Müsavat Dervişoğlu’ndan Bursa’da “Birinci Vazife” Çağrısı
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Bursa'daki mitingde iktidarı "kara düzen" kurmakla ve "ihanet koalisyonu" oluşturmakla suçladı. "Terörsüz Türkiye" adı altındaki komisyonun, milli kimliği ve üniter yapıyı hedef aldığını iddia etti. Dervişoğlu, orman yangınlarındaki ihmaller, ekonomik sorunlar ve hukuksuzluklar üzerinden iktidara yüklenirken, İYİ Parti'nin Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Türk milletinin birliğini savunma "birinci vazifesi" olduğunu vurguladı.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Bursa'da gerçekleştirdiği mitingde, ülkenin içinde bulunduğu duruma ilişkin sert eleştirilerde bulundu. Konuşmasında, vatandaşların ortak dertlerine vurgu yaparak, iktidarın uyguladığı politikaları "kara düzen" olarak nitelendirdi. Dervişoğlu, "Terörsüz Türkiye" adı altında yürütülen sürecin "zehir" olduğunu ve milli kimliğe yönelik bir tehdit oluşturduğunu iddia etti. İYİ Parti'nin temel vazifesinin Türkiye Cumhuriyeti'ni ilelebet muhafaza ve müdafaa etmek olduğunu haykıran Dervişoğlu, "Ne mutlu Türk'üm diyene" diyerek sözlerini tamamladı.
Ortak Dertler ve "Kara Düzen"in Sorumluları
Müsavat Dervişoğlu, konuşmasına Bursalılara ve yurdun dört bir yanından gelen vatandaşlara hitap ederek başladı. Herkesin tek bir arzu, "güzel bir Türkiye" istediğini dile getiren Dervişoğlu, ülkenin karşılaştığı dertlerin sorumlusunun seçmenler değil, "bir vakitler güvendiklerin, inandıkların, oy verip makam emanet ettiklerin" olduğunu belirtti. "Bunca derdi reva gördükleri yetmezmiş gibi, şimdi bizi dertlerimizle bölmeye çalışıyorlar" diyerek iktidarı kutuplaştırıcı siyaset izlemekle suçladı.
Dervişoğlu, Türkiye'nin her yerinde işsizliğin, adaletsizliğin, yoksulluğun hüküm sürdüğünü örneklerle anlattı: "Bursa’daki Mert de işsiz, Diyarbakır’daki Dilan da. Muğla’da Halime ablam da doktorsuz, Van’daki Berfin bacım da." Bu dertlerin 25 yıldır çözülmeyip nemalananların umurunda olduğunu ancak sadece milletin umurunda olmadığını söyledi.
"Terörsüz Türkiye" Adı Altında Yürütülen Sürece Sert Eleştiri
Dervişoğlu, iktidarın "Her derde deva diye" sunduğu "Terörsüz Türkiye" adlı "ilacın özünün zehir olduğunu" ve Meclis'e "kaçak eczane" kurulduğunu savundu. Bu zehrin "yoksulu yoksula düşman, mazlumu mazluma düşman, dertlerinde bile bölünmüş, parçalanmış bir vatan" yaratacağını dile getirdi. Konuşmasında, bu "kapkara düzeni" yıkmaya yemin ettiğini vurguladı.
Son dönemde yaşanan acı olaylara da değinen Dervişoğlu, Peygamber ocağında susuzluktan şehit düşen evlatları, terörist ininde 12 şehit verilen olayı ve orman yangınlarında 10 kahramanın hayatını kaybetmesini hatırlattı. Özellikle orman yangınlarında "100 liralık fosforlu yeleklerle ateşe yürütülen evlatlarımızın" durumu için kimsenin sorumluluk almadığını belirterek, "Her sorumsuzluklarında devlet yıkılıyor. DEVLET!!!" diye haykırdı.
"İhanet Koalisyonu" ve Saray Düzeni
Dervişoğlu, "Senaryosu okyanus ötesinde yazılan bu devam filminin, yine başrolünde Erdoğan var. Ama bu sefer kadro kalabalık" diyerek iktidarı eleştirdi. "Kandil, İmralı, Balgat derken, bizim Türkiye’mizi yıkıp, 'Başkalarının Türkiye’sini' kurmak için; tüm ihanet odakları bu şer ittifakında toplanmışlar" sözleriyle iktidarın "yeni" adını verdiği oluşumu "ihanet koalisyonu" olarak tanımladı.
Dervişoğlu, iktidarın ormanlar yanarken maden ve otel hesapları yapmasını, kıyıların ve derelerin katledilmesine ferman çıkarmasını, "Türksüz Türkiye’nin, Cumhuriyetsiz Türkiye’nin, Sensiz bir Türkiye’nin hesabını yapıyorlar" şeklinde yorumladı.
Meclis'in İşlevsizleştirilmesi ve Komisyon Tartışmaları
Dervişoğlu, tek adam rejimiyle işlevsiz hale getirilen Gazi Meclis'in, adına bile koyamadıkları bir komisyonla "kirletildiğini" öne sürdü. FETÖ'nün siyasi ayağını araştırma, ekonomik krize çözüm bulma, çiftçinin, esnafın sorunlarını çözme, gençlerin geleceği, kadın cinayetleri, çeteler, uyuşturucu ve orman yangınları gibi konularda komisyon kurma taleplerinin reddedildiğini ancak "İmralı’daki teröristbaşı katil Abdullah Öcalan önerince Meclis’te hemen bir komisyon kuruyorlar" diyerek iktidarı çifte standartla suçladı.
Bu komisyonun "bir tuzak" olduğunu, "PKK ve Öcalan’ın taleplerini meşrulaştıracağını" ve Türkiye'nin başına bela olacağını yineleyen Dervişoğlu, "Bırakın da bu ülkede, bu deliliğe karşı çıkan milyonlarca insan da temsil edilsin. Sesi duyulsun, ses çıksın!" çağrısında bulundu.
İYİ Parti'nin Duruşu: Kimlik Değil, Vatandaşlık ve Eşitlik Vurgusu
Dervişoğlu, İYİ Parti'nin geçmişteki eylemleriyle ilgili eleştirilere açık olduğunu belirterek, "Beni, benim tarihimle yargılayın. Beni, benim yaptıklarım ve yapmadıklarımla anlayın." dedi. Kendi kavgasının "Türk’e ve Cumhuriyet’e düşman olanlarladır" olduğunu vurguladı.
"Ben, Türk’üm, Cumhuriyetçiyim. Ben kimliklere bağlı imtiyazlar değil, vatandaşlığa bağlı eşitlik isterim!" diyerek partisinin temel duruşunu netleştirdi. Anayasa'da kimliklerin tek tek sayılarak eşitlenemeyeceğini, eşitliğin aynı hukuk ve icraatla sağlanacağını savundu.
Konuşmasının sonunda, "Bu hayasızca akını durdurmak için bir arada olmaya, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyeti’ni muhafaza ve müdafaa etmeye mecburuz diyorum!" diyerek, tüm milleti "birinci vazifesine" çağırdı. Dervişoğlu, sık sık "Var mısınız?" sorusunu tekrarlayarak, "Türkiye’yi Türksüzleştirmeyeceğiz, Türk vatanını böldürmeyeceğiz! Cumhuriyeti yıktırmayacağız!" mesajını verdi.