45,9281$% 0.05
53,5169€% 0.14
61,9465£% 0.21
6.650,66%0,47
4.505,11%0,45
14.183,37%3,50
Dervişoğlu, “Terörsüz Türkiye’ye kim karşı olabilir? Kim arzulamaz bu ülkede her şeyin güllük gülistanlık olmasını?” diyerek sözlerine başlarken, terörsüzlük söylemiyle terörizmin ve teröristlerin meşrulaştırılmasına karşı olduğunu belirtti. Meseleye geniş bir perspektiften baktığını ifade eden Dervişoğlu, terörist ve terörizm tanımlarının doğru yapılması gerektiğini savundu. Terör örgütünün İmralı’daki liderinin süreci sevk ve idare ettiğine dair bir kanaat taşıdığını söyleyen Dervişoğlu, süreçle ilgili devletten bilgi alamadığını, bu nedenle mevcut iktidarın, MHP’nin, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Devlet Bahçeli’nin söylemlerine, örgütün üst düzey yöneticilerinin ve İmralı’daki liderin açıklamalarına, ayrıca DEM Parti’nin rolüne bakarak değerlendirme yaptığını dile getirdi.

“Ben esas niyetten emin değilim,” diyen Dervişoğlu, mevcut iktidarın siyasi geleceğine endekslenmiş bir planlama olduğunu ve Türkiye’nin geleceğini karartabilecek projeler olarak gördüğünü ifade etti. PKK’nın üst düzey yöneticilerinden birinin emperyal kuşatma vurgusu yapan konuşmalarına dikkat çeken Dervişoğlu, bu tür söylemlerin Türkiye’nin geleceğini risk altına atacağını ve 40 yılı aşkın süredir on binlerce vatandaşın hayatına mal olan bir örgütün emperyalistlerle işbirliği yaptığını söyledi.
“PKK, ASALA’ya İkame Bir Örgüttür”
Dervişoğlu, PKK’nın terör örgütünün ASALA terör örgütüne ikame olduğunu ve Lozan’ı dahi silahlı mücadelenin gerekçesi olarak gösterdiğini belirtti. Silah bırakma sürecinin birtakım pazarlıklar içerdiğinden endişe duyduğunu aktaran Dervişoğlu, PKK’nın silahı ne zaman bırakacağının belirsiz olduğunu ve Suriye’nin kuzeyindeki PYD’nin devletle ortaklık taleplerine başladığını dile getirdi.
“Biz başka yerden bilgi almıyoruz” diyerek sürece dair şeffaflık eksikliğini eleştiren Dervişoğlu, Meclis’te tek kaldığını ancak tarihe karşı sorumluluklarını yerine getireceğini vurguladı. DEM, MHP, AK Parti organizasyonunda güvenlik bürokrasisi ve Öcalan ile yürütülen sürecin sağlıklı sonuç veremeyeceğini iddia eden Dervişoğlu, kurulması planlanan komisyon modelinin de belirsizlikler içerdiğini ve 20-30 yıl sonra Türkiye’nin başını ağrıtabilecek talep ve beklentilerin tutanak altına alınmasından duyduğu endişeyi dile getirdi. Silah bırakma sürecinin 4 ay içinde tamamlanacağı söylemlerine şüpheyle yaklaştığını ve YPG, Irak PKK’sı, PEJAK gibi örgütlerin silahlarının teslim alınıp alınmayacağının sorgulanması gerektiğini kaydetti.
“Davet Edilirse Devletle Görüşürüm, Örgütle Değil”

Devletle Türkiye’nin temel meseleleri üzerine kapalı toplantılara katılabileceğini ancak örgütle kamuoyundan gizli yapılan toplantılara dahil olmayacağını belirten Dervişoğlu, iyi niyetin Lozan veya soykırım gibi tartışmalarla başlamayacağını savundu. PKK’yı Türk düşmanı ASALA’ya ikame bir proje olarak gördüğünü ve milyarlarca dolarlık bir ekosistem yöneten bu örgütte iyi niyet aramanın yanlış olduğunu dile getirdi. Dervişoğlu, örgütün kanton hedefinden vazgeçip vazgeçmediği ve ortak vatan gibi kavramların amacının ne olduğu gibi soruların cevap bulması gerektiğini ifade etti.
Yeni Anayasa Tartışmaları ve Erken Seçim Mesajı
Yeni anayasa tartışmalarına da değinen Dervişoğlu, bu tartışmaların ekonomik kriz zamanlarına denk gelmesine dikkat çekti. Anayasanın darbe anayasası olma vasfının YÖK ve Siyasi Partiler Kanunu ile sınırlı olmadığını savunan Dervişoğlu, tek adama tahkim edilecek anayasa değişikliğini kabul etmeyeceğini ve ilk 4 maddenin dönüştürülemeyeceğini vurguladı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin tahkim edilmesiyle ilgili hiçbir siyasal düzenlemede yer almayacağını belirten Dervişoğlu, parlamenter demokratik sistemi savunduğunu ve mevcut sistemin Recep Tayyip Erdoğan’ı dahi değiştirdiğini iddia etti.
Erken seçim tartışmalarına ilişkin olarak ise Dervişoğlu, Cumhurbaşkanı’nın seçim yapabilecek yetkisi olduğunu ancak anayasadaki iki dönemlik sürenin önemine işaret etti. “Bu anayasaya göre Recep Tayyip Erdoğan aday olamıyor. Onun aday olmasının önünü açmaya çalışmak bu anayasayı ihlal etmek anlamına gelir,” diyerek mevcut durumdaki bir adaylığın anayasayı dolanmak anlamına geleceğini belirtti.
