44,8671$% 0.25
52,9594€% 0.16
60,7463£% 0.11
6.908,85%0,25
4.783,73%-0,11
14.240,80%0,28
Sözlerime Kahramanmaraş’ta bir okulumuzda meydana gelen saldırıyla başlamak istiyorum. Önce Şanlıurfa, arkasından Kahramanmaraş’ta gelen olaylar için çok üzgünüz.
En son Kahramanmaraş’ta da bir öğretmenimizi ve sekiz öğrencimizi kaybettik. Bir baba olarak, bir kamu yöneticisi olarak şunu açıkça ifade etmek isterim. Bu acı sadece o ailelerin değil tüm toplumun elbette ama artık hepimizin de acısıdır.
Çünkü o çocuklar hepimizin bu ülkenin çocuklarıydı. Bu nedenle de bir gerçeği görmezden gelemeyiz. Bizler çocuklarımızı sadece sınavlara değil hayata hazırlamak zorundayız.
Onları korumak sadece okul kapısına görevli koymak da değil onların ruh sağlığını güçlendirmekle umutlarını büyütmekle geleceğe olan inançlarını ayakta tutmakla mümkündür. Şiddetin bu kadar kolay ortaya çıkabildiği bir ortamda hepimizin dönüp kendimize sormamız gerekiyor. Acaba nerede eksik yaptık? Hiçbir evladımız inşallah bir daha böyle bir acıyla karşı karşıya kalmamalı. Aileler üzülmemeli.
Başta öğretmenlerimiz olmak üzere bu alanda çalışan tüm uzmanların sesine kulak vermek zorundayız. Ben bir kez daha hayatını kaybeden öğretmenlerimize ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet diliyorum.Mekânları cennet olsun.
Bugün Türkiye’de her sabah kalktığımız zaman acaba bugün hangi muhalefet partisine özellikle hangi Cumhuriyet Halk Partili Belediyeye operasyon yapıldı mı diye uyanmaya başladık. Tutukluluğun istisna olması gerekirken artık tutukluluk usul esas hâline getirildi.
4483 sayılı memurların yargın olması hakkındaki kanunlar kanundaki hükümler çok açıktır. Sayıştay veya mülkiye müfettişi gelir, belediyeyi, ilgili idareyi inceler, bir suç varsa savcılığa verir, iddianame hazırlanır, deliller toplanır, daha sonra yargılama yapılır. Oysa seçilmiş insanları önceden tutuklayarak hem onları seçen halkı cezalandırıyorsunuz, halka hizmet etmesini engelliyorsunuz, hem de uzun süre ailelerinden çocuklarından ayrı bırakıyorsunuz.

Beraat ettikleri zaman bunu telafi edecek hiçbir maddi ya da manevi değer bu dünyada bulunmamaktadır. Zaman zaman İstanbul’daki öğrencilerin olduğu gibi uzun süre tutuklu kaldıktan sonra beraat eden bir sürü insanı görüyoruz. Peki bunların zararını telafi etmek mümkün müdür? Niye acele acele bunları tutukluyoruz? Yargılayalım.
Ben de her zaman şunu söylüyorum. Biz yargılanmaktan korkmuyoruz ki. Ama usule uygun, adil bir şekilde herkese uygulanan hukukla yargılanmak istiyoruz, soruşturulmak istiyoruz.
İkinci olarak şunları izledik. Adana ya da Bursa Belediye Başkanımız da olduğu gibi Ankara İl başkanımız da olduğu gibi on, on beş yıl önceki soruşturmalar yeni gündeme getirilerek seçilmiş belediye başkanlarımızın yöneticilerimizin tutuklanması yoluna gidilmekte ve oradaki halkın iradesi boşa gidip bir başka partiye yönetim teslim edilmektedir. Oysa bu tahkikat zamanında tamamlansaydı belki bu insanlara aday olmayacaklardı.
Bu süre zarfında görevini ihmal eden kim varsa yani soruşturmayı zamanında yapmayan kim varsa onlar hakkında soruşturma açılması gerekiyor. Bekleyip bekleyip siz seçimi kazandıktan sonra eğer bu belediye başkanlarını tutuklarsanız bunun arkasında aynen şu sonuç çıkar. Seçilmiş iradenin tutuklanması anlamına gelecek uygulamalarla ülkeyi zora sokacak işler yaparsınız.
Dolayısıyla bu uygulamalar artık sonra ermelidir. Usulüne uygun soruşturmalar yapılmalıdır. Buna hiç kimsenin itirazı yok.
Ancak bunu sadece ve sadece Cumhuriyet Halk Partili belediyelere ve yöneticilere yaparsanız burada hukuktan bahsetmek mümkün değildir. Dolayısıyla dünyadaki hukuk ve adalet sıralamasında en sonlara düşüyoruz. Bunu yapmaya hiç kimsenin hakkı yoktur.
