DOLAR

48,0601$%0,33

EURO

56,2961%0,18

STERLİN

65,7063£%0,14

GRAM ALTIN

7.087,67%1,83

ONS

4.584,11%1,45

BİST100

%

İstanbul AÇIK 26°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Ankara Kalesi: Bin Yıllık Tarihin Korunan İzleri

Ankara Kalesi, MÖ 5. yüzyılda Galatların yerleşiminde ortaya çıktı. Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde onarıldı.

Ankara Kalesi, Ankara'nın Altındağ ilçesinde yer alan tarihî bir kaledir. Ne zaman inşa edildiği tam olarak bilinmese de, MÖ 5. yüzyıl başında Galatların Ankara'ya yerleşmeleri sırasında kaleye rastlandığı belirtilmektedir. Bu stratejik konum, kaleyi farklı medeniyetlerin eline geçirme ve yüzlerce yıl boyunca onarılma sürecine girmeye neden olmuştur.

Kale, tarih boyunca Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde birçok kez yeniden yapılandırılmıştır. Roma İmparatoru Caracalla, MS 217 yılında kaleyi onarmıştır. MS 222-260 yılları arasında yaşanan olaylar sonucunda kale kısmen tahrip olmuş, ancak 7. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yeniden inşa çalışmaları başlatılmıştır. Bizans döneminde İmparator II. Justinianos, MS 668'de dış kaleyi inşa ettirmiş, İmparator III. Leon ise 740 yılında iç kale duvarlarını güçlendirmiştir.

Selçuklu Hanedanı döneminde kale 1073 yılında ele geçmiş, 1101'de Haçlılarca alınmış, ardından 1227'de yeniden Selçukluların kontrolüne girmiştir. I. Alâeddin Keykubad kaleyi yeniden onarmış, 1249'da II. İzzeddin Keykavus ise kaleye yeni eklemeler yapmıştır. Osmanlı döneminde ise 1832'de Kavalalı İbrahim Paşa tarafından kale dış duvarları genişletilerek onarılmıştır.

Mimari olarak Ankara Kalesi, tepenin yüksekliğinden faydalanarak inşa edilmiştir. Kale, iç kale ve çevresini kuşatan dış kale olmak üzere iki ana bölümden oluşur. İç kale yaklaşık 43.000 metrekarelik bir alanı kapsar. Duvarları 14 ila 16 metre yüksekliğindedir ve üzerinde 42 adet beşgen burç bulunur. Bu burçlar, doğu, batı ve güney duvarları boyunca 15 ila 20 metrelik aralıklarla yer alır. Dış kale, eski Ankara şehrini çevreler ve yaklaşık 20 kule barındırır.

İç kale, Ankara taşı ve toplama taşlarla inşa edilmiş, dört katlı bir yapıdadır. İç kalenin iki büyük kapısı vardır: dış kapı ve hisar kapısı. Hisar kapısı üzerinde İlhanlılara ait bir kitabe ve kuzeybatı kısmında Selçuklu Hanedanı'na ait bir yazı bulunmaktadır. Duvarların alt kısmı mermer ve bazaltla, üst kısmı ise tuğlalı olarak inşa edilmiştir.

8 ve 9. yüzyıllarda kent istila edildiğinde, kaleyi hızla onamak amacıyla Roma dönemine ait mermer bloklar, sütun başlıkları ve su kanallarının mermer parçaları yeniden kullanılmıştır. Bu durum, kale yapısında bulunan heykel, lahit ve sütun başlıklarının, etraftaki eski yapılardan elde edilen malzemelerle inşa çalışmalarında kullanıldığını göstermektedir.

Ankara Kalesi, günümüzde de çeşitli kültürel etkinliklere ev sahipliği yapmaktadır. Kale, hem tarihi açıdan hem de kültürel açıdan zengin bir miras sunmaktadır. Wayback Machine arşivine göre, Ankara Kalesi'nin tarihçesi 2 Mart 2016 tarihinde kaydedilmiştir.

