunu tarif ettim. Devletin
aklı, milletin aklıdır. Milletin vicdanının tasdik etmediği şeye devlet aklı denilemez. Devlet aklı
tanımlaması yapmak için de derin devletten bahsediyorlar. Ben de, ‘Devletin derini olmaz.
Devletin hukuku olur’ diyorum. Bu devlete hukukunu kaybedenler, bu devletin işleyiş biçimine,
yeni statüler ve sıfatlar kazandırmaya uğraşıyorlar. Bu büyük milleti bu coğrafyada diğerlerinden ayıran üniter devlet yapımızın ve Cumhuriyetimizin temeline dinamit koyacak adımları
atıyorlar


“Türkiye’nin Lübnanlaşmasına vesile olabilecek adımlar atıyorlar”
Dervişoğlu, “Kendi topraklarımızda Türk varlığını, Türk milleti tanımını bir etnik unsura
dönüştüren adımların atıldığına şahit oluyoruz. Türklük tanımı bir etlik işaretleme değil, bir
siyasi tanımlamadır. Yaşadığımız coğrafyadaki etnik farklılıklar, mezhepsel farklılıklar,
demografik birtakım ayrımların başka ülkelerde nelere sebep olabileceğini gördüğümüz için bir
milli kimlik inşası tercihinde bulunmuşuz. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye
halkına Türk milleti denir demişiz. Herkesin de o kapsama dahil olduğunu ifade etmişiz. Ama bu
memlekette o zeminin oluşmasına katkı sağlayanlar; bir Alevi, bir Kürt cumhurbaşkanlığı
yardımcılığı sistemini önererek, Türkiye’nin Lübnanlaşmasına vesile olabilecek adımları
cesaretle attıklarına şahit oluyoruz. Benim suçum da bunları ifşa etmek” diye ekledi
“Terör örgütünün silah bıraktığını söyleyebilmek mümkün değil”
Milli Güvenlik Kurulu’nun son kararında PKK’nın ve türevlerinin terör örgütü olarak
tanımlandığına, ABD Başkanı Trump’ın ise “Kürtlere rejimi devirmeli için silah verdik. Onlar da
bunları kendilerine sakladılar” dediğine işaret eden Dervişoğlu, “Dolayısıyla silah yığınağı
yapmaya devam eden bir örgütün, silah bıraktığını söyleyebilmek mümkün değil. Devletin resmi
kayıtlarına göre bu oran yüzde 3 civarındaymış. Trump’ın bölge temsilcisi ise müşfik
monarşiden bahsediyor. Daha ilerisine giderek buralara demokrasinin layık olmadığını söylüyor.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’ne ziyarete gittiğimde yaptığım basın toplantısında.
ifade ettim. ‘Bizim iktidar olduğumuz bir ülkede bir saat bile görevde kalamaz’ dedim. Ama bu
ülkenin Büyük Ortadoğu Projesi eş başkanlığıyla iftar eden yöneticileri var” ifadelerini kullandı.
“Herkesi bayrak kaldırmaya davet ediyorum


Tüm vatandaşları 27 Haziran’da Tandoğan Meydanı’nda düzenleyecekleri mitinge davet eden
Dervişoğlu, “Hangi partiye mensup olurlarsa olsunlar, hangi ideolojik görüşten olurlarsa
olsunlar, hangi dünya görüşüne sahip bulunuyorlarsa bulunsunlar; sevdası Türkiye’ye, kaygısı
Türkiye’nin geleceği olan herkesi Tandoğan Meydanı’na davet ediyorum. Cumhuriyet’ten yana
olanları meydana davet ediyorum. Saltanat sevdalılarına karşı milli egemenlikten yana olanları o
meydana davet ediyorum. Hakları, hukukları çiğnenmişleri o meydana davet ediyorum.
Tenceresini kaynatamayan emeklileri, asgari ücret açlık sınırının altındayken yaşamını idame
ettirmeye çalışan emekçileri, istikballerini başka ülkelerin konsolosluklarının kapısında arayan
gençleri, sokakta güvence altında olmayan kadınları, geleceği çalınmış çocukları; ez cümle
herkesi o meydanda bayrak kaldırmaya davet ediyorum” şeklinde konuştu.
“Şu anda ittifak arayışını anlamlı bulmuyorum”
İttifak konusuna değinen Dervişoğlu, “Hiç kimseye kapımız kapalı değil. Bizim kapımızın kapalı
olduğu adres belli. Sevdası Türkiye, kaygısı Türkiye’nin geleceği olan herkesle bir araya
gelinebilir ama şu anda böyle bir ittifak arayışını anlamlı bulmuyorum. Çünkü yakın takvim
içerisinde bir seçim olabileceği kanaatinde değilim. Geçen seçimden çıktığımız andan itibaren
kimlerle ittifak yapmamız gerektiği dayatılıyor. Ben bunu yadırgamıyorum ama ittifak ne için
gereklidir sorusunun cevabının doğru verilmesinden yanayım. Siyasi partiler demokrasinin

