DOLAR

48,8262$%0,10

EURO

55,8519%-0,02

STERLİN

65,1036£%0,02

GRAM ALTIN

6.805,18%-0,44

ONS

4.337,45%-0,46

BİST100

%

İstanbul ORTA ŞİDDETLİ YAĞMUR 16°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Kasım kaldırım

Kasım kaldırım

19 Mayıs 2025 Pazartesi

Gazze’deki Direniş, Suriye’deki Esad Rejimini ve PKK’yı Nasıl Bitirdi?

Gazze’deki Direniş, Suriye’deki Esad Rejimini ve PKK’yı Nasıl Bitirdi?
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Yıllardır karadan ve denizden İsrail tarafından abluka altında tutulan ve sürekli İsrail tarafından aralıklı olarak bombalanan Gazze, 7 Ekim’de Hamas’ın İsrail’e saldırısıyla yeni bir durumla karşı karşıya kalmıştır. İsrail, ABD ve Batı’nın desteğiyle ve silahlarıyla, 350 kilometrekarelik bir alana sahip olan ve yaklaşık iki buçuk milyon insanın yaşadığı bu şehir, bir buçuk yılı aşkın bir süredir ağır şekilde bombalanmaktadır. En az 60 bin insanın vahşice katledildiği, 150 bine yakın insanın yaralandığı bir soykırıma tanık olunmaktadır.

Ancak 6 Gün Savaşları’nda bütün bölge ülkelerini mağlup eden İsrail, bir buçuk yılı aşkın süredir havadan ve karadan bombaladığı Gazze’yi ve Gazzelileri savunan Hamas’ı mağlup edememiş, büyük bir itibar kaybına uğramıştır. Bunu telafi etmek amacıyla savaşı yayarak Lübnan-İsrail sınırını kontrol eden Hizbullah’a saldırmıştır.

İran destekli Hizbullah ve İran, Suriye’de katil Esad rejiminin en büyük destekçileriydi. İsrail’in Hizbullah’a saldırması sonucu, Hizbullah ve İran milis güçleri zorunlu olarak Lübnan’a kaydırılmıştır. Bu esnada Türkiye ve Türkiye’nin desteklediği silahlı güçler, Suriye rejimini kolayca devirmiştir. Esad rejiminin çökmesi, PKK’nın en büyük destekçisi olan ve bunu İsrail’le koordineli olarak yapan Suriye rejiminin zayıflamasına yol açmıştır.

Esad’ın hapishanelerinden çıkan binlerce Filistinli mahkum, İran, İsrail ve Esad rejiminin ittifak içinde hareket ettiğinin kanıtıdır. Ayrıca Esad’ın cezaevlerinde tek bir İsrailli veya PKK militanının olmaması, bu ittifakın ne kadar iç içe olduğunu göstermektedir.

Suriye’nin dolaylı da olsa Türkiye’nin hakimiyetine girmesi, İsrail’in PYD bölgesine uzanan “Davut Koridoru”nun çökmesine yol açmıştır. Suriye’nin kuzeyini ABD, İsrail ve Batılı ülkelerin desteğiyle kontrol altında tutan PKK ve PYD, Esad rejimine petrol satıp aldığı parayla ABD ve Batı’dan silah alarak bir devlet oluşumuna doğru ilerliyordu. Ancak Suriye’nin Türkiye ve desteklediği güçler tarafından kontrol altına alınması, Barzani ve Irak yönetimiyle yapılan güvenlik anlaşmaları, PKK ve PYD’nin nefes borusunu kesmiş ve lojistik destek alabilecek alanları tamamen kapatmıştır.

Bu durumda PKK ve PYD, artık o bölgede varlıklarını sürdüremeyeceklerini anlamışlardır. PKK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan da bu durumu görmüştür. Devletimiz, bu süreci Irak, Suriye ve Türkiye’de bölge halkı nezdinde büyük karşılığı olan Abdullah Öcalan üzerinden örgütün kendini lağvetmesini sağlayarak bir takım yasal düzenlemeler ve yeni bir anayasa yaparak, bölgede kalıcı bir barış sağlamayı ve 40 yılı aşkın süredir devam eden PKK terörünü bertaraf etmeyi hedeflemektedir.