Dervişoğlu, “Milliyetçi reflekslerle konuşmuyorum,” diyerek eleştirilerini mantıklı bir zeminde tuttuğunu, kışkırtıcılık ve duygu sömürüsü yapmadığını, makulü temsil ettiğini söyledi. “Gerçekleri konuşmaya devam edeceğim,” diyen Dervişoğlu, örgütün emellerini meşrulaştıracak hukuki düzenlemelere izin vermeyeceklerini ve bir beladan kurtulmak için o belanın müsebbibine yol haritası çizdirilemeyeceğini ifade etti.
2024 yerel seçimlerinden büyük bir travmayla çıktı. O yaraları sarmak zamanımızı aldı. Küskünlerimizle konuştuk. Gücenmişler vardı. Beklentilerine karşılık bulamayanlar vardı. Tamamıyla konuştuk. Bizim yaşadıklarımızı başka siyasi parti yaşamış olsaydı siyasi ömrünün sonuna gelmesi muhtemeldi. Zaten siyasi rakiplerimizin de beklentisi buydu. İYİ Parti’nin siyasi ömrüne vade biçen çok siyasi ve gazeteci vardı. O süreçleri atlattık. Geçirdiğimiz travmalar ve üzerimize kurgulanan oyunlar birbirimize kenetlenmeye vesile oldu diyebilirim. Şimdi şahlanış için çabalıyoruz. Kamuoyun araştırmalarında İYİ Parti’nin istikrarlı yükselişinden bahsedebilmek mümkün. Siyasi tarzım ve üslubum gereği vasattan yararlanmak ve olumsuzlukları stratejiye dönüştürmek niyetinde değilim. Gerek duruşumuz, gerek söylemimiz, gerek uygulamalarımızla kamuoyunda takdir edildiğinin emarelerini görüyorum. Bu takdir tercihe dönüştüğünde İYİ Parti’nin sıçrama yapacağını düşünüyorum. Son derece şeffaf bir yol haritası tanzim ediyoruz. Hiçbir şeyi unutmadığımızı söylemek isterim. Samimiyetle yaklaşıyoruz ama ihanetleri de unutmuyoruz.
Türkiye’nin sorunları üzerinde, dezavantajlı grupların üzerine çalışıyoruz. Ben son derece ölçülü davranmaya çaba sarf ediyorum. Kırılmayan bir çizgiyi bir devamlılığı, dünle çelişmeyen dünya görüşümüzü ifade ediyorum. Müsavat Dervişoğlu deyince akla ne geliyor sorusu hep ‘özü sözü bir adam’ diye cevaplanıyor. Kamuoyunun takdirine mazhar olduğumu, yakın takvimde bu teveccühün tercihe dönüşeceğine inanıyorum.
Ekrem Bey’i bayramdan hemen sonra ziyaret ettim. Cezaevinde bayram ziyaretleri hükümlü açısından son derece külfetli olur. Bayram günü küçükler büyüklerin ellerini öpmeye gider. Büyükler tutukluysa çocuklar ellerini öpmeye gider, hüzünlüdür. Uğradığı haksızlıkları ifade etti. Siyasi yolculuğunu hiçbir taviz vermeden sürdüreceğini ifade etti. Kendisini ziyadesiyle sıhhatli gördüm. Ben soruşturmanın yöntemleri üzerinde duruyorum. Sayın Ekrem İmamoğlu CHP’nin Cumhurbaşkanı adayıdır. Onun tutuklandığı gün seçim yapıldı. O seçimin yapılacağı önceden biliniyordu. Oraya denk getirildi gözaltına alınması ve soruşturmanın başlatılması. Türk siyasetinde buna benzer süreçler ilk defa yaşanmıyor. İhtilal döneminde bile meşruiyet kazandırmak için gözaltına değil ‘gözetim altına alınmıştır’ denmiştir. Tutuklama bir tedbirdir. O süreçlerden sayın Erdoğan’dan da içinden çıktığı siyasi kadrolar da geçmiştir. O dönemde tutuklama olmamıştır. Tutuklamanın cezaya dönüştürülmüş olması hali kabul edilebilir değildir. Tutuklama yapıldıktan sonraki süreçte ifade edilen şeyler var, delillerin yetersizliği. Sayın Bahçeli’nin de açıklamaları var. Eldeki delillerin sıhhatinden bahsedilmesinin mümkün olmadığına delalet ediyor sonra yaşanan süreç. Hala delil aranıyor.
Bugün delil toplanıyor ise gizli tanıklar ya da itirafçılardan yararlanmaya çalışılıyor ise demek ki tutuklama esnasında yeterli delillere sahip değillerdi. Şimdi de toplanan delillerden emin olunmadığına dair açıklamalar var. Türkiye bunları hak etmiyor. Bu süreçler hukuka, adalete, teamüllere uygun bir biçimde yaşanması lazım. Bazen insanın yüreğini kanatan uygulamalar da sözkonusu oluyor. Tek tutuklu olan sayın İmamoğlu değil. İmamoğlu tutuklandıktan sonra gözaltına alınmış, tutuklanmış gençler var. Anayasa mahkemesi kararlarına rağmen hala tedbir olarak düşünülmesi gerekirken. Sözün millet için sarf edileceği dönemleri özledim.
Özgür Özel’den Erdoğan’a Ağır Gönderme: “Seni Değil, Zulmünü Kınıyoruz!”
1
Bahçeli: Acılarımız da Geleceğimiz de Ortaktır
2
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Libya İçin Taziye, Gazze İçin Destek Mesajı
3
Dervişoğlu: “Türkiye’yi Türksüzleştirme girişimine geçit verilmeyecek”
4
Dervişoğlu: “Amerika Yazdı, PKK Parafladı, AKP-MHP İmzaladı!” Dervişoğlu’ndan Şok İddia!
5
DEM Parti İmralı heyeti, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüştü
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.