NASA Uydu Görüntüleme Teknolojisinin Arkeoloji Alanındaki Dönüşümü

NASA Jet İtki Laboratuvarı tarafından geliştirilen decorrelation stretch yöntemi, uydu verilerinden arkeolojik bulguların gün yüzüne çıkarılmasına olanak tanıyan önemli bir araç haline geldi.

NASA'nın Jet İtki Laboratuvarı'nda (JPL) 1990'ların ortalarında geliştirilen bir görüntü işleme algoritması, günümüzde arkeolojik keşiflerin seyir değiştiren temel bir teknolojisine dönüştü. Aslen Ronald Alley tarafından, NASA'nın Terra uydusundaki ASTER görüntüleme cihazından gelen verileri iyileştirmek amacıyla tasarlanan 'decorrelation stretch' yöntemi, dijital görüntülerdeki renk ve kontrast farklarını belirginleştirerek çıplak gözle görülmesi imkânsız olan detayları görünür kılıyor.

Teknolojinin arkeolojiyle buluşması, Jon Harman adlı bir meraklının, NASA'nın Mars yüzeyi görüntüleri üzerinde bu algoritmanın etkisini gözlemlemesiyle başladı. Tıp görüntüleme alanındaki profesyonel birikimini bu yönteme uyarlayan Harman, 2005 yılından itibaren ImageJ adlı açık kaynaklı yazılım için 'Dstretch' adını verdiği bir eklenti geliştirdi. Bu çalışma, karmaşık uydu verisi işleme süreçlerini erişilebilir kılarak küresel ölçekte arkeologların kullanımına sundu.

Bu yöntem, Angkor Wat Tapınağı'ndaki soluk resimlerden Meksika'daki San Borjitas Mağarası'na, Norveç'teki kaya sanatından Yunan antik kalıntılarına kadar pek çok farklı alanda kullanıldı. Ayrıca mumyalanmış kalıntılar üzerindeki dövmelerin incelenmesi gibi biyolojik alanlara da yayıldı. 2010 yılından itibaren mobil uygulamalarla desteklenen bu teknik, günümüzde uzay teknolojilerinin sivil ve bilimsel disiplinler arası kullanımının en başarılı örneklerinden biri olarak kabul edilmektedir.


Kaynak: NASA Tarih Arşivi