Türkiye’yi bu kadar kadim bir ülkeyi devlet yönetimi tecrübesi olan bir ülkeyi Afrika’daki bazı ülkelerin arka sıralarında gösterecek şekilde uygulamalar yapmak maalesef hiçbir şekilde kabul edilemez. Gelelim bugünkü basın toplantımızın amacına. Ben hem şeffaf bir biçimde hakkımızda ne tür soruşturmalar yapılıyor? Bunu Ankara halkını ve Türk milletini bilgilendirmek hem de Sayın Bakan yine atanmış olduğu için kendisine hayırlı olsun diliyorum öncelikle.
Hem de önceki dönem mülkiye teftiş kurulu tarafından yapılan bazı uygulamalardan kendisini haberdar etmek istiyorum. Müfettişler belediyeye geliyor. Yani yakın zamana kadar hiçbir şikâyetimiz yoktu.
Geliyor, şikâyet konusunu bildiriyor ve incelemelerini yapıyor. Şikâyet ediliyoruz, güzelce incelemesini yapıyor. Ancak son zamanlarda bu incelemelerin sonucu bize bildirilmiyor.
Bekliyoruz kırk beş gün içerisinde soruşturma bittikten sonra bize bir şey gelmiyorsa diyoruz ki herhalde biz temize çıktık. Oysa bu raporu elimize alıp belediye meclisine bizi itham edenlere biz bunu göstermek istiyoruz. Ayrıca bizim yaptığımız şikâyetler var.

Şikâyet ettiğimiz konularda da sonucu bilmiyoruz. Şikâyet ettiğimiz bir görevli eski belediye başkanı eğer bunun hakkında gelen mülkiye müfettişi soruşturmaya gerek görmediğini gösteriyorsa ne yapmamız lazım? Bizim Danıştay’a itiraz edip onun cezalandırılmasını talep etme hakkımız var. Şimdi bu talep maalesef yapamıyoruz.
Ortadan kalkıyor. Biz istiyoruz İçişleri Bakanlığı’ndan bu yaptığımız soruşturmaların sonuçlarını bize bildirin ki Danıştay’a itiraz edelim. Bunlar bize üç dört defa dilekçe vermemize rağmen sonuçlar bize bildirilmiyor.Bunlar bize 3-4 defa dilekçe vermemize rağmen sonuçlar bize bildirilmiyor. Biz de itiraz hakkımızı kullanmayınca eski döneme ait bütün suçlar zaman aşımına uğruyor. Dolayısıyla bize bunu vermeyen görevliler de suç işliyorlar. Bu nedenle itirazı esas olmak üzere hatta en son soruşturma ile ilgili avukatımız gidip soruşturma evraklarını istediği zaman oradaki hukuk müşavirlerindeki arkadaşların bir kısmı vermiyoruz, git nereden alırsan oradan al diyor. Oysa sonuç bize bildirilse biz ilgili yargı yoluna başvurup Danıştay’dan soruşturma iznini ortadan kaldırmasını isteyip soruşturulmama emrini ortadan kaldırmasını isteyip cezalandırılmasını isteyeceğiz. O da olmuyor. Son zamanlarda gelen müfettişlerin de bazı uygulamalarını da bahsetmek istiyorum. Herhangi bir konuda belediyeyi incelemeye geliyor. Bakıyor hiçbir şey yok. Raporunu tanzim edip süresinde bakanlığa götürüyor. Soruşturma evrakını veriyoruz. Bakıyoruz bu müfettiş tekrar geri gelmiş.
Anlıyoruz ki diyorlar ki ya bir şey bulamadın mı? İlla ki senin bir şey bulman lazım. Git tekrar iyi bir incele bakalım ne bulabilirsin? Ne bulacaksınız ki? Yok… Biz para yemiyoruz. Haram yemiyoruz. Bulamazsınız.
Bir diğer konu da hakkında onlarca şikâyetimizin bulunduğu Melih Gökçek de hem kendi hakkında hem de bizimle ilgili soruşturmalarla alakalı müfettişlerle yan yana gelip teftiş kuruluna görüşmekten çekinmiyor. Ne görüşüyorsunuz yargılayacağınız, soruşturduğunuz insanla ve milletvekilimiz bunu ayan beyan Kızılay’ın meydanında ne görüşüyorsunuz dediği zaman inkâr dahi edilmiyor.
