DOLAR

46,2803$% 0.02

EURO

53,7644% 0.36

STERLİN

62,2476£% 0.22

GRAM ALTIN

6.412,42%2,16

ONS

4.312,51%2,21

BİST100

14.355,38%2,99

İstanbul AÇIK 22°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

İYİ Parti Hukuk ve Seçim İşleri Başkanlığı tarafından düzenlenen Hukuk Çalıştayı’nda kapanış ve değerlendirme konuşmasını yapan Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu, Türkiye’nin adalet sistemindeki yapısal çürümeye, siyasallaşan yargı mekanizmalarına ve toplumsal yaralara parmak bastı. Dervişoğlu, çocuk adalet sisteminden tutukluluk sürelerine, basın özgürlüğünden yargı mensuplarının maruz kaldığı baskılara kadar çok geniş bir yelpazede tarihi uyarılarda bulundu.

“Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Bir Siyasi Tercih Değildir”

Devletin asli görevinin korumasız olanı korumak olduğunu vurgulayan Dervişoğlu, kadına yönelik şiddet konusundaki anayasal ve kurumsal sorumluluğu hatırlattı:

“Bir devlet, en savunmasız vatandaşını koruyamıyorsa hukuk devleti iddiasında bulunamaz. Kadına yönelik şiddetle mücadele, bir siyasi tercih değil, hukuk devleti olmanın asgari koşuludur. Hangi siyasi görüşten olursa olsun, bir kadının şiddete uğramaması gerektiği konusunda herkes hemfikirdir. O zaman bu hemfikir oluşu hukuki ve kurumsal güvenceye dönüştürmek, ortak sorumluluğumuzdur.”

“Çocuk Adalet Sistemi Uzun Vadeli Bir Güvenlik Meselesidir”

Çalıştayda masaya yatırılan çocuk mahkemelerinin yetersizliği ve mevzuat aksaklıklarına değinen İYİ Parti Lideri, cezalandırıcı değil rehabilite edici bir sistem kurulması gerektiğinin altını çizdi:

  • Erken Yaşta Damgalamaya Son: “Çocuk mahkemelerinin sayısal yetersizliği, uzman personel eksikliği ve rehabilite edici adalet yaklaşımının hâlâ yeterince içselleştirilmemiş olması temel bulgularımız arasındadır. Çocuk adalet sisteminin reformu, yalnızca insani bir zorunluluk değil, aynı zamanda uzun vadeli bir güvenlik ve sosyal politika meselesidir.”
  • Toplumsal Maliyet Uyarısı: “Suça sürüklenen bir çocuğu rehabilite eden bir sistem, on yıl sonra o çocuğun yeniden suç işlemesini büyük ölçüde engeller. Aksi yönde çocuğu cezai bir sürecin içinde erken yaşta ‘damgalayan’ bir sistem, uzun vadede hem toplumsal maliyeti artırır hem de bir hayatı karartır.”

“Uzun Tutukluluk Süreleri Resmi Cezadan Daha Ağır Sonuçlar Doğuruyor”

Türk hukuk sisteminin en derin yaralarından birinin masumiyet karinesinin fiilen zedelenmesi olduğunu söyleyen Dervişoğlu, tutuklama tedbirinin bir cezalandırma aracına dönüştürülmesini eleştirdi:

“Masumiyet karinesi, modern hukukun temel taşlarından biridir. ‘Suçluluğu ispat edilene kadar herkes masumdur.’ Bu, soyut bir ilke değil; somut bir güvencedir. Ama birinin suçluluğu mahkemece kanıtlanmadan önce yıllarca tutuklu kalması, o kişiyi fiilen cezalandırmaktadır. Ve bu fiilî cezalandırma, çoğu zaman iş kaybı, aile parçalanması, toplumsal damgalanma, sağlığın bozulması gibi resmi cezadan daha ağır sonuçlar doğurur. Savunmanın işlevsizleştirildiği bir yargılama, ne kadar usule uygun görünürse görünsün, özünde adil değildir.”

“Dezenformasyonla Mücadele Haberciliği Suç Haline Getirerek Yapılmaz”

Dijital çağın bilgi kirliliği ve medyanın tek tipleştirilmesi üzerinden basın özgürlüğü tablosunu değerlendiren Dervişoğlu, sansür yasalarına geçit vermeyeceklerini belirtti:

  • Çare Hastalıktan Beter Olmasın: “Otosansür mekanizmalarının güçlenmesi, medya mülkiyetinin tek elde yoğunlaşması ve gazetecilik faaliyetleri nedeniyle yargılanan habercilerin durumu çalıştayımızda kaçınılmaz biçimde gündeme geldi. Dezenformasyonla mücadele adına getirilen düzenlemelerin basın özgürlüğünü kısıtlamaya dönüştüğü yerde, çare hastalıktan beter olur.”
  • Gerçek Mücadele Yöntemi: “Gerçek dezenformasyonla mücadele, haberciliği suç haline getirerek değil; hür bir basınla, medya okuryazarlığı eğitimiyle ve bağımsız doğrulama mekanizmalarıyla edilir.”

Yargı Mensuplarına “Yüzleşme Cesareti” Teşekkürü

Çalıştayın en cesur oturumunun yargı mensuplarının kendi özeleştirilerini yaptığı bölüm olduğunu ifade eden Müsavat Dervişoğlu, adalete olan güvenin yeniden inşa edileceğini söyleyerek konuşmasını bitirdi:

“Hâkim ve savcıların atanma ve terfi süreçlerindeki şeffaflık eksikliği, avukatların savunuculuk görevleri nedeniyle maruz kaldıkları baskılar ve yargıya duyulan toplumsal güvenin erimesi bu oturumun temel ekseni oldu. Bu sorunları konuşmak bir yüzleşme cesareti gerektirmektedir ve bu cesaret bu salonda gösterildi. Güven, bir gecede inşa edilmez. Ama güven, doğru adımlarla yeniden kazanılabilir.”

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Sıradaki haber:

Özgür Özel Nerede Duruyorsa CHP’nin Kürsüsü Orasıdır!

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

casino siteleri

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.