Milletvekili Doğan Bekin: Srebrenitsa’da 8 Binden Fazla Boşnak Katledildi
Srebrenitsa’da 1995 yılında yaşanan soykırım, Rusya’nın BMGK vetosu ve uluslararası sessizlikle hâlâ gündemde. Türkiye’nin bölgedeki rolü yeniden önem kazanıyor.
Milletvekili Doğan Bekin: Srebrenitsa'da 8 Binden Fazla Boşnak Katledildi, 11 Temmuz 1995’te Avrupa’nın ortasında, Birleşmiş Milletler tarafından “güvenli bölge” ilan edilmesine rağmen Bosnalı Sırp güçleri tarafından 8 binden fazla Boşnak erkeğin katledildiği Srebrenitsa Soykırımı’nın üzerinden 30 yıl geçti. Bu insanlık trajedisi, 2007 yılında Uluslararası Adalet Divanı tarafından resmen soykırım olarak tanımlandı.
Savaşın izleri hâlâ tazeyken, 2015 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde soykırımın resmen tanınmasını öngören karar tasarısı, Rusya'nın vetosuyla reddedildi. Bu gelişme, uluslararası toplumun adalet ve insan hakları konusunda ne kadar kırılgan olabileceğini bir kez daha ortaya koydu.
Rusya'nın Vetosu: Tarihsel Travmayı Derinleştiren Bir Tutum
Rusya'nın Güvenlik Konseyi’ndeki vetosu, yalnızca Boşnak halkının değil, dünya kamuoyunun vicdanında da derin bir yara açtı. 2015’teki bu hamle, SS ve Gestapo üyelerine af çıkaran Nazi sonrası Avusturya’nın yaklaşımıyla kıyaslanarak, soykırım uygulayıcılarına zımni destek anlamına geldiği şeklinde yorumlandı.
Balkanlar’da etnik gerginlikleri artırabilecek bu tür müdahalelerin, “Ortodoks dayanışması” çerçevesinde yapıldığı iddiaları ise tartışmaları derinleştirdi. Moskova'nın bu tutumunun, Balkanlarda istikrar yerine cepheleşmeyi beslediği değerlendiriliyor.
Potoçari’deki Sessizlik: 8 Bin Şehidin Tanıklığında
Srebrenitsa'da hayatını kaybedenlerin defnedildiği Potoçari Anıt Mezarlığı, adaletin geciktiği bir coğrafyada sessiz bir direnişin sembolü. Soykırıma kurban giden binlerce insanın anısına yapılan bu kutsal mekân, dünyanın unutmaması gereken bir utanç sayfası olarak hâlâ dimdik ayakta duruyor.
Gazze ile Srebrenitsa Arasında Korkunç Benzerlik
Son dönemde Gazze’de yaşanan sivil katliamlar da, Srebrenitsa ile benzer trajik örnekler olarak anılıyor. Sivillerin hedef alındığı bu saldırılar, uluslararası vicdanın bir kez daha test edildiği süreçlere dönüşmüş durumda. Bu paralellik, insanlığın aynı hataları tekrar ettiğini düşündürüyor.
Türkiye’nin Rolü: Barışın ve Hafızanın Teminatı Olmalı
Bosna'daki savaşın seyrini değiştiren ve barışın kapılarını aralayan isimlerden biri olan Aliya İzzetbegoviç, yaşanan trajediyi “II. Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük soykırım” olarak tanımlamıştı. Aynı şekilde, dönemin Türkiye Başbakanı Necmettin Erbakan’ın diplomatik hamleleri, savaşın seyrine doğrudan etki etmişti. Milletvekili Doğan Bekin: Srebrenitsa'da 8 Binden Fazla Boşnak Katledildi
Bugün ise barış sürecinin pamuk ipliğine bağlı ilerlediği bu coğrafyada, Türkiye’nin daha etkin ve yapıcı bir rol üstlenmesi, bölgedeki tüm halkların ortak beklentisi haline geldi.