Görüyorsunuz ki bazı soruşturmalarda Gökçek ailesi gerek adliye gerek teftiş kurulundan çıkmıyor. Şimdi böyle bir durumda bizim yaptığımız şikâyetlerden doğru dürüst sonuç almak mümkün müdür? Bunun adı adalet değil. Herkes kamu yöneticiliği yapıyor. Maaşımızı alıyoruz, bu halka hizmet etmek için çalışıyoruz. Sonuçta bizi denetleyecek. Varsa cezamızı verecek. Bu konuda son sözü söyleyecek insan bizim seçmenlerimizdir. Milletin iradesidir. Bu da sandığa mutlaka yansımaktadır. Kalkıp da zorla bir suç ortaya çıkarmak, ispat etmek bunlar doğru davranışlar değildir. Adil değildir, adalete uygun değildir. Böyle olunca da bu durum nedeniyle Türkiye’de bir türlü rövanş hukuku asla sona ermiyor. Ama artık herkesin sonuna kadar güvendiği, herhangi bir soruşturmada ya da yargılama olduğu zaman asla ve asla taraflı bir tutum sergilenmediğinden emin olduğu bir yargılama ve soruşturma düzeninin mutlaka tesis edilmesi lazım. Bu da ancak görünüyor ki iktidar değişikliği olacak. Yoksa bugün bana yarın sana zihniyetiyle maalesef ülkemiz bir türlü bu uygulamalardan kurtulamamaktadır.

Evet, İçişleri Bakanlığı’nın hakkımızdaki açıklamasına göre 2019’dan bu yana 49 araştırma inceleme onayı verilmiştir. 4483 sayılı kanuna göre 2019’dan bu yana sadece 6 iddia konusu ile ilgili olarak soruşturma izni kararı verilmiştir. Bunları ben halkla paylaşmak istiyorum ki görsünler Mansur Yavaş hangi suçu işlemiş ya da işlememiş hangi suçlamalara maruz kalmış bu konuda bilgi vermek için bugün burada bulunuyoruz. Ve burada ikisi Danıştay tarafından bozulan iki tanesi hâlen Danıştay’a itiraz ettiğimiz biraz sonra açıklayacağım. 2 konuda en son bildirilen konu olarak bunları vatandaşlarımızla paylaşmak istiyorum. Birinci madde ben seçildim. Belediye meclisinde çoğunluğumuz yoktu biliyorsunuz. Kanunsuz bir önerge verdiler. Ben bu önerge kanunsuz deyip işleme almadım. Hem savcılığa şikâyet edildim. Hem de İçişleri Bakanlığı geldi, hemen soruşturma izni verdi. Birinci gün. İlk belediye meclisine çıktığımız gün. Ancak Danıştay birinci dairesi bu soruşturma iznini ortadan kaldırdı. İkinciye gelelim. İkincisinde de usulsüz konu satışına engel.

Hani Gökçek kendi talimatıyla meclisten karar alıp daha sonra da lojman adı altında oradaki daireleri eşinin adına almıştı ya. Biz bunu soruşturma konusu ettik. Mülkiye müfettişi geldi, siz bunu nasıl soruşturuyorsunuz? Bunu niye lojman gibi değerlendirmediniz? Aslında olay şöyleydi: “Mülkiye Müfettişi belediye başkanı görevini yapmıştır” diye raporunu tamamlamasına rağmen Sayın Soylu buna rağmen bu rapor varken bile bunu lojman olarak değerlendirmen gerekir diyeyim. Soruşturma izin verdi. Tabii ki Danıştay bunu kaldırdı. Sonuç itibariyle lojman satışını lojman adı altında yapılan satışında kanunsuz olduğunu biz dosyayı kazanarak davayı kazanarak belediye tekrar kazandırdık. Ama hâlâ lojman adı altında oturduğu daireyi boşaltmasına rağmen hâlâ belediyede teslim etmedi. Bununla ilgili de çabalarımız devam ediyor. Dolayısıyla şöyle bakıyorlardı. Siz eskilerimi soruşturmayın. Evet, devam edelim. Üçüncü soruşturmaya geliyoruz. Konser iddiaları konser iddialarıyla ilgili buraya müfettiş geldi. İnceledi. Raporunu verdi. Raporunda Mansur Yavaş’la ilgili hiçbir şey yok. Tekrar savcılığın talebi üzerine bir daha geldi. Bakın onda da ne diyor? Müfettişler görevlendirdi. Yapılan denetimler sonucunda herhangi bir usulsüzlük veya kamu zararı tespit edilmediği “Savcılığın talebi üzerine bir daha geldi. Bakın onda da ne diyor,‘Müfettişler görevlendirdi yapılan denetimler sonucunda herhangi bir usulsüzlük veya kamu zararı tespiti edilmediği, zararı tespiti yapılmadığı anlaşılmakla birlikte, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş hakkında soruşturma izni verilmesine…’ Yani, madem bir şey yok ki ne soruşturması veriyorsunuz? Dolayısıyla, biz