DOLAR

45,3711$% 0.27

EURO

53,4363% 0.39

STERLİN

61,8258£% 0.44

GRAM ALTIN

6.885,33%1,02

ONS

4.712,45%0,59

BİST100

15.051,47%0,07

İstanbul PARÇALI AZ BULUTLU 18°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin terör örgütü PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan için gündeme getirdiği “barış süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü” önerisi sorulan Dervişoğlu, “Abdullah Öcalan bir hükümlü. Ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm bir kişi. Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsüne davet edildiğinde, kendisinin cezaevinde tutuklu olduğunu, Ankara’nın Aşağı Ayrancı semtinde oturmadığını, dolayısıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsüne gelebilmesi için öncelikle serbest bırakılmasının gerekli olduğunu anlatmıştım. Şimdi de kendisine bir görev tevdi edilmek isteniyor. Bunun öncelikle hukuken mümkün olmayacağını anlatmaya çalıştım. Bir hükümlüye, resmi bir görevin tevdi edilmesi hem uluslararası zeminde hem de kamu vicdanında Türkiye’yi zor duruma düşürür” dedi.

Terör örgütü ele başı Öcalan’ın, süreci başından bu yana koordine ettiğini savunan Dervişoğlu, “Komisyonun kurulmasını talep eden Abdullah Öcalan, komisyonun İmralıAdası’nda kendisini ziyaret etmesini talep eden Abdullah Öcalan, hukuki zeminde birtakım yasal düzenlemelerin yapılması gerekliliğine işaret eden Abdullah Öcalan.Ama ‘Busüreç, Abdullah Öcalan tarafından koordine ediliyor’dediğimde de bana söylemedikleri laf bırakmadılar.‘Süreci koordine eden Abdullah Öcalan söylüyor, siz yapıyorsunuz; o tak diye talep ediyor,siz de şak diye yerine getiriyorsunuz’ dediğimde bir yığın ithamın muhatabı haline getirilmiştim. Şimdi söylediklerim bir birgerçekleşiyor” ifadelerini kullandı.

“Bahçeli, PKK terminolojisi ile konuşmaya başladı”

MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin, PKK terminolojisi ile konuşmaya başladığını savunan Dervişoğlu, “Barış süreci diyor. Türkiye bir savaşın içinde değil. Türkiye bir terörle mücadele gayreti içerisindeydi. Kurucu önderliği de koordinatörlüğü de buna dahil ediyorum. Başka bunun hukuki boyutu da var. Kelimelerimi mümkün mertebe seçerek kullanıyorum.Hem milletimizin yüreğinin incinmemesi hem de devletin aşınmaması için özel surette gayret gösteriyor. Bu yapılan işdoğrudan doğruya suçu ve suçluyu övmektir. Türk, Kürt ayırmadan söylüyorum; 50 bin insanın katiline böyle bir misyonun yüklemiş olması hâli, aslına bakarsanız eksik bile söylüyorum, rezilliğin dik alasıdır. Böyle bir şey olamaz. Ayrıca bu o ağızlardan seslendirilemez. Dolayısıyla bu milletin bir ferdi olarak böyle bir durum karşısında elbette ki birtakım tepkilerimiz olacak. Bunun da makul karşılanması lazım” şeklinde konuştu.

“Söylediklerine inanıyorlarsa siyaseti bırakırım”

Yaptığı açıklamalara MHP’den gelen tepkilere değinen Dervişoğlu, “Eğer söylediklerine inanıyorlarsa yemin ederim siyaseti bırakırım. Partilerinin grup başkanvekillerini, genel sekreterini muhatap almayı çok istemiyorum ama ayıptır ya, bu memlekete yazıktır. Bu memlekette insan mı kalmadı? Bu süreç en başından beri İmralı canisinin koordinatörlüğünde yaşama geçirilmek isteniyor. Buna şimdi de bir statü kazandırmaya çalışıyorlar.Dolayısıyla hepsi bizim tanımladığımız çerçevenin içine girmiş durumdalar” değerlendirmesini yaptı.

