45,9281$% 0.05
53,5169€% 0.14
61,9465£% 0.21
6.650,66%0,47
4.505,11%0,45
14.183,37%3,50
Tarihi Çarpıtmalar ve “Pontus Soykırımı” İddiaları: Gerçekler Neyi Gösteriyor?, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemi ve Birinci Dünya Savaşı’nın ardından yaşanan çöküş, pek çok trajik olaya sahne olmuştur. Ancak, imparatorluğun tüm halklarını etkileyen bu olaylar, ne yazık ki sıklıkla çarpıtılarak, dar görüşlü milliyetçi ve dini amaçlar uğruna tarihsel bağlamından koparılmaktadır.

1990’lı yılların başından bu yana Yunan devleti, bir soykırım teşkil ettiğini iddia ettiği “Pontus (Rum) Sorununu” uluslararası kamuoyunun dikkatine sunmak için aktif bir kampanya yürütmektedir. Bu kampanya doğrultusunda Yunan Parlamentosu, 19 Mayıs’ı “Pontus Soykırımı” anma günü olarak belirlemiştir. Bu karar, 19 Mayıs’ın Millî Mücadele döneminin (1919-1922) başlangıcını simgelemesi ve önemli bir ulusal gün olması nedeniyle Türkiye’ye karşı yapılmış açık bir provokasyon olarak değerlendirilmektedir.

Ermeni ve Süryani soykırımı iddialarına benzer şekilde, Pontus soykırımı iddiaları için kullanılan savlar esasen bu gruplara ait nüfus verilerinin çarpıtılmasına dayanmaktadır. Bu çarpıtma, daha geniş bir uluslararası kitleye ulaşmayı amaçlayan sansasyonel bir anlatıya temel oluşturmak adına yapılmaktadır.
Bu üç soykırım anlatısının hepsinde en rahatsız edici olan şey, aynı savaş koşullarında ve aynı dönemde hayatını kaybeden Osmanlı Müslümanlarının hiçbir şekilde dikkate alınmamasıdır. Bu dönemde ve aynı coğrafi bölgelerde en az 2,5 milyon Müslüman sivil hayatını kaybetmiştir. Artık sıklıkla “Hristiyan Soykırımı” söylemi çatısı altında bir araya getirilen bu üç anlatıyı birleştiren şey, Türklere karşı gösterilen pervasız düşmanlık ve onların acılarının değersizleştirilmesidir. Bu kampanyalar, Osmanlı Müslümanlarına karşı işlenen korkunç suçları şiddetle inkâr etmekte ve Ermeni, Süryani ve Rumların (yani “Hristiyanların”) tamamının tümüyle masum ve çaresiz olduğunu öne sürmektedir.

Bu bağlamda, 1923 yılında imzalanan ve Türkiye ile Yunanistan arasındaki savaşı resmen sona erdiren Lozan Antlaşması’nın 59. Maddesi hatırlatılmalıdır. 59. Madde, Yunan devletinin önceki dönemde yaşanan kırımlardaki suçunu ve sorumluluğunu açıkça ortaya koymaktadır: “Yunanistan, savaş yasalarına aykırı olarak Anadolu’da Yunan ordusunun ya da yönetiminin eylemlerinden doğan zararların onarımı yükümünü tanır.”
Ne var ki, Yunanistan uluslararası bir antlaşma nezdinde Anadolu’da gerçekleştirdiği büyük yıkımın ve işlediği sayısız suçun kabahatini ve sorumluluğunu geçmişte kabul etmiş olmasına rağmen, günümüzde asılsız soykırım suçlamalarında bulunmaya cüret etmektedir. Bu durum, Yunan devlet yapılanmasında ve yönetici kadrolarında tedirgin edici bir ahlak eksikliğine işaret etmektedir.
ABB’den Kurban Bayramı Öncesi Haşereye Karşı Kapsamlı İlaçlama
1
Gece Gündüz Çalıştık, Erdoğan’dan Afet Konutları İçin Kararlılık Vurgusu
2
DEM Parti İmralı heyeti, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüştü
3
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Ailelere Çağrı
4
Ekrem İmamoğlu’ndan Silivri’de Tarihi Savunma: “Benim Tek Tehditim Sandıktır”
5
CHP Lideri Özgür Özel’e Saldırı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.