bu karara da itiraz ettik. Çünkü, özellikle Danıştay Birinci Dairesi’ne Gökçek dönemine ait Gökçek’le yapılan Ankara Belediyesi’ndeki bütün ihalelerle ilgili yapılan şikâyetlerle ilgili tamamında, Melih Gökçek’in aktif olarak bu ihalelere katılmadığı gerekçesiyle, tamamında soruşturma izni verilmemesi kararını vermişlerdir. Oysa, daha önceki basın toplantısında gösterdim; kendisinin hafriyatın özellikle Osmanlı Spor’a verilmesi için ANFA’ya verilmesi konusunda talimatı olmasına rağmen savcılık, ‘Gökçek’in talimatı görülmemiştir’ diyerek, takipsizlik verdiği gibi birçok kararda geçen dönemde imzası oldu. Hatta teleferik ihalesi olan bugün 2 buçuk, 3 milyar Belediye’ye zarara sokan ihalede yine,‘Ben, Belediye Başkanı’nın emriyle süre uzatımı verdim’ demesine rağmen, hakkında hiçbir işlem yapılmadığını da hatırlatmak isterim. Evet, bir diğeri; evet, biz bu şeyle ilgili olarak, Gökçek ailesinin müfettişlerle yaptığı görüşmeleri ve adli soruşturmaları yaptığı müdahaleleri ki bir gün önce tweet atmıştı. Demek ki böyle bir baskın yapılacağının, operasyon yapılacağının nasılsa haberi olmuş ve vatandaşın biri de belediyeye çalışan, belediyenin mallarını usulsüz bir şekilde kendi adına kiraya veren birisinin de Osman Gökçek’e dilekçe verdiğini hepiniz hatırlıyorsunuz. Bunları da savcılığa şikâyet ettik anında tabii ki takipsizlik kararı çıktı. Ranta izin verilmediği için verilen beton kararı… Arkadaşlar, bu da çok ilginç bir karar. Neden biliyor musunuz? Eskiden bizim Meclis çoğunluğumuz yoktu. Adeta ‘topal ördek’ olarak adlandırılıyorduk. 38 tane belediye meclis üyemiz vardı. 1-2 tane bağımsız üye vardı. Geri kalanı AK Parti ve MHP meclis üyelerinden oluşuyordu. Ranta dayalı bir karar meclise geldiği zaman ben bunu veto ettim. Şimdi, veto edince tekrar görüşülüyor. Tekrar görüşülürken burada özellikle AK Partili üyeler çekimser kaldı. Şöyle bir şey vardır hukukta; suç işlemek için iki yol vardır memur için. İcrayi olarak bir işlem yaparsanız, suç işlersiniz ya da yapmanız gereken görevi yapmayarak yani ihmali suretle icra edilir suç. Burada nasıl ihmal yaptı AK Partililer? Meclis’te madem kanun emriyle bunun mahkeme kararıyla uygulanması gerekiyorsa ve ben veto ettiysem 20-38 tane üye olumlu oy kullandıysa hâlbuki AK Partili üyeler,‘Hayır, mahkeme kararı doğrudur’ deseydi, geçecekti. Dolayısıyla, onlar, çekimser kalarak burada büyük bir rant olduğunu gördükleri için çekimser kalıp bizim vetomuzun onaylanmasının yolunu açmışlardır. Ancak, müfettiş onlarla ilgili, bu ihmal suretiyle icra edilen kararla ilgili, hiçbir soruşturma yapmamıştır. Daha ilginci, üyelerden bir tanesi bağımsızdır. Bağımsız kalan üyeyle ilgili de verdiği şeye bir bakın Allah aşkına. Evet, kendisinde grup kararı olmadığı için ne oy kullanıldığını bilmiyoruz ama şüpheden sanık faydaları gereğince çekimser oy kullandığını kabul ediyoruz. Yani, kendi kendine niyeti okumuş ve onu da soruşturmadan kurtarmıştır. Ben umuyorum ki Danıştay’dan bu dönecektir. Çünkü, bir kararın veto edilip edilmemesi herkesin hukuki bakışıyla ilgilidir, bu kararlar sonuçta mahkeme kararına bağlanacak kararlardır ve 39 üye hakkında soruşturma var. Çekimser oyu veren 94 üye hakkında yani bu karara çekimser oyu vererek bizi desteklemelerine rağmen onlar hakkında soruşturmaya izni verilmemiştir. Evet, bir örnek daha vereceğim, 2022 yılında belediyeler düzenli şekilde denetlenirler. 2022 yılında müfettişler geliyorlar ve geriye yönelik 10 yıllık bir teftiş yapıyorlar. Bu teftiş de ön incelemeye alınan imar planı değişikliklerin 4 tanesinin 2017 yılına ait olduğunu tespit ediyor müfettişler. Geri kalanı, ‘2019 sonrası’ diyorlar. Şimdi, 2022 yılında 2017 ve öncesinde madem usulsüzlük yapılmış derhal işlem yapmıyorlar. 