vazgeçilmez unsurları olarak seçimlere girme yeterliliğine sahipse seçimlere girerler ama
sistemden kaynaklı birtakım handikaplarımız var. Aranan 50 + 1 olduğu için cumhurbaşkanlığı
adaylığı noktasında bir ittifak arayışının söz konusu olması icap ediyor. Cumhurbaşkanlığı
seçimini bırakıyoruz, siyasi partilerin barajı geçmek için kurgulanmış birtakım planlara bağlı
olarak ittifak zeminlerini konuşuyoruz. Bunları çok doğru ve yerinde bulmuyorum” dedi.
“Mansur Yavaş, ‘Adayım’ derse değerlendiririz”
Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin anketlerde Mansur Yavaş isminin öne çıktığına işarete
edilerek “Adaylığına nasıl bakarsınız?” sorusuna “Değerlendiririz” yanıtını veren Dervişoğlu,
“Ama Tayyip Beyi sürekli olarak aday olamayacağı bir seçimde rakipleriyle yarıştırıyorlar.
Ekrem Bey’i yatıştırıyorlar. Ayrıca cumhurbaşkanı adayı olma yeterliliğine halel getirebilmek
için diploması da iptal edilmiş durumda. Daha sonra bu sürece Sayın Özgür Özel’i dahil ettiler.
Özgür Bey’le Tayyip Bey’i yarışıyorlar. Ancak en başından bu yana söylüyorum. Tayyip Bey bu
seçimle aday olamaz” ifadelerini kullandı.
“Erdoğan’ın siyasi namusu tartışma konusu olur”
Recep Tayyip Erdoğan’ın olası cumhurbaşkanlığı adaylığı konusuna dair yeni açıklamalarda
bulunan Dervişoğlu “Seçime 1 ay kala erken seçim bahanesinin arkasına saklanarak Tayyip
Erdoğan’a bu istisnai durumdan kaynaklı adaylık aklı veriliyorsa bu Sayın Recep Tayyip
Erdoğan’ın siyasi namusunun tartışma konusu olmasına vesile olur. 24 sene bu ülkeyi
yöneteceksiniz. Bir kere cumhurbaşkanı olacaksınız. Sonra anayasayı değiştireceksiniz ve iki
kere daha olacaksınız. Bir kere daha aday olmak için aday görev müddetinin bitimine üç ay kala
seçim kararı aldırıp yeniden aday olmanızın önünü açmaya çalışacaksınız. Hukuki midir,
hukukidir. Meşru mudur, bana göre gayrimeşrudur. 24 sene bir ülkeyi yönetmenin ödülünü almış
bir insan olarak, siyaseten namusumun tartışılmasına vesile olacak adımları atmaktan azami
ölçüde uzak dururum. Tayyip Erdoğan da benimle aynı düşüncede olabilir” şeklinde konuştu.
“Erdoğan’ın ömrüne vade biçiyorlar”
Dervişoğlu, “’Erdoğan görevinin başındadır. Biz de onun arkasındayız’ diyen çok adam var.
Çünkü çok kişi Erdoğan’a muhtaç durumda. Herkes istikbalini Erdoğan’a bağlıyor. Adamın
sağlığında Türkiye’de ne konuşuluyor? Oğlu mu damadı mı bakanı mı? Yerine hangisi gelecek?
Bu durum Erdoğan’ın ömrüne vade biçmekle eşdeğer bir şeydir. Erdoğan’ın ömrüne vade biçen
o çevresi, ondan yararlanmak için Erdoğan’a yeni cumhurbaşkanlığı dönemleri açmak adına her
haltı yapabilir. Ama Erdoğan buna uymamalıdır” diye ekledi.
“Rüzgâra göre yelken açan denizcilerin gideceği yer bellidir”
Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı’nın AK Parti’ye geçeceğine dair iddialar sorulan
Dervişoğlu, “Bana gelmiş bir bilgi yok. Özel olarak takip de etmiyorum. Partimizdeki
milletvekillerinin gidişiyle ilgili de olumsuz bir kelam sarf etmiş biri değilim ama bütün bu
tehlikeleri işaret ettim ve ‘Bu tehlike herkesi kapısını çalar’ dedim. Şimdi de o zaman
söylediklerimin arkasında duruyorum. Böyle bir şey olursa da olumsuz bir beyanda bulunmam.
Çünkü dönemin şartlarına göre rüzgâra göre yelken açan denizcilerin gideceği yer bellidir. Ama
rüzgârın ne zaman tersine döneceğinin de hesap edilmesi gerekiyor. Ben bazı şeyleri zamana
bırakmayı tercih eden biriyim. O sebeple hiç merak etmiyorum” yanıtını verdi.

Dervişoğlu şöyle devam etti:
“İnsan iki şeyden dolayı partisinden istifa eder. Ya kendisine vaatler ya da yöneltilmiş birtakım
tehditler vardı. Ben siyaset sahnesinde bulunan insanların vaatlerden ve tehditlerden
etkilenebilecek şahsiyetler olarak tanımlanmasının, demokrasi kültürüne zarar vereceğine
inanıyorum. Dolayısıyla siyasetçinin faziletinin, demokrasinin faziletine endeksli olduğu
kanaatini taşıyorum. Eğer faziletini kaybetmiştir diye siyasetçiyi töhmet altında bırakırsanız bilin
ki demokrasi de faziletini kaybetmeye başlar. O sebeple meclisin manevi şahsiyetini korumayı
her şeyin üzerinde tutmaya çaba sarf ederim.

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Sıradaki haber:

Kredi Hacmi Artıyor, Sorunlu Krediler Hızla Büyüyor

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

casino siteleri