“Bir hükümlüye resmi görev tevdi etmek hukuksuzluktur”

“Bu çağrıların yapılmasıyla suç mu işleniyor?” sorusu üzerine Dervişoğlu, “Gayet tabii, bir suç işleniyor. Bu çağrıyı yapan, buna alet olan, buna seyirci kalan… Onun için ‘İhanetin zaman aşımı yoktur’ diyorum. Milliyetçi reflekslerle konuşmadığımı en başından beri söylüyorum. Bir kere bu işin hukuki boyutu var. Siz hükümlü birisine, Türk milleti adına karar vermiş bir mahkemenin kararını çiğneyerek, bir hükümlüye resmi bir görev tevdi ediyorsunuz. Bunu yapmak elbette ki bir hukuksuzluktur. Fransa’da Çakal Carlos’a, bu tarz görevler tevdi edilmiş olsa bütün dünyaya kalkar. 50 bin kişinin katilinden bahsediyoruz. Bir narko terör örgütünün liderinden bahsediyoruz.Sözü İran’daki, Suriye’deki bölücülere geçmeyen -ki onların hepsi şu anda aynıçatı örgütün şemsiyesi altında aynı görevleri deruhte ediyor. Ayrıca Türkiye, terör problemini aştığına dair çok sayıda resmi argümanın kamuoyuyla paylaşıldığı bir ülke.‘Ayakkabı numaralarına kadar biliyoruz’ denilen bir süreçte, böyle bir caniyebu tarz iltifatların yönetilmiş yöneltilmiş olması hali kabul edilebilecek bir şey değildir. Dolayısıyla bunun bir delilik olarak tanımlanması gerektiğine işaret ettim” dedi.

“Önermeyle ilgili konuşması gereken Erdoğan’dır”

Kendisine “Bu öneriye ne diyorsunuz” şeklinde sorular geldiğine işaret eden Dervişoğlu, “Bu önermeye bir şey demesi gereken Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır. Bu suskunluğa farklı anlamlar yüklenebilir. Rol paylaşımı yapılmış olabilir diye de bakabilirsiniz. Tayyip Erdoğan’ı zor durumda bırakacak bir siyasi hamle gözüyle de değerlendirebilirsiniz. O sebeple Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bu tarz taleplerin uygunluğusöz konusu değilse, kendisinin buna göstermesi icap eden tepkiyi sergilemesi gerekliliğine işaret ediyorum” ifadelerini kullandı. 

“Öcalan’ın serbest bırakılması için ön hazırlık izlenimi var”

Bahçeli’nin statü çıkışının daha kapsamlı düşünülmesi gerektiğine işaret eden Dervişoğlu, “Barış süreci ve siyasallaşma koordinatörü… Nerede siyasallaşacak? Hangi süreci yönetecek?Nereden yönetecek? Sekreteryası olacak mı? Bu, cezaevinde hükmü infaz edilen bir kişinin yapabileceği bir iş değil. Bu, Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılmasının temin edilmesi noktayı nazarından bir ön hazırlık izlenimi yaratıyor. Meclis kürsüsüne davet de koordinatörlük görevini kendisine tevdi edilmesi de böyle. Ayrıca dikkatinizi çekiyorum; PKK terminolojisi ile konuşmaya başladı. Onların diliyle konuşuyor. Bunu kapsamlı bir şekilde herkesle tartışmaya da hazırım. PKK’nın ve terör örgütünün uzantısı olan siyasi partinin temsilcilerinin diliyle konuşuyor. Onlar bir kere bile Terörsüz Türkiye lafını telaffuz etmedi. Çünkü verdikleri silahlı mücadeleye terör yakıştırması yapılmasını bile kabullenmiyorlar. O terminolojiye doğru yaslandığını gözlemliyorum ki bu son derece tehlikelidir. Demokratik Cumhuriyet, siyasallaşma, yasal düzenlemeler yapılmak suretiyle birtakım avantajların temin edilmesi, insan içine karışmalarının önünü açabilecek kanuni düzenlemelere yönelinmesi… Sayın Bahçeli’nin ifadelerinde bütün bunların alt yapısı oluşturuluyor. Bütün bunların Türkiye’nin geleceği açısından, üniter devletimiz açısından, cumhuriyetimiz açısından son derece riskli ve zararlı buluyorum.” şeklinde konuştu.

“Türk milletini yok sayma halindeler”

Dervişoğlu, “Komisyonu isteyen Abdullah Öcalan’dı. İmralı’da ziyaret edilmeyi isteyen Abdullah Öcalan’dı. Statü arayışına giren Abdullah Öcalan’dı. Bütün bunların yasal düzenlemelerle farklı bir çizgiye taşınmasını talep eden Abdullah Öcalan’dı. Demokratik değilmişiz gibi demokratik Cumhuriyet talebini gündeme getiren Abdullah Öcalan’dı. Bu süreç zaten onun koordinasyonunda yürütülüyordu. Bu yeni bir şey değil. Ama bunun bir hükümlü üzerinden. Türkiye Cumhuriyeti Devleti mahkemelerinin cezalandırdığı bir cani üzerinden, yaşama geçirilmeye kalkışması hâli Türk milletini yok sayma halidir. Benim asıl isyanım da bunadır. ‘Önünüze ne koyarsam, onu yiyeceksiniz’ demek anlamına gelir. Dolayısıyla kabul edilebilecek bir yanı yoktur” değerlendirmesini yaptı.