2024 yılında rapor hazırlanıyor. Şimdi,2026 yılında da soruşturmaya geliyor ve müfettiş, ‘Merak etmeyin bak eski dönemi de soruşturuyoruz’ diye bizimle alay ediyor. ‘Neden’ derseniz 8 yıllık zaman aşımını doldurdu bu arada. Yani, eski yönetimi sorgulamadan onun yargılanmasına imkân vermeden, idare yoluyla onları zaman aşımıyla kurtardı. Bu müfettişler hakkında işlem yapılması gerekmez mi? Dolayısıyla burada ikili bir uygulamayı maalesef görüyoruz ve zaman aşımına devlet eliyle, idare eliyle işlenmiş varsa işlenmiş suçlar ortadan kaldırılıyor. Soruşturma izni 5 ve 6. ‘Çankırı ve Karabük’e araştırmaya personel götürüldüğü’ iddiası. Burada da çok ilginç. Diyor ki ‘sonuç itibarıyla ilgili emir ve talimat verdiğine dair bilgi ve bulguya rastlanmamış olmakla birlikte…’ Hani, şüpheden sanık yararlanırdı? Bunlar, zoraki uygulamalar. Bakın Mansur Yavaş kimdir? Mansur Yavaş seçildiğinden beri gelir gelmez, hiçbir fotoğrafının Belediye’ye asılmayacağı konusunda talimat çıkaran, herkesin serbestliği sendikasını seçebileceğine dair genelde uygulayan ve hiç kimsenin hiçbir mitinge hiçbir toplantıya siyasi toplantıya zorla götürülmeyeceğine dair genelge çıkaran Mansur Yavaş’tır. 2019’dan seçimler hariç bugüne kadar hiçbir ekranda ya da hiçbir bilbordda Mansur Yavaş’ın fotoğrafını hiç kimse görmemiştir. Biz bu şekilde davranarak bir örnek olmak istiyoruz. Şimdi gelecek 2019 yılı, 2009 yılında ben belediye başkanı adayı oldum. 2019 yılında da Beypazarı Belediye Başkanı’na dilekçe verdim. Ben Ankara’da aday oldum, belediyeye gelemiyorum, maaşımı belediyeye tahakkuk ettirin diye. Yine bu 2023 döneminde de on beş gün izinliydim, üstelik bu mitingler olduğu günlerde de izinliyim yasal olarak da sorumlu değilim. Orada da aynı şekilde maaş almayacağıma paranın belediyeye aktarılmasına dair dilekçe vermiş birisiyim. Ben bunları örnek olsun diye yapıyorum. Çünkü bu Karabük’teki olay televizyonda görünür görünmez bir bakın. On beş yani bir gün önce dokuza beşte Beyaz TV yayın yapmış. Ona beşte Mansur Yavaş ne talimat vermiş? Bunların hiç birisini bu mülkiye müfettişi görmemiş göz ardı etmiş. Evet, hiçbir bilgi yok ama gene de soruşturulsun demiş. Devam ediyoruz. Daha vahim şeyler var.
Şimdi Mansur Yavaş yönetimindeki belediye kamu malına geldiğimiz zaman ANFA şirketinin oraya kocaman tanker mazot tankeri, benzin tankeri çekilmiş. 2019 yılındaki AK Parti adayının bütün seçim masraflarını, mazotlarını oradan doldurmuşlar, yiyecekleri oradan gitmiş. Yani merkez ANFA olmuş. Bunu biz tespit ettik. Yazışmalar var. WhatsApp yazışmaları var. Üç defa savcılığa şikâyet ettik. Takipsizlik, takipsizlik dördüncüsünde dava açıldı ve şu anda yargılanıyor.

Yani kamuyu seçimlerde kimin kendi siyasi partisini hizmete kullandığının önlerinin bir tanesi bu. Benim şu savunmam yok onu söyleyeyim. Yani ne var bunda? Bütün bakanlar da seçimlerde uçaklarıyla gidiyor, arabalarıyla gidiyor hayır. Benim öyle savunmam yok. Onlar yapar, biz yapmayacağız. Aramızdaki fark budur. Evet. Geliyoruz 2024 yılına. Aynısını Turgut Altınok yapmış. Şikâyet edilmiş. Mülkiye İçişleri Bakanlığı ona soruşturma izni vermemiş. Ne diyor? Suçu inkâr etmiyor. Diyor ki zararın tamamını ödemişler, kamu zararı ortadan kalkmış soruşturmaya gerek yok diyorlar. Hâlbuki seçim suçluğunun sonuçları itibarıyla bir görevi ihmal ya da suistimalden çok farkı vardır. Seçim suçu işleyen icabında aday olmasının önü kesilecektir ve bu da Danıştay’a gönderildi. Bakın aynı şeyde net suç sabit olmasına rağmen ne yapalım parayı ödemişler. Sadece akaryakıt parasını ödemek yetiyor mu? Belediyenin araçlarını kullanmış bunların yıpranma payı falan neler neler var? Bunu yargılanıp kuruşu kuruşuna tahsil edilmesi ya da bunların cezalandırılması gerekmez miydi? İşte burada çifte standardı gözler önüne sermek için bakanlığın uygulamasını ve mülkiye müfettişlerinin uygulamasını göstermek için bu belgeyi gösteriyorum.