Bu süreç, hem Türkiye hem de Irak ve Suriye’deki halklar üzerindeki kardeşlik hukukunu yeniden inşa etmek için bölgenin tamamını kapsayan yeni bir yola girilmesini sağlamıştır. Bu durum, gerek ülkemiz gerek bölge için büyük bir kazanımdır. Bu süreci provoke etmek isteyenler mutlaka olacaktır, ancak bu girişimlere taviz vermeden; Türk, Kürt ve Arap tek bir vücut olarak birliğimizi ve beraberliğimizi koruyarak devletimizin yanında durmalıyız.

Okuyucularımıza saygılar sunarım.

Devamını Oku

Pandemi Sonrası Küresel Ekonomik Kriz ve Türkiye’nin Durumu

3

BEĞENDİM

ABONE OL

Malum, özellikle pandemi sonrası meydana gelen buhran sonrası dünya ekonomilerinde yaşanan ekonomik sıkıntılar, emtia fiyatlarındaki yükselişle birlikte gelişmiş ülkelerde bile %1’in altında olan enflasyon oranlarının %30’lara kadar yükselmesine neden olmuştur. Ardından Rusya-Ukrayna Savaşı’nın başlaması, dünyanın gıda ambarı olarak bilinen bu ülkelerin savaş halinde olması, özellikle gıda fiyatlarının yükselmesine sebep olup küresel enflasyonu tetiklemiştir. Bu durumdan ülkemiz de nasibini almıştır.

Ülkemizde enflasyonun yüksek olmasının bir başka nedeni, Türkiye’nin altıda birini kapsayan ve 14 vilayetimizde büyük yıkımlara yol açan depremlerdir. Bu yıkımın maliyeti yüz milyar doların üzerindedir ve doğal olarak ekonomimiz üzerinde büyük tahribat yaratmıştır. Kamu binaları hariç, 700 bine yakın konutun ağır hasarlı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, yüz binlerce konut orta ve hafif hasar kapsamına alınmıştır. 400 bine yakın konteyner ev yapılarak bu evlerin yaşanabilir hale gelmesi için tüm ev eşyaları ve ısıtma sağlanmıştır. Bunların dışındaki yüz binlerce kişi ise devlete ait yurtlara yerleştirilmiş ve bütün giderleri karşılanmıştır. Bu maliyetler, ekonomimiz üzerinde olumsuz bir etki yaratmıştır.

Ayrıca, ülkemizin Libya ve Suriye’de gerçekleştirdiği askeri harekatlar da bir maliyet oluşturmuştur. Buna ek olarak, bu operasyonlardan rahatsız olan küresel güçler, ülke içindeki bazı sermaye gruplarıyla, başta TÜSİAD olmak üzere, ürettikleri ürünlerde akaryakıt fiyatları ve dolardaki artışın bile kat kat üstünde zam yaparak yüksek enflasyona neden olmuş ve ekonomide bazı sıkıntılara yol açmıştır.

Bütün bunlara rağmen ihracatımız artmış ve 263 milyar dolara yükselmiştir. Gayrisafi milli hasılamız 1.200 milyar dolara ulaşmış, kişi başına düşen milli gelirimiz ise 15.650 dolar seviyesine çıkmıştır. Ayrıca, petrol ve doğalgaz üretiminde yeni keşifler ve kuyuların açılmasıyla ülkemizin dışa bağımlı enerji ihtiyacı hızla azalmaktadır. Takriben beş yıl içinde enerji konusunda tamamen dış bağımlılıktan kurtulacağımız öngörülmektedir. Bu sağlandığında, enerjiye ödenen 100 milyar doların üzerindeki maliyet ülkemizde kalacaktır. İthalat ve ihracat arasındaki açık ise ihracat lehine değişecektir.

Evet, yaşadığımız bazı ekonomik zorluklar olsa da dünyada olağanüstü bir durum olmadıkça ülkemizin refah seviyesi artacak, gerek ekonomik gerek askeri açıdan caydırıcılık gücü yükselecek ve kısa sürede küresel güç olma yolunda ilerleyecektir. Dünyadaki nüfuz alanlarımızı da kullanarak büyük bir güç haline geleceğimiz muhakkaktır. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Yeter ki ülkemiz içindeki birliğimizi devletimizin yanında olarak sürdürelim

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.