“İnsan bunları söylerken utanır”

“Dünyanın hangi hukuk sisteminde, hangi ülkesinde cezaevinde hükmü infaz edilen bir caninin yol göstericiliği ile resmi bir süreç tanzim edilir? Bu durum hukuk devletlerinde kabul edilebilecek bir şey mi?” diye soran Dervişoğlu, “Şimdi bana gelmiş ‘Emperyalizme hizmet ediyor, terörden besleniyor’ diyor. Bazı partilerin temsilcileri resmî açıklama yapıyor. Ben ne zaman böyle bir ilişkinin içerisinde olmuş olabilirim ki?Siz beni tanımıyor musunuz? Benimle ilgili bu kelamları sarf edenler, 50 yıllık mücadele geçmişimin şahitleri. İnsan bunları söylerken utanır. Kendi ihanetlerinin, vurdumduymazlık ya da makam, mevki aşklarının bir doğal sonucudur bu. Yoksa ben onların hepsinin karakterini biliyorum. Böyle şeylere rıza gösterecek insanlar değildir onlar. ‘Abdullah Öcalan haindir, katildir’ dendiği zaman da kalkıp alkışlıyorlar. Bugün ‘Kurucu önderdir, kurtarıcıdır’ dedikleri zaman da kalkıp alkışlıyorlar. Bu ancak işgal ettikleri makamı koruma amaçlı bir şeydir ama millet öyle düşünmüyor.Bu insanlar bazı laflar ve kelamlar yüzünden sokağa çıkamıyor. Bu Allah’tan reva mıdır?” dedi.

“Öcalan canisini bize kim getirdiyse, kim idam ettirmediyse bu sürecin içindedir”

Terör örgütü elebaşı Öcalan’ın Türkiye’ye teslim edildiği dönem Başbakan olan Bülent Ecevit’in, “Bu acaba bize neden teslim edildi, hâlâ anlayabilmiş değilim” dediğini hatırlatan Dervişoğlu, “Teslim edildi. Şimdi bunun üzerinden bir süreç koordine ediliyor ve dolayısıyla güncellenmiş büyük Ortadoğu projesinin bir aparatı haline getirilmeye çalışılıyor. Onu bize kim getirdiyse,onu burada kim idam ettirmediyse bu sürecin doğrudan doğruya içindedir. Bu süreci okumak için onun hem geçmişinin hem Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne karşı vermiş olduğu hain silahlı mücadelenin hem yakalandığı süreçte yaşadıklarının hem yakalanmadan önce Suriye’de yaşadıklarının ve kurduğu ilişkilerin doğru bir biçimde ele alınması ve Türkiye’deki suç ortaklarının da kimler olduğunun ortaya çıkarılması gerekir. Onun için diyorum ki ihanetin zaman aşımı yoktur. Ayrıca suçu ve suçluyu övmek, ona mecliste olmayan makamları ihdas ederek sunmaya kalkışmak hem çılgınlıktır hem deliliktir hem de rezilliktir” ifadelerini kullandı.

“Milletin hakkını ve hukukunu, bir başımızakalsak da sonuna kadar savunacağız”

İYİ Parti Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada “Bu işin arkasında başka şeyler de arıyorum” şeklinde bir açıklama yaptığı hatırlatılan Dervişoğlu, “Laf büyük olunca ağzına sığmıyor. Onun için ‘Sayın Recep Tayyip Erdoğan konuşsun’ diyorum. Böyle bir şey olabilir mi? Bir katile, bir caniye, bir haine devlet nasıl bir resmi görev tevdi eder? Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kürsüsünden bunu nasıl yapar? Meclis kürsüsüne davet edilmesi hali, serbest bırakılmasının arzulanması halidir. Şimdi İmralı’da konutlardan bahsediliyor.Yer varmış da statü gerekliymiş. Şimdi o statüye bir kılıf uydurdular. Ben böyle şeylerde ‘Yapabiliyorsanız gelip yapın’ diyorum.Meclis kürsüsünde konuşturacaktınız, orada konuşmadı. Sonra komisyon kuruldu. Netice itibariyle bir rapor yazıldı. O raporu da doğru bir biçimde İYİ Parti’den başka okuyup değerlendiren yok. Hatta o rapora muhalefet ettiğimizi gösteren bir emare olur diye parti ismimizi dahi koymamışlar. İYİ Parti’den ‘komisyon çalışmalarına katılmayacağını, daha önceden bildiren parti’ diye bahsediyor. Dolayısıyla bazı ihanet senaryoları tarihe mal olduğunda, ona kimlerin karşı çıkacağı tutanaklarda bulunmasın istiyorlar. Böylesine kurnazca planlar yapıyorlar. Ben de onları diyorum ki; bütün bu senaryolar yaşama geçirilirken siz neyin cumhurbaşkanısınız, neyin parti liderisiniz, neyin meclisi ve meclis başkanısınız? Bunu bu millete açıklayın diyorum.Hepsi bir tarafta biz tek bırakılmış ama milletin hakkını, hukukunu bir başımıza da kalsak sonuna kadar savunacağımızdan herkes emin olmalı” şeklinde konuştu.