Devam edelim. İşte bu biraz önce bahsettiğim hızlı geçelim. Belediyenin hafriyat gelirlerinin Gökçek’in imzası yok diyorsunuz. İmzayı görüyorsunuz. Yine evine mobilya almış Gökçek ve diyor ki bilirkişi aynı değil diyorlar. Onlar sonra da bir mobilyayı bulmuşlar. İşte bu, biz bunu almadık diyorlar. Şimdi bir gelin bir sonraki sayfaya Allah aşkına. İşte şuna bakın. Chester koltuk, oyma ağaç bilmem ne koltuk işte. Bunların belediyede özel kalemde ne işi var? Özel kalem parasıyla alınmış. Biz onları almadık diyorlar. İfade var. Hanımefendi sehpayı beğenmemiş değiştirin diye. İşte burada da aynı şekilde soruşturma yapılmadı. Devam edelim. Şimdi en son soruşturmaya geliyorum. Bakın bu seçim kanunu. Ne diyor? Memur ve hizmetleriyle her türlü araç ve gereç imkânlarını siyasi bir partinin veya adayın emrinde veya herhangi bir siyasi faaliyeti çalıştırmaları, kullanmaları veya kullandırmaları yasaktır ve cezai hükümleri var. Bu seçim kanunu biliyorsunuz özel kanunlar genel kanunların önüne geçer. Sadece bu iş için yapılmıştır. Bu maddeyi hepimiz biliyoruz. Biraz önce de gördük. Bunu biraz önce söylediğim gibi biz savunmak için söylemiyoruz ama maalesef şu anda iktidarın sonuna kadar bütün kamunun mallarını kullandıklarını biliyoruz. Döndürdük. Peki, bu yapanlara ne oluyor? Seçim suçlarından doğan kamu davası seçimin bittiği tarihten itibaren altı ay içinde açılmadığı takdirde kovuşturma yapılamaz diyor. Sayın müfettiş bu kanunu bilmiyor musunuz siz? Bu kanunu bilmiyor musunuz Sayın Bakan? Kanun hükmü bu kadar açık. Bunu sizin önünüze nasıl getirdiler anlamıyorum. Ya sizi zor durumda bırakmak istiyorlar ya da beni itibarsızlaştırmaya çalışırken bu ülkenin en önemli kurumu olan İçişleri Bakanlığı’nı zor durumda bırakmaya amaçlıyorlar. Bunların hesabını bence sorun. Hatta imkânı varsa soruşturmayı geri alın. Danıştay’ı da bu işlerle boşu boşuna uğraştırmayın. Kanun hükmü açık soruşturma yapılamaz deniyor. Seçim 2023’te yapıldı. Bunların tespitleri 2023 yılında yapıldı. Şimdiye kadar neyi beklediniz eğer bir suç var idiyse? Dolayısıyla yapılan soruşturmanın tamamen kanunsuz, hukuksuz ve Mansur Yavaş’ı Cumhuriyet Halk Partili Ankara Büyükşehir Belediyesi’ni itibarsızlaştırmak için yapıldığından başka hiçbir amaçları yok. Televizyonlarda alt yazı Mansur Yavaş hakkında da soruşturma başladı, soruşturma başladı. Gördüğünüz hakkımdaki soruşturmaları dandik soruşturmalar bir tane para yediğime, yakınları zengin ettiğime dair haram yediğime dair iddia var mıdır? Zaman zaman, zaman zaman kendi ekibimden suç işleyen varsa onları da şikâyet ediyorum. Aynı zamanda bizim bu şikâyet ettiğimiz Sayın Genel Başkan’ın başka türlü tanımladığı şahıs bile savcılığa dilekçe verirken benim neye gelir? Kendine menfaat temin ettiği konusunda tek bir iddiası yok. Denetlemedi diyor. Falan filan diyor. Bulunamaz.Çünkü biz bir söz verdik. Bu kadar 2019 öncesi kirli bilinen bir belediyeyi ele aldıktan sonra bizler tertemiz bir şekilde Ankara’nın ve ülkenin yönetebileceğini göstermek için son derece titiz davranıyoruz ve davranmaya da devam edeceğiz. Sayın Bakan ne diyor? 591 AK Partili belediye soruşturma izni verildi. Güzel ama şunu hiç duymadık. Soruşturma izni verilen Belediye Başkanı’nın evinin arandığını basıldığını koştur koştur adliye götürüldüğünü hiçbir şekilde duymadık. Evet yapılmasın. Yapılmamalı zaten. Sayıştay ya da mülke müfettişleri incelsin, savcılığa intikal ettirsin, yargılama tutuksuz bir şekilde yargılansın, elleri kolları bağlı olmadan kendini savunsun ve ceza alırsa işte ondan sonra suçlu olarak ilan edersiniz.
