Dervişoğlu’ndan Sert Pazar Tablosu, Vatandaş Çöpten İhtiyaç Karşılıyor

Benzer Videolar

Dervişoğlu’ndan Sert Pazar Tablosu, Vatandaş Çöpten İhtiyaç Karşılıyor

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Ankara - 100. Yıl Pazaryeri'ni ziyaret etti. Vatandaşların tane ile alışveriş yaptığına dikkat çeken pazar esnafı, büyük marketler karşısında rekabet edemediklerini de kaydederek kendilerine suikast yapıldığın vurguladı. Emekli bir vatandaş ise yaşadığı maddi sıkıntılara işaret ederek "Madem öyle Cumhurbaşkanı yaşlıları bir yere koysun; gaz verip bizi topluca öldürsünler" şeklinde konuştu. Dervişoğlu, ziyaret sonrası "Vatandaşı bu hâlde görünce, boynumdaki kravattan ve üstümdeki beyaz gömlekten utanıyorum.

Ziyaret bitiminde değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, “Vatandaşların önemli bir kısmı
fiyatların düşmesi için akşam saatlerini bekliyor. Ama akşam saatlerinde de beklentiye karşılık
verecek bir fiyat düşüşü söz konusu olmuyor. Pazarda kullanılamaz diye düşünülen ürünler bir
tarafa bırakılıyor ve üzülerek müşahede ediyoruz ki; vatandaşlarımız atılmış ürünler içerisinden,
çöp demeyelim ama yani atılmış ürünlerin içerisinden ihtiyacını karşılamaya çalışıyor" diye
konuştu.
“Bu gidişat sürdürülebilir değil”
Üreticilerin, nakliyecilerin, pazarcıların ve vatandaşların memnun olmadığını ifade eden
Dervişoğlu, “Bu üretim ve nakliye zinciri, özellikle gıda arzında son derece ağır mağduriyetler
içerisinde. Bunun sofralarımıza yansıması da yürek yakan bir durum olarak karşımıza çıkıyor.
Hep söylüyorum. Emeklimiz tenceresini kaynatamıyor. Dar ve sabit gelirli olan vatandaşlarımız
geleceklerini güvencede hissetmiyor. Bu gidişat sürdürülebilir değildir. Türkiye Cumhuriyeti
Devleti'ni yönettiğini zannedenlerin çok acil tedbir alması gereken bir husustur bu. Pazar bu
duruma düşmüşse, herkes mutsuzsa ve herkes yere bakarak pazarda geziyorsa, bunun
düzeltilmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.
"Vatandaşı bu halde görünce boynumdaki kravattan ve üstümdeki beyaz gömlekten
utanıyorum"
Türk çiftçisine gerekli desteğin verilmesi gerektiğini vurgulayan Dervişoğlu, “Aksi takdirde
Türkiye'yi bekleyen son derece ciddi bir gıda krizi söz konusu olabilir. Bu uyarmalardan ders
çıkarmayanlar, uzaktan bakarak bir anlam yüklemeye çalışıyorlar. Gelsinler bu pazarı

görsünler. Herkesin mutsuz olduğunu görsünler. Domatesin bir çeşidinin 400 lira, biberin bir
çeşidinin 350 lira olduğuna şahitlik etsinler. En ucuz peynirin yaklaşık 300 lira olduğunu
görsünler ve Türkiye'ye getirdikleri durumu önce tespit etsinler. Bu halden utanmaları
gerektiğine öncelik öncelikle kendileri şahit olsunlar. Bu son derece kötü ve üzüntü verici bir
durum. Bu ziyaretleri her yaptığımda pazar yerinden yüreğim yaralı ayrılıyorum. Bugün de aynı
duygular içerisindeyim. Alışveriş yapabilirim belki diye gelmiş olan vatandaşlarımız, yolda bizi
yakalayıp dertlerini anlattılar. Alışveriş yapacak bir hallerinin olmadığını anlatmaya çalıştılar.
Böyle bir durumda size çok samimi olarak söylüyorum; vatandaşı bu halde görünce, boynumdaki
kravattan ve üstümdeki beyaz gömlekten utanıyorum." dedi.


"Silahlar bırakılmamış, mangalda yakılanlarla kalmış süreç"
Dervişoğlu, açıklamaların ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
İktidar cephesinden “Silahların tamamen bırakılması gerekir” şeklinde bir açıklama geldiği
hatırlatılarak “Terörsüz Türkiye' süreci bir duruksamaya mı girdi?” sorusu üzerine Dervişoğlu,
şöyle konuştu:
“Aslına bakarsanız, demek ki silahlar bırakılmamış. O süreç mangalda yakılanla kalmış. Şimdi
ne diyorlar; 'Ben silahı nasıl bırakayım, istediğimi alamadıktan sonra?' Türkiye Cumhuriyeti
Devleti'nden beklentilerini silahla almaya kalkışanlarla, müzakere masasına oturulmaması
gerektiğini zamanında söyledim. Şimdi atmış oldukları yanlış adımlarının sonuçlarına
katlanıyorlar. Ben bir laf söyleyince de sanki milliyetçi bir refleksle ifade ettiğimi kamuoyuna
sosyal medya üzerinden pompalıyorlar. Ben milliyetçi reflekslerle falan konuşmuyorum. Ben
Türk milletinin kardeşliği üzerine ve bu kardeşliğin devamından yana olduğum için
konuşuyorum. Siz toplumun bir kesiminin siyasi önderliğine, İmralı’daki cani başının sözcülüğü
imkanını verirseniz işte bunlar olur. Türkiye'de terör örgütünün silahı bırakmadığını DEM Parti
söylüyor ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yöneten Cumhur İttifakı söylüyor. Hani süreç çok
iyi gidiyordu? Hani örgüt silahı bırakmıştı? Hani Abdullah Öcalan denen cani, kurucu önder
olmuştu da örgüt üzerinde hakimiyeti vardı? Bunların düşünceden eyleme, yani kuvveden fiile
geçirilmesinin mümkün olmayacağını söyledim. Bir örgüt, Amerika Birleşik Devletleri'nin
vermiş olduğu silahları, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne teslim etmez. O silahlar Türkiye
Cumhuriyeti sınırlarında bile değil. Birileri içeride bir silah yakma müsameresi sergiledi. Millet
de şimdi akıbet ne olacak diye bekliyor. Ben bundan bir netice çıkmayacağını ifade ettim. Bu
sadece Türkiye'nin üniter devlet yapısının, Türkiye'nin birliğinin, Türk vatanının
bölünmezliğinin tartışma masasına yatırılacağını; bu yapılan uygulamalardan örgütler ve onun
uzantısı olan siyasi mekanizmaların şımaracağını; buna bağlı olarak da kardeşlik hukukumuza
zarar vereceklerini ifade ettim. Nevruz münasebetiyle meydanlarda yapılan konuşmaları
görüyorsunuz”