“Biri bana açıklasın: Bahçeli’nin önerisinin hukuk sistemimizdeki yeri ne?”

Dervişoğlu, “Devletin yetkili organları bu adamların verdikleri taahhütlerini yerine getirmediklerine dair raporlar tanzim ediyor. Uluslararası zeminde beklentilerine karşılık bulamadıkları için yeni stratejilerini siyasi muarızlarının üzerinden yaşama geçirmeye çalışıyor. Bu memlekette herkes bazı şeyleri görmeyebilir. Ama herkes iyi bilsin ki, herkesten saklanan ve millete gösterilmek istemeyen birtakım şeylerin, birileri tarafından da görülebileceğini düşünsünler. Ben görüyorum ve gördüklerimi de tartışıyorum. Açıklasınlar bana:Sayın Devlet Bahçeli’nin bu önerisinin hukuki sistemde yeri nedir? Bir çıksın söylesin bana. Hukuk sistemimizde yeri nedir bunun? Bir hükümlüyü Milliyetçi Hareket Partisi’nin ilçe teşkilatına ben kayyum atayabiliyor muyumTürkiye Cumhuriyeti Devleti olarak da, o Abdullah Öcalandenen caniyi hem Kürtlere vasi atıyor hem de Türk milletine kayyum atamaya kalkıyor. Bunu yapmaya ne hakkı var?” diye ekledi.

“Kim kime borçlu, kim kime mahkûm?”

Hem partisine hem de şahsına yönelik ithamları muhatap almaya değer bulmadığını dile getiren Dervişoğlu, “Ama mesele memleket olunca mesele ülke olunca kayıtsız kalamıyorum. Anayasa Mahkemesi Başkanı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, yüksek mahkemelerin değerli hakimleriçıksınlar ve‘Bunun hukuk sistemimiz içerisinde böyle bir yeri vardır’ desinler, bende kabulleneyim. Bunlar niye susuyor? Türkiye’nin ve Türk milletinin aleyhine bu suçlar işlenirken bunlar niye susuyor? Neden ‘Bunu kimse söyleyemez’ demiyorlar? ‘Bu ülkede suçu ve suçluyu övmek de suçtur’ diye niye söylemiyor? Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Bu nasıl bir aymazlıktır’ diye niye ifade etmiyor? Kim kime borçlu, kim kime mahkûm?Bana gelip bunu anlatsınlar. Hangi senaryoyu yaşama geçirmek üzere bunları kurguluyorlar? Gelip bana bunu anlatsınlar” dedi.

“İhanetin zaman aşımı yoktur”

Gelişmeler karşısında sert konuştuğu şeklindeki yorumlara da değinen Dervişoğlu, “Ne konuşayım ben şimdi buna?Yumuşak mı konuşayım? Doğru iş mi yapıyorsunuz diyeyim? Suça seyirci mi kalayım?Ayıbın üstünü örtelim, ihaneti görmezden mi geleyim? Ben çıkıp,‘İhanetin zaman aşımı yoktur. Cenabı Allah nasip ederse bütün bunların hesabını sizden soracağım’ diyorum. Bu sert bir ifade değil. Sarf edilmesi gereken cümleleri sarf ediyorum” açıklamasında bulundu. Dervişoğlu, programın devamında CHP’ye yönelik butlan davası, erken seçim tartışmaları ve ekonomiye dair de değerlendirmelerde bulundu

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Sıradaki haber:

Ümit Özdağ, İnsanımızı Yoksulluğa Mahkum Eden İktidarı Muhalefete Yollamak Asli Görevimizdir

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

casino siteleri

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.