Evrensel hukuk kuralıdır. Mahkeme sonuçlanıp kararı kesinleşinceye kadar herkes suçsuzdur ve bu bizim anayasamızın da bir gereğidir. Şimdi ben bir suç ihbarında bulunmak istiyorum. Devam edelim. Yani madem çifte standart yok şimdi Gökçek’le ilgili FETÖ dönemine ait onlara verdiği rantlarla ilgili bir şikâyet yaptık. Bakın bakanlık her zaman olduğu gibi işleme konulmaması kararını verdi. Biz Danıştay’a gittik itiraz ettik. Ya öyle imar planları değiştirilmiş ki imara açılmaması gereken yerler imara açılmış ve örgüte bu şekilde para aktarılmış. Rant sağlamış dedik. Ve Danıştay’da bu kararı bozdu. Bu kararı İçişleri Bakanlığı’nın soruşturma işleme konulmaması kararını ortadan kaldırdı. Ne zaman kararı vermiş? 25-12-2025’te Peki bu kararların mahkeme kararlarının ne zaman uygulanması lazım? En geç 1 ayda. Sayın Bakan’ım önünüze getirmemiş olabilirler. Gökçek hakkında derhal soruşturma izni verin. Müfettişler gelsin belediye onlara sunacağımız son derece yoğun ve büyük delillerimiz var. Yargılamasının önünü açın. Bir an evvel bu emri vermenizi bekliyoruz. Bugüne kadar. Bu konuyla ilgili hiçbir müfettiş gelmedi. Yani Danıştay’ın bozma kararı üzerine henüz gelen giden yok. 3628 sayılı mal bildiriminde bulunulması rüşvetli yolsuzlukta mücadele kanunu var. Kanuna veya genel ahlakı uygun olarak sağlandığı ispat edilemeyen mallar ve veya ilgilinin sosyal yaşantısı bakımından geliriyle uygun olduğu kabul edilemeyecek harcamalar şeklinde ortaya çıkan artışlar bu kanunun uygulanmasında haksız mal edinme sayılır. Yine devlet memuru kanununda aynı madde var. Bir devlet memurunun maaşı 100 bin lira ise kendisi birdenbire görevi esnasında 100 milyonluk ev sahibi olmuşsa veya kirası 200-300 bin lira olan bir villada oturmaya başlamış veya çok lüks arabaya binmeye başlamışsa hemen savcılığa verilecek ihbarla hemen işlem yapılır. Bu şahsın maaşı 100 bin lira ama harcamalarına baktığınız zaman son derece büyük harcamaları vardır. Hemen incelenmesi lazım. Şimdi biliyoruz ki Sayın Gökçek 23 yıl belediye başkanlığı yapmış. Daha önce de 5 yıl belediye başkanlığı var. Yani ömrü boyunca memur. Çoluğu çocuğu hiç çalışmamış, hiç çalışmamış. Yani 1 tane ticari faaliyeti görmemişiz. 5 kuruş geliri de yok. Şimdi 600 milyon liralık villa yaptığı ortaya çıktı. Hangi parayla yaptı bunu? Ve üstelik bu villayı yapanlar da inşaatını filan yapanlar da bu yolsuzluğun en büyüğüne yapıldığı Ankapark’taki inşaatları yapan firmalar. Onlar yapıyor inşaatı, Binko İnşaatı İthalat bilmem ne şirketi diye. Ve Batık Ankapark’ın müteahhit burayı yapıyor. Yani görünen köy kılavuzu istemez. Ayrıca delile ihtiyaç var mı? Bakın kendisi nasıl savunuyor?”
(Video gösterimi)
Osman Gökçek video gösterimi (600 milyonluk ev var diyorsun. Ben diyorum ki gel sana bunu 500 milyona verdireyim kime istiyorsan 600 milyonluk ev var diyorsun. Ben diyorum ki gel sana bunu 500 milyona verdireyim kime istiyorsan.)
Mansur Yavaş: “500 milyona veririm diyor. Beş kuruş gelirin var mı senin? Şimdiye kadar Kaç işçi çalıştırdım? Ne kadar vergi verdim? Bir diğer konu daha suçu tespit etmek çok kolay. Biliyorsunuz 30 bin liranın üzerindeki yapılacak bütün harcamalar bankadan yapılmak zorunda. Yani siz oraya fayans alıyorsunuz, çimento alıyorsunuz. Bankada hazır bir paranız olması gerekir. Nereden geldiyse o para. O parayı da sizin havale ediyor olmanız lazım. Maliye Bakanları davet ediyorum. Bir incelesinler. Nasıl yapılmış? Geldim bir diğer oğlanınkine. O da hayatı boyunca çalışmamış. Birine televizyon, birine kulüp verilmiş, onunla idare etmişler. Bu da İzmir’de. Eşinin adına 300 milyon liraya burayı sattılar duyduğum kadarıyla. Satışa 300 milyon lira olarak emlakçıya verdiler. Hadi 500’e indik. 300’dan 800 milyon bir memur maaşıyla bu paralar kazanılır mı arkadaşlar? Artı bir de televizyonu katın. Televizyona da bir değer basın. Televizyon kimin? Bir de onu dinleyelim.”