Kalenin mimari yapısı, iç ve dış bölümlerin belirli noktalarda birleşmesiyle bütünlük kazanır. Doğu yönünde Doğukalesi ile batıda hatip çayına bakan yamaçta dış kale ve iç kale birleşmektedir. İç kalenin güneydoğu köşesinde ise yapının en yüksek noktası olan Akkale yer alır. Duvarların üst kısımlarında yer alan tuğla bölümler zamanla büyük ölçüde zarar görmüş olsa da, iç kale genel yapısını koruyarak günümüze ulaşmayı başarmıştır. Ayrıca kale, dışarıdan bakıldığında algılanan boyutundan daha geniş bir alana yayılmaktadır. Doğu duvarı, tepenin doğal girinti ve çıkıntılarını takip eden bir hat izlerken, kuzey yamaç farklı tekniklerle inşa edilmiş duvarlarla koruma altına alınmıştır.

Kalenin savunma düzenindeki en dikkat çekici unsurlardan biri, duvarlar boyunca düzenli aralıklarla yerleştirilen beşgen burçlardır. Bu burçlar, yapının stratejik savunma hattını güçlendirmek amacıyla inşa edilmiştir. İç kalenin güney ve batı duvarları birbirini dik açıyla keserken, doğu duvarı tepenin doğal eğimini takip eden bir hat izler. Kuzey yamaç ise farklı dönemlerde uygulanan çeşitli tekniklerle örülmüş duvarlarla desteklenmiştir. Dış kale ile iç kalenin birleştiği noktalar, doğuda Doğukalesi ve batıda hatip çayına bakan yamaç olarak belirlenmiştir. Dışarıdan bakıldığında algılanan boyutundan daha geniş bir alana yayılan kale, günümüzde çeşitli festivallere ev sahipliği yaparak kültürel işlevini sürdürmektedir.

Ankara Kalesi'nin tarihsel süreçteki stratejik önemi, Osmanlı İmparatorluğu'nun genişleme dönemlerinde de kendini göstermiştir. yüzyılda, Osmanlı Devleti ile Venedik Cumhuriyeti arasında 1463-1479 yılları arasında gerçekleşen ve tarihin en uzun süreli çatışmalarından biri olarak kabul edilen savaş döneminde, imparatorluğun savunma hatları büyük bir titizlikle tahkim edilmiştir. Bu dönemde, özellikle Çanakkale Boğazı girişindeki Kale-i Sultaniye ve Kilitbahir kalelerinin II. Mehmed tarafından uzun menzilli toplarla donatılması, Osmanlı'nın kale mimarisine ve savunma teknolojisine verdiği önemi yansıtmaktadır. Ankara Kalesi de bu geniş savunma ağının bir parçası olarak, yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlerin askeri ihtiyaçlarına göre şekillenmiş ve korunmuştur.

Kalenin günümüze ulaşan mimari dokusu, sadece bir savunma yapısı değil, aynı zamanda bölgedeki medeniyetler arası geçişin bir belgesi niteliğindedir. Dört katlı yapısı, Ankara taşı ve çevredeki antik yapılardan devşirilen malzemelerin birleşimiyle, tarihsel sürekliliği somutlaştırmaktadır. İlhanlılara ait kitabeler ve Selçuklu dönemine tarihlenen yazıtlar, kalenin farklı yönetimler altında geçirdiği kültürel dönüşümü kanıtlar niteliktedir. Bugün, dışarıdan bakıldığında algılanan boyutundan çok daha geniş bir alana yayılan bu yapı, sadece bir tarihî eser olarak değil, aynı zamanda Ankara'nın kültürel hafızasını taşıyan ve çeşitli festivallere ev sahipliği yapan yaşayan bir mekan olarak varlığını sürdürmektedir.


Kaynak: Seninle Haber Tarih Araştırması · Türkçe Vikipedi

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Sıradaki haber:

Çayın Binlerce Yıllık Yolculuğu ve Küresel Ticaretin Tarihsel Gelişimi

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.