Video gösterimi
Mansur Yavaş: “Her istedikleri gün koştur koştur şeye çıkacaklar. Televizyona çıkacaklar, insanları karalamaya, itibarsızlaştırma için televizyonu oyuncağı gibi kullanacaklar. Bir incelesinler, Beyaz TV nasıl kurulmuş? Bir lastikçi adına kurulmuş, nasıl bunların eline geçmiş? Bunlar çok kolay soruşturmalarını ortaya çıkar işte aşağı yukarı Bir buçuk iki milyarlık aldıkları maaşın üstünde yaşantısı olan başkalarına gelmiyor mallar kimin üzerinde onlar da var da inşallah soruşturma başlarsa onlarla ilgili de bize gelen ihbarları kendilerine iletmeye devam edeceğiz.
Evet, sevgili hemşehrilerim soruşturma konularını gördünüz. Zimmetime para veya mal geçirmedim. Kimseyi irtikâp etmedim, ettirmedim. Rüşvet almadım. Boğazımdan haram lokma geçmedi. Herkes bilir ki herkes bilir ki benim bürokratlarım çalışanlarım hakkında herhangi bir iddia ortaya atılırsa zaten herkesten önce kendim savcılığa başvuruyorum. Aklanmasını sağlıyorum. Bu konuda bu konuya kendi dönemimle ilgili 11 adet de savcılığa şikâyetim oldu. Sayın iktidar siz neyin peşindesiniz? Uzun yıllardır belediye başkanlığı yapıyorum. Bugüne kadar hakkımda Beypazarı dâhil tek bir yolsuzluk soruşturulması dahi açılmamışken bu kadar zorlama bu kadar temelsiz gerekçelerle başlatılan soruşturulmalarla mı bizi hizmetten alıkoyacaksınız? Bugüne kadar Ankaralıya nasıl hizmet ettiysek bundan sonra da aynı kararlılıkta devam edeceğiz. Bu tür girişimlerle ne bizi yolumuzdan döndürebilirsiniz? Ne de bu millete hizmet etmemizin önüne geçemeyeceksiniz. Zaman zaman şahit olmuşsunuzdur. İktidar partisi Ankara’daki yöneticileri sosyal medyadan zaman zaman bizimle ilgili olarak imanı imalı mesaj atarlar. Açıkla başkan yoksa belgesini açıklayacağız. Açıkla hemen teftişini yapıyorum. Savcılığa veriyor. Biz teftişi yaptık. Ancak işte iktidar partisinin il başkanı, şurasının ilçe başkanı bu konuda elinde bilgi, belge var diyor. Çağırın ifadeye ne varsa verin, varsa suçlu ortaya çıksın. Hiçbiri savcılığa dahi gidemiyor. İşte biz bu kadar özgüvene sahibiz. Ve bugün Cuma günü tekrar hatırlatıyorum. Geçen bir mitingde hatırlattım. Maide Suresi 8. ayette şöyle geçiyor: “Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin, adaletli olun” emrediliyor, adil olun, herkese eşit hukuk uygulayın. Gerek idari gerekse cezai olarak. Yine bir diğer ayet şimdi hepimiz cumaya ineceğiz orada hocayı dinleyeceğiz. Şüphesiz Allah size emanetleri ehlinize vermenizi yani uygun düzgün müfettişler seçin ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder diyor. Dolayısıyla ben Sayın Bakan’a görevinde yeni olduğu için mülkiye müfettişlerinin yaptıkları bu soruşturmalarda adaletli davranmadıklarını anlatmak için bugün bu basın toplantısını yapıyorum. Sayın Bakan’ım umuyorum ki mülkiye müfettişlerine siyasi davranmamaları, adaletle davranmaları hususunda uyaracağınızı ve ikaz edeceğinizi bekliyorum. Hukuki ve cezai idari anlamda yapılan soruşturmalarda kişiye göre uygulatılan ikili hukuk sistemini ikili uygulamaları gördünüz. Son sözüm de şu olsun: Çalmadım, çaldırmadım. Çalanın da karşısında durdum, durmaya devam edeceğim.
Ayza Dişil Mührü’nden 23 Nisan’a Özel Anlamlı Hediye
1
CHP Lideri Özgür Özel’e Saldırı
2
Kanal İstanbul Projesi Hakkında Bakan Abdulkadir Uraloğlu’ndan Açıklama
3
TOKİ 2025 Sosyal Konut Projesi: Başvuru Tarihleri, Şartlar ve Detaylar
4
Sırrı Süreyya Önder Hayatını Kaybetti
5
Mansur Yavaş’tan Demokrasi Çağrısı: Özgür Özel’e Destek İçin CHP Genel Merkezi’ne Davet
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.